Sabahleyin evinden çıkan kimse, hakikatte kendini satmıştır. Ancak bu, onu azat eden ve kurtaran bir satış olabileceği gibi, helak eden bir satış da olabilir. Müslümanın satışı, onu kurtaran bir satıştır. Kâfir ise kendisini helake götüren bir işe gitmektedir. Çünkü o, gününe Allah'a isyanla başlar. Gününe yeme ve içmeyle başlasa bile kıyamet günü bu yüzden cezalandırılacaktır. Kafir, ağzına götürdüğü her lokmadan, içtiği her damla sudan ve giydiği her elbiseden dolayı kıyamet günü ceza görecektir. Bunun delili şu âyettir: "De ki: Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya hayatında, özellikle de kıyamet gününde müminlerindir." (el-A'râf 7/32) Yani nimetler dünya hayatında sadece müminlerindir; başkasının değil. Kıyamet gününde bu nimetler, hiçbir külfeti ve meşakkati olmaksızın onların olacaktır. Bu âyetin mefhumu muhalifinden; bu nimetlerin mü'minlerden başkasına haram olduğu, kıyamet günü onlardan başkasına nimetin verilmeyeceği ve o günde bunlardan dolayı ceza görecekleri anlaşılmaktadır. Bu âyet, Mekke' de inen âyetlerdendir. Yüce Allah, en son indirdiği âyetlerden birinde de şöyle buyurmuştur: "İman eden ve salih amel işleyenlere tattıklarından dolayı günah yoktur." (el-Mâide 5/93) Bu âyetten, aynı zamanda, iman etmeyenlerin tattıkları her nimetten dolayı günah kazanacağı da anlaşılır. İşte, kafir sabahtan itibaren -Allah korusun- helak edecek şeyler uğruna kendini ortaya koyup satar. Mü'min ise cehennemden azat edecek ve kurtaracak şeyler uğruna kendini ortaya koyar. Allah'tan beni ve sizi bu kimselerden eylemesini dileriz.
Sayfa 150 - 1. Cilt·Kitabı okuyor
Müstakbel kötülüklerden habersiz olmak ve geçmiş kötülükleri unutabilmek tabiatın bize merhametinin göstergesidir. Böylelikle sayılı ve korkunç günlerimizi sindirebiliriz, azat edilen duyularımız yakıcı hatıralarla deşilmez ve kederlerimiz tekrar tekrar dürtülüp açık yaralar olarak kalmaz.
Reklam
Kölenin burnundaki demir halka azat olduğunda çıkartılsa bile deliklerin izleri ölene dek görünmeye devam edecektir.
Sayfa 11 - Ketebe
"Seni azat ediyorum." "Azat edilmeyi istedim mi hiç?" "Kelimelerinle hayır, asla." "Neyle peki?" "Farklı bir kişilikle, değişik bir ruhla, farklı yaşam tarzınla, başka bir umudun peşinde oluşunla. Sana olan sevgimi tartıp ona değer ya da paha biçen her şeyle. Yaşadıklarımız olmasa, peşime düşer, kalbimi kazanmaya çalışır mıydın yine de? Hiç sanmıyorum."
“aşkın bütün zahmetinden bizi azat ettiler ve böylece aşk, eğlencelerimiz arasına düştü..”
Alıntı
kaçamazsın :)
Doğmamış olmanın daha iyi olacağı fikri geleceği vaatten yoksun ve geçmişi de arzulanır geçmişten önceki zaman dilimi olarak sunar. Bilinmeyen, görünüşte fazlasıyla bilinene tercih edilir. Orada hiçbir acı ya da haz olmamasının hazzı ya da acıdan çok haz olması arzusu değildir söz konusu olan; bütün haz-acı hesaplamalarından - 19. yüzyılda gayet uygun bir isimle "hedonistik cebir" denen şeyden- kurtulma arzusudur. Nihai dilektir bu: haz ya da acının bitmesi dileği değil, arzu ve acının hiç başlamamış olması dileği. Bir intihar ya da ölüm dileğinden daha iddialıdır bir bakıma; hiç doğmamış olma arzusu tüm bu kaygılardan muaf tutulma arzusudur. ... Asla doğmamış olma dileğinin önkoşulu doğmuş olmaktır. ... Hiç hayal kurmama halinin hayalini kurmaktır, herhangi bir şeyden azat edilme ihtiyacından azat edilmektir. .... Sanki hiç arzu etmeye başlamamış olma arzusu hariç tüm arzular hayatın aslında ne olduğuna dair bir yanlış anlamaymış gibi.... doğmamış olmanın daha iyi olup olmadığı sorusunu sormanın, bilerek ya da bilmeyerek çoktan bir özcü olmak -ya da en azından özcülüğün tesellisini cazip bulmak; hayatın esasen nasıl olduğunu bilen ya da bildiğine inanan birine dönüşmek anlamına geldiğini de belirtmek gerekir. Bu alimi mutlak bir konumdur; trajedi bunun son derece yıkıcı sonuçları olduğunu ifşa eder. Doğmamış olmanın çok daha iyi olacağına inanan insan -bu inanç kulağa ne kadar absürd gelirse gelsin- doğası gereği muhtelif bakış açılarına, alternatif görüşlere ya da rakip veçhelere inanamaz. .... Dünyanın ve yaşamın gerçek bir doyum barındırmadığı ya da doğmamış olmanın daha iyi olacağı fikri, daha az keyfimizi kaçıran başka tasvirlere ulaşabileceğimiz fikri kadar kurmacadır.
Sayfa 140·Kitabı okudu
Reklam
Reklam