Bilindiği gibi, Ömer b. Abdülaziz dört raşid halifeden sonra idarecilerin en faziletlisidir. Zekeriyya b. Yahya et-Taî’nin, amcası Zecr b. Huseyn’den naklen haber verdiğine göre, Ömer b. Abdülaziz, Hasan-ı Basrî’ye yazdığı bir mektupta: “Bana, Allah’ın emirlerinde kendisinden istifade edip yardım göreceğim kimseleri göster,” diye ricada bulunmuş, Hasan-ı Basrî de cevaben şunları yazmıştır: “Gerçek din ehline gelince, onlar seninle olmak istemezler. Dünya ehlini de sen istemezsin. Fakat sen şeref sahibi asil kimseleri yanında bulundur. Çünkü onlar, şereflerini ona hıyanetlikle kirletmekten korurlar.”
Sayfa 29 - Sayfa 27,28 - Semerkand Yayıncılık, 3. Baskı, Eylül 2004 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okuyor
Nebi’nin (s.a.v.), bilinen tarihi figürlerle (son durum) kıyası
Öğreti bütüncüllüğü, hayatın içinde dokunduğu konuların çeşitliliği ve sadece teorik ya da pratik zeminde kalmayıp teorik-pratik bütünlük açısından incelemede bulunmaktayız. Burada genelde son durumda, toplumun ya da bireylerin son durumu değil, onlarda oluşan sıçrama ve değişimin boyutunu ele almaktayız. Mesela bugün, toplumun teknolojik şartları elbette Hz. Muhammed'in (s.a.v.) toplumundaki şartlardan iyidir. Ancak Hz. Muhammed (s.a.v.) ile kyaslayacagimiz kisinin bugunki toplum icerisinde olusturdugu değişimin büyüklüğü yönünden kıyaslayacağız. Toplum Koşulları: Toplumun siyasi, kültürel, ahlaki, dini, hukuki, askerî başarıları yönünden durumunu incelemekteyiz. Burada şahsın, içerisinden çıktığı toplumun bu sahalarda ona sahip olduğu fikirleri ilham etme ihtimalini incelemekteyiz. Bireysel Koşullar: Şahıs, toplumunu olumlu yönde değiştirmiş olsa dahi bunun için aldığı eğitimin düzeyi, başarısını belirlemekte etkili olacaktır. Zaten toplumun en iyi eğitim alan kesimine, toplumu daha iyi yönde değiştirmeleri için bu eğitim verilmektedir. O'nun başarısının, kaliteli eğitiminden kaynaklı beklenen başarının üzerine çıkmasını talep etmemiz doğaldır. O, Siyasi başarıları açısından Cengiz'le kıyaslanabilir. Ancak Cengiz'in kan gölü üzerinde kurduğu imparatorluk, ölümünün akabinde parçalanmıştır. Kültürel olarak da hâkim oldukları tüm coğrafyalarda asimile olmuşlardır. Ahlak açısından Sokrates ile kıyaslanabilir. Ancak Sokrates, siyasette mağlup olmuştur. Askerlikte hiç yoktur. Ayrıca, ahlakta kıyaslansa bile o, bir toplumu etkileyecek ve değiştirecek düzeye hiç aşmamıştır. Kitleleri öğretisine göre eğitmemiştir. Onun ahlakı teoride kalmış, pratiğe inememiş bir ahlaktır. Öğreti bütünlüğü açısından Platon ile kıyaslanabilir. Ancak Platon iktisatta yoktur. Hz. Muhammed'in
Sayfa 398 - İnsan Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Vâsile b. Eska’dan (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: Kardeşinin başına gelene sevinme. Çünkü Allah, ona acır; seni de benzer bir musibet ile sınayıverir.
(T2506 Tirmizî, Kıyâmet, 54)·Kitabı okuyor
Din
İbn Tufeyl ve Hay b. Yakzân Hikâyesi
"İbn Rüşdü Muvahhid halifesine tanıştıran filozof, yazar ve âlimdir. Halifeye hizmet etmiş ve İbn Rüşd'ün halefini olmasını istemiştir. En ünlü eseri felsefi roman Hay b. Yakzân Hikâyesi'dir. Ekvatoral bir adada bir ceylan tarafından yalnız büyütülen bir oğlan çocuğunun hikâyesini anlatır. Çocuk tabiata yönelik incelemeleri sayesinde filozof olur. Sonunda adadan kurtulur ve derin felsefi bilgisini başkalarına öğreterek hayatına devam eder."
Sayfa 81·Kitabı okuyor
Alıntı
Hişam b. Urve' den naklediliyor: Hz. Âişe'nin huzuruna çıkıp, ona şöyle dedim: "Ey anacığım! Fıkıh ilmini Peygamber'in hanımı olduğun için, şiiri, nesep ilmini ve tarihi olayları da Ebu Bekir gibi asil birinin kızı olduğun için biliyorsun. Bunlara şaşırmıyorum. Ama tedâvi ilmini, tıbbı nereden biliyorsun, nasıl öğrendin çok merak ediyorum?". Hz. Âişe elini omuzuma vurarak şu cevabı verdi: "Rasûlullah (s.a)'ın günleri ömrünün sonuna doğru hep hastalıklı geçiyordu. Bense onu rahatlatmaya çalışıyor, tedavi yollarını arıyordum. İşte tedavi ilmini böyle öğrendim".
Sayfa 127·Kitabı okuyor
İbnu Mesud derdi ki: “İlim, çokça rivayetlerde bulunmak değildir. İlim ancak Allah’a karşı haşyet/korku içinde olmaktır." ¹ Hasan-ı Basrî demiştir ki: “İstediğiniz kadar ilim öğreniniz. Vallahi, öğrendiklerinizle amel etmedikçe Allah-u Teâlâ size sevap vermez. Aklı düşük kimselerin bütün gayreti rivayetle meşgul olmaktır. Gerçek alimlerin gayreti ise, ilmin gereğine göre amel etmektir.” Yine Hasan-ı Basrî demiştir ki: “Allah sadece söz ve nakille uğraşana değer vermez. O ancak anlayış ve dirayet sahibine kıymet verir.” Ebu Husayn demiştir ki: “Zamanımızdaki insanlardan birisi, önüne gelen bir meselede hemen fetva verir. Hâlbuki, eğer o mesele Ömer b. Hattab’a gelseydi, onu hâlletmek için bütün Bedir ehlini toplar, hükmünü onlara sorardı.” Bir başkası da: “Zamanımızda insanlardan bazısına bir mesele sorulunca, hemen fetva verir. Hâlbuki aynı mesele Bedir ehline sorulacak olsaydı, hemen hüküm vermek onlara ağır gelirdi,” demiştir. ________________________ ¹ İbnu Abdilber, Beyani'l-İlm, II, 25.
Sayfa 24 - Semerkand Yayıncılık, 3. Baskı, Eylül 2004 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam