Puan vermedi·331 syf.··
2024 40. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2024 10:38
“Kayaların yapısını incelemek için başka bir gezegene araçlar gönderebilecek kapasitede olan bu şizofren insanlık, milyonlarca insanın açlık nedeniyle ölmesinden fütursuzca bahsedebiliyor. Mars'a gitmek, komşuya gitmekten daha kolay görünüyor. Kimse kendi görevini yerine getirmiyor. Hükümetler de. Çünkü bilmiyorlar ya da yapamıyorlar veya istemiyorlar. Ya da dünyaya gerçekten hükmedenler onlara izin vermiyorlar. Dünyaya hükmeden bu çokuluslu ve çok kıtalı şirketlerin tartışmasız bir şekilde anti-demokratik olan güçleri, ideal demokrasiden geriye kalan her şeyi yok etti. Biz vatandaşlar da kendi görevlerimizi yerine getirmiyoruz. İnsan haklarının gerektirdiği görevler simetrik dağılmadan, bu haklar varlık gösteremez. Hükümetlerin bunu önümüzdeki 50 yılda başarması da beklenmiyor. Bu yüzden vatandaşlar olarak sesimizi yükseltmeliyiz. Haklarımızı talep ederken nasıl coşkunsak, yine aynı şekilde, görevlerimizin sorumluluğunu almalıyız. Belki bu sayede, dünya biraz daha iyi bir yer haline gelir.” Yazarın 1998 yılında yapmış olduğu Nobel konuşmasından bir kesitle başlamanın KÖRLÜK romanını daha iyi anlamamıza yardımcı olacağı düşüncesindeyim. Distopik kelime manası olarak olası kıyamet senaryolarından birinin yaşandığı karanlık gelecek anlamına gelir. Bu tanımlamayla KÖRLÜK bizlere Distopik bir gelecek sunuyor denilebilir. Denilebilir dememizin sebebi hala etkilerini yaşadığımız Pandemi sürecinin yaşattıklarının en azından bir kısmıyla KÖRLÜK içeriğiyle uyuşmasıdır. Saramago İnsan hakları savunucusudur. Eleştiri oklarını hem iktidarlara hem de kiliseye yöneltmiştir. Bu durum yazarın hem iktidarla hem de kiliseyle sorun yaşamasına sebep olmuş o da çareyi ülkesini terk etmekte aramıştır. KÖRLÜK romanı şu sözlerle başlar “ Bakabiliyorsan, gör. Görebiliyorsan, farket.
Edebiyat & Roman
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,1bin okunma
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2024 43. kitabı
Attigimiz ufacik bir adimin,yaptigimiz ufacik bir hareketin nelere etki edebilecegini tahmin bile edemeyiz. Onemsiz gordugun iyi veya kotu davranisin bir gun mutlaka karsina cikar. Ister buna karma de ister ilahi adalet ya da nasil isimlendiriyorsan. Ben buna fitratimizda var diyorum. Sen baskasi icin kotu soylem ve eylemde bulundugunda alt benligin bunu kendi uzerine alir ve buna gore hayatinin kelebek etkisini dondurur. Bu sebeple kotuler er ya da gec cezasini bulur iyilerse adaletine kavusur. Kitapta da tam 'her sey bitti iste' denildigi anlarda veya hayati sorguladigin sirada karsina cikan firsat ve olaylari guzel bir hikayeyle ele almis #aysenbozkus . Hikayenin icerigi cok derinlemesine degil,olaylar atlanarak anlatilmis ama bu durum da akiciligi saglamis. Aslinda yazar tamamen ozu anlatmak istemis ve fazladan cumle kalabaligi yapmamis. Bence yalin,sade ve anlatilmak istenen net! Ne kadar yokluktan varliga gecersen gec, ne kadar en dipten en basa tirmanarak da ciksan egonun otokontrolunu saglayamadigin surece bir gun tum sahip olduklarinin cop olmasi kacinilmazdir. Kibir ve ego bakarkor olmanin resmi recetesidir. Bence kitabin cok guzel mesajlari var. Okumaktan keyif aldim. Tavsiye ederim..
İnsan ve Hayat
İyi Şeyler Birdenbire OlurAyşen Bozkuş · Müptela Yayınları · 2019108 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·430 syf.··
Beğendi
·
2023 75. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2023 15:34
Yaşar Kemal bu romanında İstanbul'u, İstanbul'un çürüyen doğasını konu alır. Onun gözlemleriyle İstanbul'u görürüz. Göç yoluyla Anadolu'nun çeşitli yerlerinden İstanbul'a gelenler, kimsesizler, zenginler, fakirler, balıkçılar, oradan oraya savrulanlar, aşıklar... Yozlaşma, çürüme, öfke, nefret, para hırsı, katledilen doğa... Bunların ekseninde mükemmel bir İstanbul romanı okuruz. Yaşar Kemal'in betimlemeleri o kadar güçlü ki her Yaşar Kemal romanı okuduğumda iyi ki böyle bir yazara sahibiz demekten kendimi alamıyorum. "Ağır kokular içimde ölen, yıkılan, hızla çürüyen bir eski şehir İstanbul..." "Öyle bakarkör değil, öyle vurdumduymaz değil, neyin varsa var­lığında damar, kan , göz, kulak, el ayak, saç, kıl, diş, tırnak, burun, deri öylesine bir açacaksın ki dünyaya, renge, kokuya, acıya, tatlıya, denize, toprağa, akarsuya, bitkiye, çiçeğe, bahara, kışa, börtü böceğe, yaşayacaksın, denizsen deniz olacak, kuşsan kuş yaşayacak, balıksan, atsan, kartalsan, solucansan, hem de solucansan köküne kadar yaşaya­cak, ellerinle, ayaklarınla, saçlarınla, teninle, burnunla, kulaklarınla görecek, kemiklerinle koklayacak, sezeceksin." "Niçin bu kadar öldürmeyi, yok etmeyi, parçalamayı seviyor insanlar? İnsan yumuşak başlı, iyilik dolu bir yaratıktır, ağız dolusu gülen, yürek dolusu ağlayan, iliklerine kadar duygulanan, seven bir yaratıktır insanoğlu ... Bu öldürme, yok etme, öfke, öç, sevgisizlik neden? Niçin koparıyorlar çiçekleri, birisi tok da yüz bini niçin aç, o tok da bu kadar gözün altında, öfkenin içinde iflah oluyor mu? Tok olan niye bu kadar ahmak?"
Deniz KüstüYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20161,538 okunma
"Karınca bile deme; bile'den incinir karınca..
Puan vermedi·368 syf.··
2022 6. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2022 22:31
Parmağımıza diken batmasa parmağımızın varlığını, ne işe yaradığını, hayatımızdaki önemini fark edemiyor, eksikliğinde nasıl bir hayat yaşayacağımızı düşünmüyoruz.. Dr. son hastasını muayene ettiğinde, Kadın otelde son kez buluştuğunda, Hırsız arabayı son kez çaldığında.... Bir sonraki günü ve sonrasındaki eylemleri düşünmüyor.. Var-mış gibi, yaşıyor-muş gibi rutin eylemler bizleri âdeta Bakarkör yapıyor.. Hayatın bir yerinde rutini durdurup; farkındalıkla yaşamayı düşünmüyoruz... Herkes kendi yaptığı işin daha önemli olduğunu, ya da önemsiz ve gereksiz olduğunu.. Kendinin daha özel olduğunu, ya da silik bir karakter ve yazgıyla dünyâdan geçip gittiğini zannediyor.. Birlikte bir puzzle olduğumuzun, her birimizin bir diğerine gereksinimi olduğunu düşünemiyoruz.. "Ben'im" diyenler, "Ben kimim ki?" diyenler bu eseri okumalı.. Aslında hiçbir şey olduğunu.. Aslında çok şey olduğunu anlamalı.. "Karınca bile deme; bile'den incinir karınca.. Böyle bir konuyu Islam idrâki olmayan bir yazarın akıl ve idrâk etmesi takdire şâyan doğrusu.. Islâm bilinci "Yaratıcıya karşı Göz'ün şükrünü bile edâ edemezsiniz" der.. Doktorun Hanımı bu eserde sanırım vefâyı ve gerçek yol arkadaşını temsil ediyor.. Herkesin hayat yolculuğunda yanında bir koruyup kollayanı, yol göstereni, yeri geldiğinde cinâyeti bile göze alacak kadar koruma içgüdüsü gelişmiş bir refâkatçisi olmalı..(şefkat bâzen bir yere kadar, mazlumun yanında olup onu savunurken zâlime şefkat sağlıklı bir duygu değildir) Ama bu duygu ve özveri tek taraflı değil müşterek olmalı tabii.. Herkes Doktorun Hanımı gibi olabilmeli...
KörlükJosé Saramago · Can Yayınları · 2015132,1bin okunma
"Körlük" Kitap İncelemesi
7/10
·331 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
Kitabı okumak için en doğru zamanlar diyebilirim. Çünkü bir salgından bahsediyor, körlük salgınından. Son bir yıldır öyle aşina olduğumuz kelimelerle dolu ki kitap: bulaş, salgın, karantina... öyle alışılmış davranışlar var ki: evde kalma, yiyecek arama... Belki de bu dönem okuduğum için kitabın etki gücü daha fazlaydı. Betimlenen manzaralar hiç de uzak değildi. Körlük nedir, görmek nedir, görüyor muyuz, yoksa bakarkör müyüz? Diğerlerine kulak veriyor muyuz, duyularımız ne kadar işliyor ve işlevsel? İşte tüm bu soruların cevabını alacağınız ve edebi zevki ve bir yandan da tedirginliği tadacağınız, üslubu sebebiyle damakta hoş ve garip bir tat bırakan romanı tavsiye ederim. Israrla. Şimdi.
1000Kitap
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,1bin okunma
Puan vermedi·656 syf.··
Beğendi
·
2020 19. kitabı
1952’de Nobel ödülünü alan Amerikalı yazar John Steinbeck'in yayınlanan romanıdır. Gerçek adı East of Eden olan bu roman  dilimize Cennetin Doğusu  veya Cennet Yolu isimlerine çevrilmiştir ve dünyada önemli bir yazar olan  John Steinbeck’in hayatının realistliğini bu romanda görmenin mümkün olduğunu görüyoruz. Üniversite yıllarında Salinas Vadisinde tarım işçiliği yapan Steinbeck , romanında da Salinas Vadisinde yaşayan ailelerden söz ettiğini okuyorsunuz. Her yazar aslında kendi realistliğinden yola çıkarak romanlarına yön veriyor, bu da yazarların hayatını, hikayeleriyle yakından tanımamıza katkı sağlıyor. . .  Cennetin Doğusu romanı, Kaliforniya, Salinas Vadisinde yaşayan iki ailenin hayatından söz etmektedir. Habil ve Kabil’den gelen iyilik kötülük kavramları sorgulanarak okurlara yansıtılmıştır.  İyi veya kötü olmak insanın kaderinde olan bir şey mi yahut erdemlikle veya eğitimle olabilecek bir şey mi? İnsanların kuşakları sorgularken bir taraftan da kitap; Bilge kişiliği, erdemliği, iyilik ve kötülüğün ne olduğunu, zıt kutupları, dürüstlüğü, nankörlüğü sorgulayan ve cevap aramaktadır. Savaşların beraberinde getirdiği insanlar üzerindeki hayat mücadelesini, kişiler arasındaki rekabeti konu almıştır. Hayatı çoğu zaman bakarkör yaşıyoruz. Neyin iyilik neyin kötülük olduğunu bilmeden alışılagelmiş bir şekilde, düz kontak ilerliyoruz. Bir şeyleri kendi içimizde sorguladığımız zaman her şey daha iyi olacaktır. . . Kitabı okuyanlar lütfen çooook dikkatli okusunlar. Oldukça kalın, içeriği küçük puntolarla (aşırı küçük olmasa da)yazılmış, okurken emek isteyen bir roman olduğunu düşünüyorum. Sevmediğiniz karakterler olacaktır benim gibi Cathy karakterine ne kadar sinirlerseniz o kadar da romana bağlanacaksınız. Aslında bakarsanız romanı ilk okurken sıkılabilirsiniz.
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,5bin okunma