Yusuf Hayaloğlu
Dün gece düşümde can dostu gördüm Ulu bir çınardan dal verdi bana Uzandım yüzüne yüzümü sürdüm Ben zehir istedim bal verdi bana Dağ yanarsa yağmur çiser mi dedim Ten yanarsa rüzgar eser mi dedim Can yağarsa canan küser mi dedim Çağırdı yanına el verdi bana Can dostum dostum kül verdi bana Ben aşkı sırtıma vurdum da geldim Hasretin acısını çöl verdi bana Can dostu görünce eridim bittim Yüreğime ateş kül verdi bana Can dostum dostum kül verdi bana Aşk olmazsa kalem yazar mı dedim Dost olmazsa gönül tozar mı dedim Hayaloğlu sana kızar mı dedim Yanağımdan öptü gül verdi bana Can dostum dostum gül verdi bana
RESÛLULLAH (S.A.V.) EFENDİMİZİN ADÂLETİ
Hazret-i Âişe (r.anhâ) Vâlidemizden şöyle rivâyet olundu: Kureyş’in Mahzûmoğullarından, şerefli ve asil bir aileye mensup olan kadınlardan birisi, nasılsa hırsızlık yapmış (bu sebeple kendisine had cezâsı tatbik edilmesi kararlaştırılmış)tı. Kadının bu durumdan kurtulması için Kureyşliler, çok alâkadar olmuş, hadiseye ehemmiyet vermişlerdi. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) ile kim görüşebilir, ona kim şefaatçi olur, diye düşündükleri sırada, Peygamber Efendimizin pek ziyade teveccüh ve muhabbetini kazanmış olan Üsâme bin Zeyd (r.a.) hatıra geldi. Ona, hâli anlatıp aracılık etmesini rica ettiler. Üsâme (r.a.), Resûlullah Efendimize vaziyeti arz ettiğinde, Resûlullah (s.a.v.): “Ey Üsâme! Sen, Allâh’ın tayin ettiği bir cezanın affedilmesi için mi şefaat istiyorsun?” buyurdular. Sonra kalktılar ve mescitte bir hutbe îrâd buyurdular: “Ashâbım! Sizden evvel gelip geçen ümmetlerin helâk edilmeleri, hiç şüphe edilmesin ki onlar, hırsızlık eden zengin ve soylu kimseleri cezalandırmayıp fakir ve kimsesiz kimseler çaldıkları zaman, yalnız onları cezalandırdıkları içindir. Allâh’a yemin ederim ki şâyet kızım Fâtıma, hırsızlık etse, hiç tereddüt etmeden onun elini de muhakkak keserim.” MUTFAĞIMIZ: Aşûre Malzemeler: 1 kg döğme buğday, 2 kg şeker, yarımşar kg nohut, kuru fasulye, kuru üzüm, 1’er su bardağı pirinç, ince doğranmış kuru incir, ince doğranmış kuru kayısı, ceviz, nar tanesi, fındık, 3 tane ince doğranmış elma, biraz tarçın, 1 paket çam fıstığı, 1 paket kuş üzümü. Yapılışı: Buğday, akşamdan pişirilir. Nohut, kuru fasulye, kuru üzüm, akşamdan ıslatılır. Ertesi gün ayrı ayrı haşlanır, suları süzülür. Bütün malzeme, büyük bir tencerede karıştırılır, aşûrenin kıvamına göre su ilave edilir. Kaynamaya başlayınca incir, kayısı, elma ve şeker katılır ve bal rengine gelinceye
Adalet
Reklam
Bana bir masal anlat baba içinde bütün oyunlarım kurtla kuzu olsun şekerle bal...
Pazar Okumaları "İnsanın halîfe kılınmasının manası üzerinde çok düşünmek gerekir. Allah her canlıya bir görev vermiştir. Her canlı yaratıcı faaliyete katılır. Arı bal yapar, inek süt verir, tavuk yumurta üretir. En büyük donanıma sahip olan insan da halife olarak en büyük vazifeyle mükellef kılınmış, yeryüzü ona emanet edilmiştir. Ne mutlu bu yüce görevi yerine getirenlere... İslam ve Hayat Hasan Elik, Marmara Akademi Yayınları
Ku nay dun.
Günaydın; ne istediğini bilmeyen, habis ruhlarıyla gündemimizi meşgul eden, eksik akıllarıyla hayatımızı manipüle etmeye çalışan, bal olsa kasemizde yer edinemeyecek şuursuz tosbağalar hariç. SPİNOZA
-Dost Ehline Selam
Namerdin elinden bal olsa içmeyiz, Şifa olmuş bize erenlerin hak yolu. Namerdin yolundan yürüyen alçaktır, Vazgeçmeyiz Muhammed’in gül yolundan. Bizim yaramız kendinden kabuk bağlar, Namert "şifa olurum" derse içten yer bizi. Biz Hakk’ın hak yolcularıyız, bu yol bize yeter, Eşkiyalar çölünden geçersem kendim geçerim. Sırbeyimin dost ehlini bilenlere selam olsun, Kul’u Hak’ta arayana, Hakk’ı da Hak’ta arayana selam olsun. Çehresinden ateş fırlayıp ceddini bilenlere selam olsun, Hanede, cihanda namertle yol yürümeyene selam olsun! – turna 21.06.2026
Şiir
Reklam
Reklam