Dagirker biçûk bû, xwedî rihekî pûç, bêbinyad û koçber bû. Ji xwe ji kula xwe haydar, ji kiryarên xwe bihêvî bû, ji rastiya xwe reviya dîroka derewîn ji xwe re kir şûr û mertal, leşkerên potînreş, zindanên tarî û sar kir nobedar, nav û beynokên nebaş ji xwe dûr xist û avêt ser niştecihan, avêt ser kurdan.
Müferridlik yapan çeşitli kişilere değinilmiştir. Bunlar çoğunlukla yolsuzluk vakalarını araştırmak üzere taşraya gönderilirlerdi. En çarpıcı örnekler, Timur ve Şahruh'un H.806-7'de (M.1404) Herat'a gönderdiği, Fahreddin Ahmed Tusi'yle Ahmed b. Şeyh Hasan'ın durumlarıdır. Bunlar Herat eşrafından zorla çok büyük miktarlarda para topladılar, çeşitli kâtipleri işkenceyle öldürttüler ve bir o kadarını da Moğolistan'a sürgüne gönderdiler.
Abdullah b. Ömer'in, "Biz Peygamber (sas) zamanında hakkımızda vahiy indirilir korkusuyla hanımlarımıza karşı söz söylemekten ve istediğimiz gibi davranmaktan çekinirdik. Ancak Peygamber (sas) vefat edince içimizden geçtiği gibi konuşmaya ve rahat davranmaya başladık." ifadeleri, hanımların vahyin ve Resûl-i Ekrem'in himayesinde olduklarını, merhametle korunup kollandıklarını ve her alanda sosyal güvenceye kavuştuklarını ortaya koymaktadır.
Kendi hakikatlerinin bir de herkes için hakikat olması gerektiği gururlarını incitecek, zevklerine de uymayacaktır: oysa şimdiye dek tüm dogmatik çabaların gizli arzusu ve art niyetiydi bu. “Benim yargım b e n i m yargımdır: başka birinin buna hakkı yoktur “ diyecektir belki de.