Uğur Yavuz

Uğur Yavuz
@baddua92
Mühendis
Lisans
21 okur puanı
Aralık 2025 tarihinde katıldı
Kumarbaz – Fyodor Dostoyevski (Spoiler İçerir)
6/10
·177 syf.··
2025 5. kitabı
Kumarbaz – Fyodor Dostoyevski (Spoiler İçerir) Kumarbaz Polina’ya olan aşkı ve saplantıyı gerçekten hissettiriyor. Polina’nın ona karşı sergilediği o küçük düşürücü, umursamaz tavır ise harika; tam âşık olunası ve peşinden koşulası bir hâl. Abartılı bir saplantı gibi dursa da güçlü bir gerçeklik hissi veriyor. Güzel bir atasözü vardı: “Domuzu eve çağırırsan masaya ayaklarını uzatır.” Bu söz özellikle hoşuma gitti. İsimler ve unvanlar başlangıçta biraz fazla ve karışık geliyor ama kısa sürede anlaşılıyor ve alışılıyor. Sınıf farklılıkları oldukça belirgin. Farklı bir sınıfa aitmiş gibi görünmek isteyen insanların aslında ne olduklarının anlaşılamaması da çok iyi yansıtılmış. Polina bir Fransız’a âşık ve hiçbir zaman kumarbazı sevecek gibi görünmüyor. İngiliz Astley’i de aslında sevmiyor. Kumarbaz ise baştan beri takıntılı bir karakter; zaten en sonunda bu takıntı tamamen kumara dönüşüyor. Blanche’ın ne olduğunu aslında tüm erkekler biliyor ama yine de herkes ona kanıyor. Fakirler para ve şan peşindeyken, zenginler tutkularının peşinde. Polina’nın kumarbazı görmezden gelmesi ve aşağılaması sinir bozucu. Kumarbaz Aleksey İvanoviç ise sonunda tamamen kayboluyor gibi; okurken bir an ismini bile unuttum. Astley ne derse çıkıyor sanki; öngörüleri çok yüksek. Kitabın sonunda Polina’nın Aleksey’i sevdiğini söylemesi bana tutarsız geldi. Buna inanmadım; sevmekten çok acımak gibi, ya da katilin olay mahalline dönmesi misali… Astley’i göndermesi de sanki ortamı kolaçan etmek içindi. Tüm saplantısı aşık olduğu kadın olan bir adam, saplantısını kumara çevirip çekip gidiyor. O kadar bağımlı ve saplantılı ki aşkta ve kumarda kendi onuruna zarar vermekten geri durmuyor..
1000Kitap
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Stefan Zweig – Satranç
7/10
·83 syf.··
2025 6. kitabı
Stefan Zweig – Satranç (Spoiler İçerir) Küçük puntolarla yazılmış, 60 sayfalık bir kitap; farklı bir yayınevinden çıksa belki 80 sayfa olurdu. İlk sayfalar, betimlemeler olmasına rağmen akıp gidiyor; insanı uyuşturmuyor. Otistik tavırlar sergileyen bir satranç şampiyonu ve onu gemide fark edip kendisine ulaşmaya çalışan kahramanımızın hikâyesi anlatılıyor. Başlangıç için umudum, duyguların satranç tutkusu ile sınırlı kalması; aşk vs. gibi banal duygulara evrilmemesi yönündeydi. Gelişme kısmında hikâye bambaşka bir yöne sapıyor. Doktor B’nin hikâyesi, satrançla tanışma biçimi ve şampiyon M. Czentoviç ile Dr. B arasındaki müthiş benzerlik dikkat çekiyor. Czentoviç, satranç dışında her şeyde başarısız; okuma yazması bile olmayan, adeta otistik denebilecek bir karakter. Dr. B ise Nazi sorguları sırasında bir hiçlikte bırakılarak işkence görmüş; her şeyi unutmaya yüz tutmuşken, zihni tamamen boş hâlde bir satranç kitabı bulup ona tutunmuş. İleride bu benzerliğe değinilecek mi, henüz bilmiyorum. Hikâye oldukça kısa ve tatlı; tek oturuşta bitiyor. Biraz yarım kalmış gibi sona eriyor ama belki de uzasaydı iyi olmazdı. Dr. B’nin yaşadığı travmayı okur olarak derinden hissediyorsunuz.
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Sabahattin Ali – İçimizdeki Şeytan
6/10
·256 syf.··
2025 8. kitabı
Sabahattin Ali – İçimizdeki Şeytan (Spoiler İçerir) İçimizdeki Şeytan Fazla betimleme var gibi ve bu durum zaman zaman sıkıcı olabiliyor. Eski Türkçe kelimelerin çokluğu zihnimi biraz yordu. Şu an kitabın üçte birini biraz geçmiş durumdayım; Ömer ve Macide’nin hikâyesinde ilerliyoruz. Ömer, aslında hiç ipe sapa gelir bir tip değil; fazlasıyla boş yapıyor. Gerçekten kafam şişti. Kitap, dönemi çok iyi anlamayı sağlayan uzun betimlemelerle dolu. O dönemin İstanbul’unu hayal etmek için iyi bir kaynak; fakat Nihat’ın serzenişlerinde haklı olduğu kadar var bu Ömer’in hayalperestliğinde. Yine aynı şey oluyor: Geniş betimlemeleriyle biraz sıkılarak sürdürdüğüm okuma, kitabın ortalarına yaklaştıkça yerini endişeyle hızlı hızlı okumaya bırakıyor. Kitabı bırakamıyorum; “Macide kızım, dikkat et kendine, Ömer uyanık ol,” diye içimden geçirerek çıldırmalara başlıyorum. Henüz bir şey olmadı ama Sabahattin Ali, Kuyucaklı Yusuf’ta hissettirdiği acıyı bu kitapta da yaşatacak gibi duruyor. Gerçekten öyle olursa bir daha okumam. Bu kitapta gerçekten bazı karakterlerden çok tiksindim ve şunu bir kez daha anladım: İyi olmak lazım kendi kendine içten içe bile iyi olmak lazım; kimseye hiçbir şekilde yan gözle bakmamak lazım. Bunu korumak lazım, çünkü insan onuru ve ahlakı bunu gerektirir. Tabii ki sevdiklerin için uyanık olmayı da… Hikâyenin betimlemelerle gereğinden fazla uzatıldığını düşünmeye başladım. Betimlemeler kendi modasında; ya ben heyecanımı kaybetmişim ya da kitaptaki betimlemeler artık heyecan vermiyor. Postahanede Ömer’in Hüsamettin'i tehdit ederek para istemesi, Hüsamettin’in onu yerin dibine sokması en çarpıcı anlarından biriydi. Kitabın dörtte üçüne gelindiğinde, bu bölüm en etkileyici kurgu olarak öne çıkıyor. Tıpkı tahmin ettiğim gibi, Sabahattin Ali yine benzer bir duygusal
1000Kitap
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,8bin okunma
"Bir Kadının Yaşamından 24 Saat – Stefan Zweig"
6/10
·80 syf.··
2026 3. kitabı
Bir Kadının Yaşamından 24 Saat – Stefan Zweig (Spoiler İçerir!) Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat Bu kitapla birlikte yazarın üçüncü eserini okumuş oldum ve maalesef Satranç ile edindiğim olumlu izlenimler, Amok Koşucusu ve Bir Kadının Yaşamından 24 Saat kitaplarıyla birlikte yerini bambaşka düşüncelere bıraktı. Yine de Satranç kitabını çok farklı ve üstün bir yere koyarak konuya girmek istiyorum. Eserlerinde yazarın giriş karakteri genellikle gemide ya da otelde yabancı biriyle karşılaşıyor ve bu karşılaşma yaklaşık ilk 15 sayfadan sonra gerçekleşiyor. Karşılaşma sonrası bu gizemli yabancı bir hikâye anlatıyor ve esas hikâye, bu yabancının anlattığı hikâyeye dönüşüyor. Yazar kendince bir yol haritası çizip o yol üzerinde farklı hikâyeler döndürüp duruyor. Kendini bu şekilde tekrar ediyor olması beni oldukça hayal kırıklığına uğrattı. Gelelim hikâyeye… Kadın karakterimiz adeta günah çıkarmak adına, yıllar önce başından geçen bir günü anlatıyor. Bunu, kendisini anlayacağını umduğu birine yapıyor. Eleştirilmek ya da aşağılanmak istemiyor; anlaşılmak istiyor. Yazar bunu anlatırken aşırı yoğun bir betimleme dili kullanmış. Tamam, uzun ve çetrefilli bir betimleme tarzı benimseyebilirsiniz; ama on sayfa boyunca ellerden bahsedip hareketlerini ve karakterlerini anlatıyorsanız, bir zahmet 70 sayfadan daha uzun ve okuyucuyu peşinden sürükleyecek bir olay örgüsü oluşturmalısınız. Yine de hikâye, yazarın alışılmış sürpriz sonlarına uygun bir örnekti. Kadının sonda karşı karşıya kaldığı tavra herkes “oh olsun” demiştir diye düşünüyorum; çünkü betimlemelerle hikâyeyi o kadar uzatmıştı ki… Betimlemeler bana gerçeklikten uzak ve abartılı geldi; açıkçası geçmedi. Ancak kumar bağımlılarının gerçekten de çift karakterli bir tavır içinde olmaları; bir anda dünyanın en masum kişisi olup karşısındakini
1000Kitap
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,8bin okunma
Babalar ve Oğullar – İvan Sergeyeviç Turgenyev Hakkında
6/10
·256 syf.··
2026 4. kitabı
Babalar ve Oğullar – İvan Sergeyeviç Turgenyev (Spoiler İçerir) Babalar ve Oğullar Kitabı özetlemek gerekirse; her şeyi yadsıyan (yok sayan), insanoğlunun değer verdiği birçok olguya karşı kayıtsız ve küçümseyici bir tavır takınan Bazarov ve Arkadiy ile aileleri üzerinden, dönemin Rusyasıyla ilgili iyi bir kaynak olabilecek bir hikâye anlatılıyor. Bazarov ve onun yolundan giden öğrencisi Arkadiy’in, babası ve amcası ile yaşadıkları kuşak çatışması kitapta iyi işlenmiş. Açıkçası, her şeye kayıtsız olan bu gençlerin tam olarak neyi savunduğunu anlayamadım. Bazarov genel olarak bu belirsiz düşüncenin kaynağı gibi duruyor. Sadece kimya ve fiziğin övüldüğünü sezebildim okurken. Özellikle kendisini algısı açık ve diğer insanlardan üstün gören bu adamın, sanat hakkında bile gereksiz ve küçümseyici bir bakış açısına sahip olması çok garipti. Bilgisiyle ön plana çıksa da ahlaki değerlerden pek nasibini almamış gibiydi. Özellikle misafiri olduğu evde, ona koşulsuz iyi davranan ev sahibinin karısı ile duygusal bir bağ kurup onun aklını çelmeye çalışması gerçekten onursuz bir davranıştı. İsimler, her klasikte olduğu gibi uzun ve karmaşık. Ruslara özgü deyimler, söyleyişler ve alıntılar kitapta sıkça yer alıyor. Anna Sergeyevna karakteri gerçekten çok garipti. Hikâyenin içine serpiştirilmiş olan aşk örgüsünü beğenmedim ve eksik buldum. Anna önce Bazarov’a yüksek ilgi gösterdi, Bazarov ona karşı duygularını açtığında ise onu reddetti. Arkadiy’i tamamen görmezden gelmesine rağmen, hikâyenin sonlarına doğru aslında ondan hoşlanıyormuş gibi anlatıldı. Arkadiy’in Anna’ya olan ilgisinden Katya’ya doğru geçişi de çok yüzeyseldi. Kitapta dönemin izlerini görmek oldukça güzeldi. Kişilerin seyahatleri sırasında hanlara gittiklerinde, sürücülerin yorulmuş atları bırakıp yerine oradan yeni atlar
1000Kitap
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,8bin okunma