Git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta, bu babanın çekmeye cesaret edemediği acıları çek. Dünyadan ve onun binbir halinden korkma.
Şeyh Muhammed Raşit Erol’un vefatından sonra, Menzil ikiye bölünmüştü. Baba Erol, oğlu Feyzeddin’in daha küçük olduğunu belirtip, vefatından sonra kardeşi Âbdülbaki Erol’un yerine geçmesini istemişti. Âbdülbaki Erol döneminde, Menzil daha çok tanınır oldu. Hele, Sağlık Bakanlığı’na Prof. Dr. Recep Akdağ’ın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na Taner Yıldız’ın getirilmesinden sonra bürokrasinin de cemaate ilgisi arttı. Hem de öyle bir arttı ki birçok bürokrat, ellerinde 99luk tespihle, başlarında takkeyle Menzil’de dolaşıyordu.
Olen ünlü bir hekimin kızı olan ve Fransa'nın soylu kişilerinden bir kontes tarafından korunan Helena, kontesin oğlu Bertram'dan hiç yüz görmediği halde , bu
metelik etmeyen delikaniıyı umutsuz bir aşkla sevmektedir. Helena babası sayesinde , mucize yaratan ilaçlar konusunda bilgili olduğu için, ağır hasta olan Fransa kralını bir tek şartla, canının
istediğiyle evlenebilmek şartıyla iyileştirir ve tabii ki, Bertram ile evlenmek ister. Ne var ki, böyle bir yönteme başvuracak kadar küçülen Helena'yı ayıplamamak elimizde değildir. Bertram'ı ise belki daha da çok ayıplarız; çünkü bu kibirli aristokrat, genç kızda herhangi bir kusur gördüğü ya da başkasına gönül verdiği için değil, Helena aşağı sınıftan bir hekimin kızı olduğu için onunla evlenmeye yanaşmaz. Sonunda kralın buyruğu üzerine genç kızla evlenmek zorunda kalır. Ama ona hiç el sürmeden ülkeden kaçar. Helena ise, ne pahasına olursa olsun onu ele geçirmeye
kararlıdır. Çirkin bulduğumuz bir çareye başvurarak, yani başka bir kadının yatağına girip Bertram ile karanlıkta yatarak , nikahlı kocasını sonunda ele geçirir de. Bu yatak hilesi bizi bir
hayli tedirgin ettiği için, All's Well That Ends Well'in kendi adını yalanladığını, aslında hiç de iyi bilmediğini düşünürüz elimizde olmadan.