Yavaş yavaş evde her şey sıradışı bir düzene ve kırılgan bir rutine bürünüvor. Sabah kalkıyorum ve hafif bir korkuyla babamm nefes alıp almadığını kontrol ediyorum.
Tren, karanlığı yirtarak ürkütücü sesler eşliginde kayip gidiyordu
demir yigmlarmm üzerinde.
''Acaba ne olacak babamm cesedine? Kurt kuş yemesin Allah' im.
Onu koru, üzerini taşla, toprakla ört. Düştügü yer mezan olsun.
imansızlar! Vicdansızlar! Käfirler! imam olmayamn merhameti olur
mu hiç?
“Babam, devasa adımlar atarak yürüyen, ona yetişmek için kardeşimle arkasından koşmak zorunda kaldığımız adam.
İşte bunun için hastalığı asla affetmeyeceğim, diye tekrar edip duruyorum içimden, onu asla affetmeyeceğim. Bir insanın canını onu aşağılamadan da alabilirsin.”