Hicretin üçüncü asrındaki ressamlarla övünebiliriz. Emevi Halife Abdulmelik,Kudüs'te yaptırdığı camiin duvarlarını timsal-i nebevi (peygamberimizin resmi) ile süslemiştir. Bağdat'ta Mansur Kubbesi üstünde mızraklı bir süvari heykeli vardı. Bunu yaptıran da halifedir. Semerkant'ta Timur bir müze yaptu. İçine resim ve heykeller koydu. Bir de Cumhuriyet medresesinden yetişme hocanın sinemaya giden kadının boş olacağı vaazı verdiğini düşününüz.
Sayfa 114·Kitabı okudu
Irak, Osmanlı İmparatorluğu'nun Musul, Bağdat ve Basra Vilayetleri üzerinde kurulmuştur. Musul "Milli Misak"ın içinde olduğu halde sırf Kerkük petrolleri yüzünden İngilizler direnmişler, bu yüzden Şeyh Sait İsyanını çıkarmışlar; Balkan, Cihan ve Kurtuluş Savaş-larından bitkin ve yıkık bir halde çıkan Türkiye yeni bir savaşa girecek güçte olmadığı için nihayet Kerkük Türk-leri ile birlikte Musul'u da feda etmek zorunda kalmıştı. Bu eski Musul vilâyetimizin güney bölümlerinde "Türkmen" denilen Irak Türkleri yaşamaktadır. Sayıları 750.000 kadar olan bu Türkler millî şuur bakımından örnek seviyede bir topluluktur. Bu topluluktan Irak Dev-leti'ne karşı hiçbir zarar gelmediği halde Irak Hükümeti bunlara gereğince bir azınlık hakkı tanımamıştır. Aksine, kendisine isyan eden ve dağlık bölgelerde tutunup Rus, Amerikan, İngiliz ve Acem yardımı gören Kürtlere hak-lar ve tavizler verirken Türklerin varlığını bile unutmuş gibi gözükmüştür. Türkiye'ye gelen bu General Ammâş, bir süre önce bir Türk gazetecisiyle yaptığı konuşmada "bu meseleyi fazla kurcalamayın. Hem Türkler ancak 150.000 kişidir" demek suretiyle bir devlet adamına yakışmayan bir ağız kullanmıştır. Ammâş, milletlerin değer ve ehemmiyetinin nüfus sayısıyla ölçülemeyeceğini unutmuş gözüküyor. Irak Türkleri 150.000 kişi de olsa Türk ve büyük bir tarihî mirasın neticesi oldukları için bir buçuk milyon Kürtten daha mühimdir. Ehemmiyet sayı ile orantılı olsaydı 100 milyon Arap iki buçuk milyon Yahudiye yenilmezdi. Irak Devleti de hemen bütün Arap devletleri gibi istik-rarsız bir devlettir ve varlığının emniyete alınması şartla-rının başında Türkiye ile iyi geçinmek gelir. Bugün Kuzey Irak'ta Barzânî'ye muhtariyet vermek, Irak kabinesine birkaç Kürt almak, onların her türlü azın-lık haklarını tanımak ve "Irak Devleti
Sayfa 420 - 421·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yırtık basmasının altından kolunu çıkararak, trenin gideceği yolun, İstanbul yolunun aksini gösteriyor: - Bu tarafa gitmişti, diyor. O tarafa? Aden'e mi, Medine' ye mi, Kanal'a mi, Sarıkamış'a mı, Bağdat'a mı? Ahmet'ini buz mu, kum mu, su mu, iskorpit yarası mı, tifüs biti mi yedi? Eğer hepsinden kurtulmuşsa, Ahmet'ini görsen, ona da soracaksın: — Ahmet'imi gördün mü?
Moğol istilası tarihin ender gördüğü çok kanlı istilalardan biridir. Hiçbir kutsal tanımayan bu 'güruh' bir çekirge sürüsü gibi geçtikleri yerdeki tüm insanları öldürüyor, binaları yıkıyor, sanat eserlerini tahrip ediyor, kitapları yakıyorlardı. Bir dünya hazinesi olan dillere destan Bağdat Kütüphaneleri ve paha biçilmez kıymetteki el yazması binlerce eser Moğolların katliamından kurtulamamıştır.
Sayfa 50 - Düşün Yayıncılık·Kitabı okuyor
“ Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar; Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar…”
Sayfa 168·Kitabı okudu
Buraya dikkat!
Her sene bin, bin ikiyüz sayfalık eser veren Fransız yazar Emil Zola'ya bu başarısının sırrını sormuşlar. Hergün yalnız üç saat çalışır ve yazarım demiş. Büyük İslâm filozofu İbni Sina, dünyaca ünlü olan "Kitabuşşifa"sını, hergün sabah namazından sonra Bağdat'taki bir caminin büyük bir kandili altında oturarak, kuşluk vaktine kadar, yani yaklaşık iki saat çalışarak meydana getirmiştir. Ünlü İngiliz filozofu Spencer, büyük eserlerini, günde iki saat çalışarak yazmıştır.
Sayfa 70·Kitabı okudu
Alıntı