9/10
·360 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 16:15
FUENTES, bilgi birikimine, özellikle derin entellektüel ve tarihsel bilgisine hayran olduğum ve kanımca yazdığı olağanüstü romanları hakettiği değere ulaşamamış, Latin Amerika’nın en büyük yazarlarındandır. Özellikle sahip olduğu bilgi birikimini, yüksek hayal gücünü de kullanarak anlaşılması çok zor olan, aynı zamanda bizleri edebi dilin zirvelerine taşıyan romanlara imza atmıştır; Terra Nostra, Artemio Cruz’un Ölümü, Koca Gringo ve daha pek çok romanı gibi. Bu romanında da Friedrich Nietzsche ile balkondan Meksika’nın panoramasına, sokaklarına bakarak, birbirleriyle konuşarak, özellikle Nietzsche’nin felsefi bakış açılarına değinerek deneysel bir roman sunuyor bizlere. FUENTES, kitabın arkadında da belirtildiği üzere, ölümünden kısa bir süre önce tamamladığı bu romanında hayali bir devrimden yola çıkarak yerleşik gerçekleri sorguluyor. Her zamanki gibi anlaşılması hiç de kolay olmayan, ama edebi hazzın doruğuna doğru bir yolculuğa çıkartıyor bizleri….
Friedrich BalkonundaCarlos Fuentes · Can Yayınları · 201542 okunma
10/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 143. kitabı
Bir leyleğin gözünden anlatılan bu hikâye, alışılmış anlatıların çok dışında. Gökyüzünden insanların hayatlarına bakan bir tanığın gözleriyle; aşkı, sadakati, pişmanlığı, kayıpları ve yeniden başlamanın mümkün olup olmadığını okuyoruz. Sema, Aram ve Nurullah'ın hayatları iç içe geçerken en çok dikkatimi çeken şey, masumiyetin aslında ne kadar ağır bir yük olabileceğiydi. Bazen en büyük acıları suçlular değil, sessizce taşıyanlar yaşar. Kitap bunu oldukça etkileyici bir şekilde hissettiriyor. Leyleklerin göçleriyle insanların hayatları arasında kurulan bağ ise çok anlamlıydı. Her göç, sanki yüklerden arınmak; her dönüş ise yeniden umut etmek gibiydi. Özellikle leyleklerin yaşadıkları kayıplara rağmen hayata devam etmeleri beni derinden etkiledi. Akıcı dili, farklı anlatımı ve düşündüren alt metinleriyle uzun süre aklımda kalacak bir okuma oldu. Eğer duygusal, anlamlı ve farklı bakış açıları sunan hikâyeleri seviyorsanız, bu kitaba mutlaka bir şans vermelisiniz. "Belki de dünyanın en ağır yükü, masum kalabilmektir."
Masumiyetin YüküAhmet Haşim Güler · MKB Halk Kütüphanesi Yayınevi · 202610 okunma
Reklam
8/10
·609 syf.··
2026 57. kitabı
Tüfek Mikrop ve Çelik, en eski çağlardan başlayarak günümüze kadar gelen insanlık tarihine, derinlemesine, detaylı ve aydınlatıcı bir bakış açısı sunan belgesel tadında bilimsel bir eser. Eserde insan tarihsel sürecinde; kültürel, coğrafi ve biyolojik gibi farklı etmenler ile ele alınmış ve gelinen noktada toplumlar arasındaki devasa farklar, eşitsizlikler ve üstünlüklere açıklama getirmeye çalışılmıştır. Eserin en güçlü argümanı ise, insanlar arası farkların en temel kaynağı biyolojik veya zihinsel farklar değil, coğrafi ve çevresel avantaj veya dezavantajlardır. Tam tersi koşullara sahip olunsaydı, bugünün geri kalmış veya yok olmuş toplulukları, en gelişmiş toplumlarının yerini alabilirdi.
Tüfek Mikrop ve Çelik (Ciltli)Jared Diamond · Pegasus Yayınları · 20189,5bin okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 167. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 01:10
"AKIL HASTALIĞININ PSİKOGENEZİ" "Anlamanın önündeki ilk büyük engel tipler arasındaki farklılıktır. İkinci engelse yapılandırıcı yöntemin, doğası gereği kuruntu sisteminin ortaya koyduğu ipuçlarını takip etmesi gerekliliğidir. Hastanın düşünceleri ciddiye alınmalı ve sonuçlarına göre hareket edilmelidir. Araştırmacı ancak bu şekilde psikozun bakış açısını kavrayabilir. Bu durumda kendisinin de psikoza girdiği veya en azından kendi Weltanschauung'unu yarattığı kuşkusu oluşabilir. Böyle bir olasılık kötü olduğu kadar da bilim dışıdır. Herkes farkında olmasa da herkesin bir dünya görüşü vardır. Bunun farkında olmayanlar bilinçdışı ve dolayısıyla yetersiz ve arkaik bir bakış açısına sahiptir, çünkü psişede geliştirilmeden, uykuda bırakılan her şey ilkel durumda kalır." Collected Works serisinin üçüncü cildi olarak yayımlanan ve psikiyatri tarihinde bir dönüm noktası niteliği taşıyan bir derlemelerden oluşan bu eser, Jung’un klinik dehasını sergilemesinin yanısıra onun Freud’dan ayrılışının tohumlarını ve analitik psikolojisinin temel kavramlarının (arketip, kolektif bilinçdışı) gelişimini anlamak için de vazgeçilmez bir kaynaktır. Jung, kitabında cesur bir iddia ortaya atar: Şizofreni hastalarının sanrı ve halüsinasyonları anlamsız rastlantılar değildir. Tam aksine, bu semptomlar derin bir psikolojik anlam taşır ve çözümlenmeyi bekleyen birer semboldür. Dönemin hâkim görüşü olan “hastalık tamamen beyin lezyonlarından kaynaklanır” tezine meydan okuyarak hastaların iç dünyasına kulak vermenin önemini vurgular. Ona göre psikoz, bastırılmış duygusal çatışmaların yani “komplekslerin" bilinçdışından fışkırmasıdır. Ve der ki, ruh hastalarının insani sırlarına elimizi uzattığımızda, deliliğin kaynağındaki sistem de kendini gösterir. Ve görürüz ki, delilik aslında bize hiç de
Psikoloji
Akıl Hastalığının PsikogeneziCarl Gustav Jung · Pinhan · 202222 okunma
Aşkın bakışları aşkın aşkıyla olabilir peki aşkın bakışı nedir
10/10
·32 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:01
Biyoloji, kimya, matematik, fizik, sosyoloji, tıp bunların aşk ile ne alakası var diye soracak olursanız -ki sorarsanız mantıklı olur sorunuz- dergiyi okuduktan sonra bakış açınız bambaşka pencereler açılabilir hazır olun ve okuyun
Tevhid Ocağı - Sayı 1 (Nisan 2020)Tevhid Ocağı Dergisi · Ruhi Yayınevi · 202029 okunma
Gerçekler rahatsız eder.
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:39
Doğru olmadığına dair şüphelerimizi içimize gömüp hala inandığımız ya da inanıyor göründüğümüz kavramlar neler olabilir? Bu kitap serinin diğer kitaplarının bir nevi özeti gibi geldi bana. "Özgür irade", "toplumsal doğrular", " milli ve dini değerler" in kurmaca olduğunu işliyor fakat zihnin bir anlama ve bazen sığınağa ihtiyacı olduğundan bunlara inanmak durumunda kalındığını vurguluyor. "İçten gelen şeyler" de, etkisi altında olduğumuz biyokimyasal süreçlerdir ve bu açıdan özgür irade yoktur. İnsanların kendine özgü ve hayata dair anlamları olmalı çünkü bunun dışında, kozmik bir anlamı yoktur yaşamın. Bize anlatılan din ve millet kavramları kurmacalardır. Ve bunların kurmaca olmadığı, gerçek olduğu sanrısını kuvvetlendirmek için egemenler çok fazla kaynak kullanır ve insanlara gerçek acılar yaşatırlar. İnsanlar da, "acı çekiyorum öyleyse bu düzen gerçek veya dini bir törende huşu duyuyorum, demekki bu anlatılanlar gerçek" diye düşünürler. Ya da herkes bu düzen içinde inanıyor, ağlıyor, korkuyor, riayet ediyor, demekki ben gerçeklerin içinde yaşıyorum, diye düşünürüz. Oysa gerçek bambaşka; biz tam olarak yapay bir gerçeklik algısının içindeyiz. Ve bunun dışına çıkmak çok zor. Fakat bu yapaylıktan bir miktar kurtulmak istersek; zihnimizi incelemek ve gerçeğe ulaşmak için meditasyon yaparak onu araştırmalıyız. ...Her insan, içinde büyüdüğü toplumun dünyaya bakış açısı ile büyür ve en güçlü doğru olarak onları seçer (seçtiğini zanneder). Tüm gerçeği bilmek, insandaki hazır anlamları (kendi coğrafyamızın doğrularını ve tabularını) yıkar ve gerçek biyokimyasal eğilimlerimize göre bir hayat amacı bulmak gibi bunaltıcı bir sürece sürükler bizi; fakat bu bunaltı, gerçeği bilmek istemenin bedelidir. Kitapta derin sorgulamalar var ve bu yönüyle, inanan biri için rahatsız
21. Yüzyıl İçin 21 DersYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 20189,1bin okunma
Reklam
Reklam