Puan vermedi·128 syf.··
2026 12. kitabı
"Insan gençliğini aşka vermezse, gençlik ne işe yarar?" "Ama kaybeden sonunda siz olmuşsunuz." "Kayıp mı? Kaç kişi böylesine sevebilmiştir dünyada?" "Ama bir kucak korla kalan siz olmuşsunuz." "İyi ya boş değildi kucağım." "Ama yandınız, kül oldunuz." "Ama vardım, kül bunun kanıtı." 12 Eylül'ün gölgesinde boğulan bir aşk hikâyesi... Yaşamın kıyısında seyirci olmaktan öteye gidememiş bir erkek... Birbirinin ışığıyla kamaşan iki ayna arasında parçalanan bir kadın... Başkasının gözünde nasıl göründüğünü, iki günlük üzerinden anlatan deneysel bir çalış-ma. Modern zamanların karmaşık insanlık halleri Ayfer Tunç'un usta kaleminden unutulmaz bir edebiyat şölenine dönüşüyor. Suzan Defter, daha önce öykülerinden biri olduğu Taş-Kâğı-Makas'tan azat olmuş, tek başınalığı hak etmiş bir eser.
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
Güzeldi
7/10
·79 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 23:11
Selam bugün sizlere Kuşlar Da Gitti anlatacağım. Kitapta yoksul 3 çocuk ve başından geçenler anlatılıyor. Bu çocuklar Florya'da uçan kuşlara tuzak kurup, kuşları avlayıp kilise ve cami önlerinde satıyorlar. Alan kişi kendince kuşları serbest bırakıp sevap kazanıyormuş falan öyle bir şey işte. Fakat zamanla bu gelenek körelmiş. Kimse kuş almaya yanaşmıyor, çocuklar da bu durumdan muzdarip. Annesinin halısını satıp kuş kafesi alan Süleyman, babasının düşmanlarından kaçıp İstanbul'a gelen Hayri ve Semih, bu kitapta bize azat buzatlık kuş geleneği ile beraber insanların merhamet duygusunun da zamanla yok olduğunu anlatır. Akıcı ve güzel bir öykü olmuş. Yaşar Kemal okumayı seviyorum. Puanım 7.
Edebiyat
Kuşlar da GittiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202217,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·
Alatlı, Günay Rodoplu üzerinden bazı konuların üzerinde hususen durmaktadır. Rodoplu, müslümanlığın sınıfsal bir niteliğe büründüğünü düşünmektedir. Ayrıca Rodoplu, taciz meselesine “Dikkat edersen, kadınlar bakılmayı değil, ‘o’ erkeklerin bakmasını istemezler. Oysa, aynı kadını kendisine layık gördüğü adamların arasına koy, bayılır. Çimdiği bile iltifat sayar! Öyle değil mi?” sözleriyle farklı bir bakış açısı sunarak eleştiri getirmektedir. Rodoplu, Aleviliğe övgüler yağdırılmasının ve güzelliklerinin insanların gözüne sokmakla yapılmak istenenin bir nevi alevi güzellemesi olduğu ve İslam karşısında alternatif olarak yeni ve ılımlı bir din olarak gösterilmek istendiğinin de izlenimini vermektedir. Karakter, mezar başında dua okuyan hocaları televizyon sunucularına benzeterek İslam adetlerinin basitleştirilip yapılırken neden yapıldığına dair bir fikir olmaksızın yapılmasını ve olağan ritüeller haline gelmesine de eleştiri getirmektedir. Edebiyat camiasını da süzen Rodoplu, profesörün önünde kitap imzalatmak için dizilen okurların imzalattıkları kitapları okumayacaklarını belirterek aslında bu tür işlerin reklama dönüşmesi ve kaliteli okurluğun da zayıfladığına işaret etmektedir. Erkek-kadın ilişkilerinde “Canın bildiğinin kaderini paylaşamamak nasıl bir şey, düşün bir! Erkeğinin korktuğunu bilmek ve yanında olamamak… ölümden değil, bağırsaklarının boşalmasından, dilinin dışarıda kalmasından, aşağılanmaktan korktuğunu bilmek ve yanında olamamak! Çok soylu hanımlarmış devrimciler. Romanoff’a iyi davranmışlar” sözleriyle de aslında erkek ve kadına biçilen rollerin ve duygusal farklılıkların farklı bir bakış açısını sunmaktadır. Metinden anlaşıldığı kadarıyla sanatın toplum için olduğu ve bu şekilde yapılması gerektiğini düşünen Rodoplu, sanatın ibadet
Viva La Muerte! Yaşasın Ölüm!Alev Alatlı · Kapı Yayınları · 2024411 okunma
Fatih'i Herkes Yazar Marifet Deli İbrahim'i Yazmakta
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 21:27
·
Tarihi roman deyince akla gelen ilk isimlerden biri değil Zülfü Livaneli ama "madem yazıyorum, hakkını da vereyim" demiş. Bu arada tarihi roman denince akla gelen klasik aksiyonu bol epik bir eser gelmesin aklınıza. Daha çok kölelik psikolojisi ve iktidar hırsı odağında geçen bir roman yazmış Livaneli. Bende asıl hayranlık uyandıran iki şey var. İlki tarihi roman yazımına uygun olan dilin kusursuza yakın (kusursuza yakın diyorum çünkü kusursuz nasıl olur bilmiyorum) bir seviyede kullanılmış olması. İkincisi ise bedeni azat etseniz bile baki kalacak olan köleleşmiş ruhun harika bir şekilde betimlenmiş olması. Harem Ağası olan Habeşli bir köle ve nam-ı diğer Deli İbrahim'in saltanatını konu alan eserin bir diğer kahramanı ise Osmanlının Hürrem Sultan ile birlikte en güçlü Valide Sultanlarından biri olan Mahpeyker Kösem Sultan. Analığa diz çöktüren iktidar hırsı ve bu hırsa kurban edilen gencecik hayatlar trajikomik bir şekilde kaleme alınmış.
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,8bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 22:13
Pîrî, Osmanlı Paşası Yusuf'un fantastik bir gemi seferini anlatıyor. Yanında has adamları Seyyid ve Azat bulunuyor. Paşa, yolculukta yaralanıyor, esirlerden Kıbrıs'lı bir Rumun, Seferis'in büyüsü ile iyileşip, gerçek üstü bir adayı aramak için okyanusa çeviriyor rotayı. Yusuf Paşa'nın şahsında ünlü Türk denizcisi Pîrî Reis'in hazin sonunu da anlatıyor eser. Dili, Saramago'nun, Marquez'in ya da İhsan Oktay Anar'ın büyülü gerçeklik tarzını andırıyor. Bu tarzı sevenler için güzel bir eser.
PîrîFaruk Duman · Yapı Kredi Yayınları · 2020130 okunma
Puan vermedi·102 syf.··
2026 4. kitabı
İMLÂ KURALLARI İmlâ kuralları anarşist oluyor seni yazarken; Kuralsız, itaatsiz, âsi, devrimci, Adına özel olduğu için değil, Sen olduğun için büyük harfle başlıyorum. Diğer harflerden farkın olsun diye. Ve hep tırnak içerisinde yazmak zorundayım, Bitirip de bir nokta koyamıyorum, İlla bir bağlaçla bağlanıyorum. Mevcut harfler yetmiyor, yeni harfler arıyorum. O kadar teksin ki yazımda iki "v"yi yan yana getirip "w"yi kullanmıyorum. Yabancılaşmandan korkuyorum. Seni anlatmaya başlayınca yetmiyor virgüller, Noktalı virgülle farklı özelliklerine geçiyorum. "Ki" bağlayıcıyla kendimden bahsetsem de, Akışı bozuyor diye vaz geçiyorum. Parantez içerisine hapsolan kelimeleri Üç noktayla azat ediyorum… Köşeli parantezi kişilik anlatımında kullanıyorum. İsmin diğer halleri umurumda değil, "Sen hâli" yetiyor bana. Tam bir açıklama yapacağım, iki nokta koyuyorum, Olmaz diyor birileri: Yazım kuralları. Birleşik yazılan "veya", "birçok" kadar olamadık. Ne kadar dipnot birikti bir bilsen, İçindekiler önemliymiş içerik için. Zahmet edip sayfaları karıştırmıyorlar. Yanlış kaynaktan besleniyormuşum, Öyle diyor Eyüplü Hoca.
Aforizmalar - GKAYıldıray Öztürk · DBY Yayınları · 016 okunma
Reklam
Reklam