“Ortadoğuda kızlar kadın doğar. Ecellerinden önce ölürler.
İlk yemeği anasından gelen ve yediği çanağa tükürmekte
sakınca görmeyen erkek. O kadar çok kadın gömer ki,
toprak bile artık dişidir. Bu yüzden toprak ana diye bilinir.
Diri diri gömüle gömüle, toprağı bile kadın yapmışlardır.
Bu yüzden verimsiz ve çoraktır; buna da kadının intikamı
denir.”
Artık o genç insanın korkutucu arayışı içinde değilim. Ne yaşantıları, ne de insan sıcaklığını arıyorum. Bugün, hem insan sıcaklığını, hem de sevgiyi yalnız kendi içimde taşıyorum. Yani sevgisizim. Ve soğuk.
Uçurumlar var, var uçurumlar diyorum ben insanla insan arasında, kendiyle kendi arasında, kendiyle başkaları arasında. Böylece özleyebiliyoruz, kendimizi, başkalarını.