10/10
·144 syf.··
2026 54. kitabı
Han Kang’ın Nobel Edebiyat Ödülü konuşmasını, bazı notlarını, şiirlerini ve kısa metinlerini bir araya getiren bu kitap, yazarın dünyasına biraz daha yakından bakma fırsatı sunuyor. Romanlarını okurken hissettiğim o dingin ama derinden etkileyen atmosferi burada da buldum. Özellikle Nobel konuşmasını okurken, onun edebiyata ve yazmaya nasıl baktığını görmek çok etkileyiciydi. Yazının sadece hikâye anlatmak olmadığını; bazen acıyı anlamaya çalışmak, bazen de insanlar arasında görünmeyen bağlar kurmak olduğunu anlatıyor. Kitap boyunca Han Kang’ın eserlerinde sıkça karşılaştığımız hafıza, kayıp, yalnızlık ve insan olmanın kırılganlığı gibi temaların izlerini görmek mümkün. Şiirleri ve kısa metinleri de en az romanları kadar duru ve etkileyici. Az sözle çok şey hissettirebilen yazarlardan biri olduğunu bir kez daha düşündüm. Benim için kitabın en güzel yanı ise yazmaya dair düşünceleriydi. Dünyada bunca karanlık ve acı varken bile yazmanın hâlâ bir anlam taşıdığına, insanların birbirine ulaşabilmesinin yollarından biri olduğuna inanması uzun süre aklımda kalacak gibi. Han Kang okumayı sevenler için güzel bir tamamlayıcı eser olduğunu düşünüyorum. Romanlarının arkasındaki sesi biraz daha yakından duymak isteyenlere tavsiye ederim.
Işık ve İpHan Kang · April Yayınları · 202617 okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 08:06
Kitabı bitireli çok olmadı ama şimdiden bazı olayların detayları zihnimde silikleşmeye başladı. Buna rağmen geriye kalan duygu hâlâ capcanlı. Çünkü bu kitap bana bir hikâyeden çok bir his bıraktı. İlk bakışta bir hayvanın yolculuğunu okuyormuş gibi görünse de aslında insan olmanın ağırlığını anlatan bir roman. Bilmek, büyümek, kaybetmek, anlam aramak ve bazen dünyanın yükünü omuzlarında hissetmek üzerine uzun bir düşünce gibi. Kitap boyunca en çok etkilendiğim şeylerden biri, eksiklik duygusunun çok tanıdık bir yerden anlatılmasıydı. Kendini yeterli hissedememek, başkalarıyla kıyaslanmak, sevgiye layık olmak için bir şeyleri başarmak gerektiğini düşünmek… Bunlar yalnızca karakterlerin yaşadığı duygular değil; birçok insanın çocukluğundan taşıdığı görünmez yükler. Bu yüzden bazı sahneleri okurken bir karakteri değil, kendi geçmişimden parçaları gördüm. Bazen bir cümlede, bazen bir davranışta, bazen de bir sessizlikte. Benim Aptal Niyetlerim’i okurken aklıma sık sık şu düşünce geldi: İnsanlar farkındalığın yalnızca huzur getireceğini sanıyor. Oysa bazen farkındalık önce ağırlık getiriyor. Dünyayı, zamanı, ölümü ve kendini daha net gördükçe bazı şeyleri taşımak da zorlaşıyor. Kitap bunu çok sade ama çok etkili bir şekilde hissettiriyor. Yine de bu karanlık bir hikâye değil. Çünkü tüm sorgulamaların, kayıpların ve yalnızlıkların arasında insanı ayakta tutan bir şey de var: kurulan bağlar. Bir bilgiyi, bir hikâyeyi, bir sevgiyi başka bir canlıya aktarabilme isteği. Belki de yaşamın en anlamlı taraflarından biri bu. Benim Aptal Niyetlerim, beni ağlatan ya da sarsan kitaplardan biri olduğu için değil, kendimden bazı parçaları beklemediğim yerlerde karşıma çıkardığı için uzun süre aklımda kalacak. Bazı kitaplar karakterlerini anlatır. Bazıları ise okurunu.
Benim Aptal NiyetlerimBernardo Zannoni · Timaş Yayınları · 202591 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·125 syf.··
2026 113. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 21:29
Çoğu insanın haritada yerini göstermekte güçlük çekeceği, Kırklareli ile karıştıracağı bir şehir Kırıkkale. Benim doğduğum büyüdüğüm şehir. Yazarımız da aynı şekilde doğmuş ve büyümüş. Ve bu şehirden kitap boyunca "kasaba" olarak bahsediyor. Tanıdık isimleri görmek unutulmanın bu ücra köşesine hapsedilmiş bir bozkır şehrine dair güzel hatıralar uyandırdı bende. Aynı şekilde katman katman genişleyen, bana insanlığımı, yaşanmışlıklarımı, bilhassa çocukluğumu ve insan olmanın hüzünlü ve kederli tarafını bana tekrar hatırlattı. Bu sabah metroda giderken okuduğum hikaye özellikle ben de çakılı kaldı. Bu hikayenin başlığını ve dahi neyi anlattığını kesinlikle unutmam gerekiyor. Bu kitaptan bana kalan metroda geçirmiş olduğum yarım saatlik süre olmalı. Çünkü bazı anlar, özellikle kitabın eşlik ettiği bazı anlar, insanın ruhunda yumuşak meltemlerin tende kalışı gibi kalıveriyor. İnsanda o kadar çok bağ var ki. Yan bağlar, çapraz bağlar, tendonlar.... İnsanın hareket etmek için de, kalakalmak için de bağlara muhtaç. Ve inanıyorum ki bu kitaptaki "bugün geçti mi" isimli hikaye ben de öyle kalakaldı işte.
Ansızın HayatNecip Tosun · Hece Yayınları · 2016141 okunma
9/10
·320 syf.··
2026 18. kitabı
Konusunun ilgi çekiciliyle beni cezbeden ve "burda istediğim şeyleri bulabilirim" hissini veren bu kitap, başlangıcından finaline kadar sanki TV de Lost dizisinden bir bölüm izliyormuşumcasına gizem duygusunu tek bir an kaybettirmeden beni sayfalarında 2 günlük kısa bir gezintiye çıkardı Okumanın 2 gün sürmesinin (asla bu kadar hızlı Okuyan biri değilim) sebebi, kitabın son derece sürükleyici olması, karakterlerin kendi kimliklerini bulma sürecindeki ortaya çıkan şifreleri ve gizemleri onlarla birlikte en kısa sürede çözme isteğimin doruklara çıkmasıydı Sırlar, arkadaşlıklar,tahmin edilemez bağlar ve ihanetle dolu serinin ilk kitabına harika bir başlangıç yaptık bakalım ikinci kitapta neler olacak
AmneziJennifer Rush · Pegasus Yayınları · 2015624 okunma
Devlet futbol oynamaz ama satranç oynar..
8/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 08:58
Platon’un Devlet eseri, sadece antik bir felsefe metni değil, günümüz dünyasını anlamak için de muazzam bir kılavuz. Kitap adalet ve ideal toplum arayışıyla başlasa da, özellikle son bölümlerde yönetim biçimlerinin yozlaşmasını anlattığı kısımlar beni derinden sarstı. Platon’un oligarşi, demokrasi ve tiranlık analizlerini okurken, bugün Türkiye'de bizzat deneyimlediğimiz pek çok toplumsal ve siyasi kırılmanın yüzyıllar öncesinden öngörüldüğünü fark ettim. Platon, yozlaşmanın temel nedenini liyakat sisteminin çöküşüne bağlar. Yönetenlerin ortak çıkarı bırakıp kendi zenginliklerini ve güçlerini koruma hırsına kapılmalarını anlatırken, günümüz Türkiye’sindeki ekonomik adaletsizlikleri, kurumsal yozlaşmayı ve kutuplaşmayı görmemek imkansız. Bugün medyanın gücüyle yaratılan algı operasyonları ve kutuplaştırma siyaseti, Platon’un uyardığı bu tehlikenin tam bir karşılığıdır. Sonuç olarak Devlet, bana sadece felsefi bir teori sunmadı; adalet, liyakat ve hukukun üstünlüğü kaybolduğunda bir toplumun nasıl hızla sürüklenebileceğini gösteren güncel bir Türkiye aynası oldu.
Felsefe-Düşünce
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,9bin okunma
10/10
·392 syf.··
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 00:00
On Dakika Otuz Sekiz Saniye, daha ismiyle bile insanın içine tuhaf bir ağırlık bırakan kitaplardan biri. Elif Şafak bu romanda bir insanın son anlarından yola çıkarak koca bir hayatı, hafızayı, acıyı, dostluğu ve toplumun görmezden geldiği insanları anlatıyor. Daha ilk sayfalardan itibaren bunun kolay okunup unutulacak bir kitap olmadığını hissettim. Havva’nın Üç Kızı’nı bitirdikten üç gün sonra yine Elif Şafak’tan On Dakika Otuz Sekiz Saniye’ye başladım. Açıkçası bu kadar kısa arayla aynı yazardan iki kitap okumak biraz riskliydi. Çünkü Havva’nın Üç Kızı bende çok güçlü bir etki bırakmıştı ve hemen ardından okuyacağım kitabın onun gölgesinde kalmasından çekindim. Ama bu kitap bambaşka bir yerden vurdu beni. Romanın merkezinde Tekila Leyla var. Onun hayatı üzerinden sadece bir kadının yaşadıklarını değil, İstanbul’un arka sokaklarını, toplumun dışına itilen insanları, susulan acıları ve insanın hayata tutunma biçimlerini okuyoruz. Elif Şafak’ın en başarılı yaptığı şeylerden biri de bence tam olarak bu; herkesin görmek istemediği hayatları, okurun gözünün önüne getirip kaçmasına izin vermiyor. Kitapta beni en çok etkileyen şey, Leyla’nın hikayesinin sadece hüzün üzerinden kurulmamış olmasıydı. Evet, çok ağır yerleri var. Kadın olmak, yalnız kalmak, dışlanmak, yargılanmak, ait hissedememek, geçmişin insanın peşini bırakmaması… Bunların hepsi romanın içinde güçlü bir şekilde var. Ama buna rağmen kitap sadece karanlık bir hikaye anlatmıyor. Dostluk, dayanışma, seçilmiş aile ve insanın en dipte bile birbirine tutunabilmesi de en az acılar kadar güçlü işlenmiş. Leyla karakteri bende uzun süre kalacak karakterlerden biri oldu. Onu okurken sadece üzülmedim. Düşündüm, kızdım, içim burkuldu, bazı yerlerde de insanın yaşadığı her şeye rağmen içinde bir parçayı nasıl canlı
On Dakika Otuz Sekiz SaniyeElif Şafak · Doğan Kitap · 20197,2bin okunma