Korkunç bir kâbus gördüğü anlaşılan ve yatağında kıvranan
bir tutuklunun iniltisiyle uyandığım bir geceyi hiç unutmayacağım. Korkutucu rüyalardan ya da hezeyanlardan mustarip insanlar için özellikle her zaman üzüntü duymam nedeniyle, zavallı
adamı rüyasından uyandırmak istedim. Ansızın, yapmak üzere
olduğum şeyden ürküp, adamı sarsmaya hazır olan elimi geri
çektim. O anda, ne kadar dehşet verici olursa olsun hiçbir rüyanın, bizi çevreleyen ve kendisini sarstığım takdirde adam uyanacağı kampın gerçeklerinden daha kötü olmadığının, yoğun bir
şekilde bilincine vardım...
Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu,daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırım
Var mı dünyada günah işlemeyen, söyle; Yaşanır mı hiç günah işlemeden, söyle; Bana kötü deyip kötülük edeceksen, Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle.
Halbuki ne kadar masum bir yüzü var; harp meydanlarında bağırsaklarını avuçlayarak ölenleri, apartman kapılarının önüne bırakılan çöp tenekelerini karıştırıp gıda arayanları, aynı gecede ikinci aşkını pencereden içeri almaya çalışanları gördüğü halde güzelliğini ve saffetini muhafaza edebiliyor.Bizler,her gördüğümüz fenalığın ve rezaletin bir parçasını ruhumuzda ebediyen beraber taşımaya mahkum insanlar,onun yanında ne kadar zavallı ve küçük şeyleriz.