Kitapta şöyle bir cümle geçmektedir;
“Hak Teâlâ dû cihanı beni Âdem için, onu da kendisini bilmesi için yaratmıştır.”
Bu cümlede "dû" kelimesi "iki" demektir.
Benî Âdem kelimesindeki benî ifadesi zamir değildir. Oğulları(evlat) anlamına gelir ve çoğullaştırarak Âdemoğulları, insanlık anlamı taşır.
İki cihan derken, dünya alemini (bu dünya) ve ahiret alemini (öteki dünya) kastediyor.
Özetle bu cümlede anlatılmak istenen;
Allah iki âlemi (dünya ve ahireti) insan için yaratmıştır; insanı da kendisini (Allah'ı) bilsin diye yaratmıştır.
Tasavvufta “Kendini bilen Rabbini bilir.” şeklinde yorum vardır. Kendindeki acziyeti, sınırları, ruhunu, yetersizliği bilenler, ben kimim? Bu bilinç nedir? Neden varım? Bu düzen ne? gibi sorulara yönelir. Bu sorulara bulunan her bir cevap Allah'ı tanımamıza vesile olur.
Kitabın ilerleyen sayfalarında;
"Kendisinin yapısındaki mükemmelliği gören, yaratıcısını bulur. Kendisinin aczini anlayan, Kadir-i Mutlak'ı görür. Daha başka muhakemelerle Rabbine intikal eder.
İç gözlem tavsiye edildiği gibi, dış gözlem de tavsiye edilmiştir."
Cümlesi ile bilmeye teşvik edilmiştir. Bilmek yeterli değildir, bildiğinle Allah rızasını gözeterek amel etmek de gereklidir.
Daha sonra bilge nefsi, rıfk ile terbiye...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Thomas Hobbes’un "insan insanın kurdudur" cümlesinin toplumunuzda değiştirilerek "kadın kadının kurdudur!" olarak söylenmesinin sebebini açıklar nitelikte kitapta geçen şu tespite hayran olmamak elde değil:
"Toplumumuzun bazı kesimlerinde olduğu gibi, kız çocuğa erkek çocuktan daha az değer verilen bir ortamda yetişmiş olan bir kadın, hemcinslerini küçümseyebilir ve gerçek kadınlık kimliğinden saparak toplumun yeğlediği erkeksi davranışları benimseyebilir. Böyle yapmakla üstün bir varlık olabileceğini ve değersizlik duygularına çözüm getirebileceğini sanır."
Kitabı genel anlamda beğendim.
Yazar sade bir dil kullanmış.
Yormayan bir kitap.
20. yüzyılda degilde, son yıllarda yazılmış bir kitap hissi veriyor.
Kitaptaki ana karakter Z kuşağı gençliğini temsil ediyor, diye düşünmeden kendimi alamadım.
O isyanlar, memnun olamamalar, yalnız kalma çabaları, insan sevmemeleri...
"Böyle Buyurdu Zerdüşt" kitabını okuyan ve beğenen birisi Nietzsche Ağladığında kitabını fazla beğenmeyecek ve yavan bulacaktır.
Ancak yazarın Nietzsche ile ilgili gerçek kesitlere yer vermesi ve kurgudaki ustalığı kitabı çabucak bitirmeyi sağlıyor.
sürükleyici bir kitap her okuyan kendinden bir şeyler bulacaktır.Sonlarına doğru gerçeklikten daha fazla kopması sebebiyle biraz daha dikkat dağılıyor.Buna rağmen ortalama bir kitap ve tavsiye ederim.