13 Haziran
Dudaklarımdan dökemediğim kelimeler Gözlerimden taşar olmuş Kalbimden sökemediğim dertler Yarınlarıma anı olmuş Aklımdan çıkmayan sözler Uykusuzluğuma bahane olmuş Ağzından çıkan özensiz yalanlar Benim son esrarım olmuş Senin bu habersizce gidişin Tanmadığın bir kıza ecelini sordurtmuş Bir ölüye verdiğin değer ise Onun mezarını bozan böcekler olmuş
Şiir
Günün ört üstünü akşam Ne olduysa oldu Söyleyeceğini söyledi güneş İşini yaptı zaman İnsan geldi geçti ufkun önünde Oynadı oynadı tiyatrosu şahane Hiç kimse kimseye söylemedi Bu yaşamak bir hayal, her gün bahane… Ali İhsan Konuklu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"KENDİNDEN ZUHÛR DİYALEKTİĞİ" NEDİR?
Etrafında ister istemez “terör”, “radikal İslâmcı örgüt”, “90’lar”, “bombalı eylemler” gibi çağrışımlar oluşmuş olan “kendinden zuhûr diyalektiği”, kamuoyu algısında terörle ilişkilendirilse de kavramı bilen dar çevre için daha derin ve kapsamlı bir hikmettir. Kendinden zuhur diyalektiği, Salih Mirzabeyoğlu’nun eserlerinde, Salih Aleyhisselâm’da tecelli eden “fütuhî hikmet”le birlikte verilir. Muhyiddin-i Arabi’nin Füsus-ul Hikem’inden aldığı misâlle, efendi kölesine “kalk” der; emir efendiden, kalkma fiili köledendir. Allah bir şeyin olmasını diler, ona “Ol” der ve o şey olur; böylece oluşun üçlü yapısı belirir: irâde Allah’tan, emir Allah’tan, oluş keyfiyeti mahlûkun kendindendir. Burada “kendinden” kelimesi yanıltıcı olabilir. Bu “kendi kendine, Allah’tan bağımsız” demek değildir. Tam tersine, “Allah’tan, fakat kulun istidadı ve fiili üzerinden” demektir. Yâni oluş, “O değil; O’ndan” çizgisinin fiil alanındaki karşılığıdır. Yaratılmış varlık, Allah değildir; Allah’tandır. Fiil de kulun mutlak bağımsız yaratışı değildir; ama kulun kendinde olan istidat ve yönelişle zuhûr eden hakikatidir. Bu yüzden oluş, hem kaderdir hem mesuliyettir; hem verili bir sırdır hem insanın kendi fiiliyle içine girdiği bir imtihandır. Mirzabeyoğlu bu hakikati kaderci bir edilgenliğe değil, kulun fiili ve istidadı bahsine bağlar. Bu, ne modern bağımsız özne fikridir ne de insanı tamamen silen cebrî kaderciliktir; kul, Allah’ın irâde ve emri altında kendi istidadının gereğini fiile çıkarır. Mirzabeyoğlu’nun, Muhyiddin-i Arabi Hazretleri’nden iktibasla, “kendinden oluş hikmetini anlayan, nefsinde zuhur eden hayır ve şerrin yine kendinden geldiğini bilir” demesi de buraya bağlıdır. Bu noktada “ilim malûma tâbidir” düstûru, oluş bahsinin metafizik temelini verir. __“Mâlûm” kelimesi,
İBDA Diyalektiği
Bugün bunu da gördük yazdık
Milli Takımı bahane ederek milletin parasıyla bol sihalı,ihalı toglu Erdoğan'lı akp klibi çekip bunu Türkiye Futbol Fedarasyonu hesabından paylaşmak...
Leo Buscaglia
"Bahaneyi bir kenara bırakmalı insanlar. Çünkü mesafeler dokunmaya engeldir; sevmeye değil."
Bahane ツ
Günümüz modern dünyasında farkında olmadan veya sıradanlaştırarak yaptığımız, İslam ahlakına ve emirlerine ters düşen başlıca hataları alanlarına göre şu şekilde sıralayabiliriz: 📱 Dijital ve Sosyal Medya Alanı Siber gıybet: Sosyal medyada başkalarının hayatını dedikodu malzemesi yapmak. Klavye zorbalığı: Yorumlarda insanlara hakaret, linç ve hakaret etmek. Gizlilik ihlali: Başkalarının özel hayatını (mahremiyetini) izinsiz paylaşmak veya dikizlemek. Yalan haber: Doğruluğundan emin olunmayan bilgileri ve iftiraları yaymak. Gösteriş kültürü: Sahip olunan imkanları nispet (gösteriş) ve kibir amaçlı sergilemek. 💰 Ekonomik ve Ticari Alan Tüketim çılgınlığı: İhtiyaç dışı alışveriş yapmak, marka tutkusuyla israf etmek. Kripto/Borsa kumarı: Kısa yoldan zengin olma hırsıyla riskli, şans oyununa dönen işlere girmek. Kul hakkı: Kul hakkını sadece hırsızlık sanıp, trafikte kaynak yapmak veya vergi kaçırmak gibi detayları hafife almak. Fırsatçılık: Ticarette fahiş fiyat uygulamak, malı stoklamak veya kusurunu gizlemek. 🗣️ Sosyal ve Beşeri İlişkiler Vefasızlık: Akraba, komşu ve dost bağlarını koparmak veya sadece çıkara dayandırmak. Zan ile hüküm: İnsanlar hakkında ön yargılı davranmak, arkalarından kötü düşünmek.
1000Kitap