gittiğimde gerimde hüzün değil ferahlık kalsın
ben kurtuluyorum buralardan kalanlar rahat nefes alsın
geldi, gördü, sıkıldı yazın mezar taşıma, italik
öldürdüğüm çiçeklerin toprağı anneme kalsın!
Ölümün ve mezarın anlamı da bu değil mi acaba? Bir düşüşten sonra bir yüceliş gelmesi için hayata ve insana yüklenmiş bir çile saati. Ah, birsarkaç gibi bir ölüme, bir hayata gidip gelen ruh’larla, sadece biyolojik yaşantının içinde vakit dolduran ruhlar arasında ne büyük uçurum vardır!
Sen bir çölde ilerliyorsun. Devrilen bir çöl müsün? Ay mısın ilerleyen bulutlar arasında? Gökler deviren ay mısın? Çöller içinde kentler kuracaksın. Çölleri kentlere çevireceksin. Çünkü; sen İbrahim’sin.
Ah acı, ah yüreğimizin muhkem bastığı tek yer!
Ne çok iplere serdiler seni un yerine. Çepçevre kuşatıldığımız acımasızlıktan,acılarımızı duyamaz hale geldik.