8/10
·208 syf.··
2026 192. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 19:25
Süt ve Bal hakkında yapılan olumsuz eleştirilerin büyük kısmının kadınlardan geldiğini görünce şaşırdım. Çünkü kitapta anlatılanlar bana oldukça tanıdık geldi; kadın olmanın, sevilmenin, terk edilmenin, bedenle barışmanın, cinselliğin ve iyileşmeye çalışmanın yaraları vardı sayfalarda. Belki de bu yüzden kitapla kolayca bağ kurdum. Rupi'yi okurken bir şairden çok, acılarını ve kırılganlığını dürüstçe paylaşan bir kadının sesini duydum. Kitabın son sözünde, "Buraya kadar geldiğin, en kırılgan parçama böyle şefkat gösterdiğin için teşekkür ederim." diyor yazar. Kitabın sonunda Rupi'yi bir kız kardeş sevgi ve şefkati ile kucakladığımı hissediyorum. Sevgiyle okuyun
Süt ve BalRupi Kaur · Pegasus Yayınları · 20179,7bin okunma
McEwan nasıl bir son öyle …
7/10
·372 syf.··
2026 72. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:56
Muhteşem bir son. Katmanlı bir anlatı. Psikolojik derinliği olan “nasıl kandırıldığımızın” , “ nasıl kullanıldığımızın” gerçekçiliğin yalnızca başkalarının “egemen gücün” bize sunduğu kadar olduğu bir dünya anlatıda geçenler. Neredeyse her şey için bir planları programları var . Bir casusluk romanı mı ; hayır. Peki bir aşk hikayesi mi ;hayır. Bir kandırılış, uyutuluş, yönlendirme -provoke edilme- sürekli propagandaya maruz kalma anlatısı mı ; evet. Kurgu ile gerçeklik arasında nasıl bir ilişki var, kurguyu kurgulayanlar gerçeklikle böyle oynarken başa çıkılmaz bir kötülükle insanı nasıl karşı karşıya bırakıyorlar. Not: Bir Parmak Bal ;sakin , akıp giden, merak ettiren ama Ian Mcewan’ın o bilindik yoğunluğuna sahip olmayan bir eser ama yazarın bunu özellikle tercih ettiğini düşünüyorum. ( sona koysam okumazsınız) Eleştiri: Anlatı içinde yazarların hikayelerine yer vermesi hacimsel katkıda bulunsa da metne güç katmış hissiyatı vermedi. Sonuç: Sırlar vardır, saklanmalı mı, ne kadarı açığa vurulmalı, aşk işin insan kendinden, sırlarından vazgeçebilir mi? Yakından tanıdığını düşünsen de bir acaba koymalı mı ? Selametle
1000Kitap
Bir Parmak BalIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 2014156 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Yandırmaq bir zövq idi".
9/10
·208 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:40
Rey Bredberinin "Fahrenheit 451" kitabı mənim oxuduğum 24-cü kitab oldu və mənə tam mənası ilə reallıq şoku yaşatdı. Kitabda insanların düşünməyi unutması və tamamilə ekranlara bağlandığı, kitabların yandırıldığı bir dünya təsvir olunur ki, bu mənə tam olaraq bizim indiki dövrdə smartfon asılılığımızı ( məndə daxil ) xatırlatdı. Müəllifin illər öncə yazdığı "divar ekranlar" və "balıqqulağılar" sanki elə bu günümüz üçün deyilib. Baş qəhrəman Monteqin sistemin adamı olmaqdan çıxıb, kitabların dəyərini anlamağa başlaması və özünü tapma çabası çox maraqlı idi. Kitabın sadəcə sonluğu bir az tez bitdi deyə yarımçıqlıq sezdim deyə bilərəm və buna görə də 9 bal verirəm. Onu da əlavə etmək istərdim ki ki, əgər bundan əvvəl 1984Yeni Cəsur Dünya kimi şahəsərləri oxumusunuzsa, bu kitab sizə səthi gələ bilər. Yenə də fərqli bir distopiya axtaran hər kəsin mütləq oxumalı olduğu əsərlərdən biridir.
1000Kitap
Farengeyt 451Ray Bradbury · Qanun Nəşriyyatı · 2019108,4bin okunma
9/10
·524 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Füsun'um güzelim,prensesim seni ilk gördüğümde o aşkımızın sadece bedenden bedene geçtiğini düşünürdüm.Ama senin aşkın beni körükledi ve cidden almamam gereken riskleri almam gerektiğini öğretti.Sana kolay yalan söyledim çoğu zaman ama o kadarda çok sevdim seni o bana sarılışın gözlerini kapattığında hayallere dalışın beni ayrı yerlere götürdü sana çok zalim davrandım seni neredeyse 9 yıl bekledim bana geri dönmen için beni geri sahiplenmen için o 2 ile 4 arasındaki geçirdiğimiz zamanı o güzel dudaklarını çok özlemiştim yanındaydım ama dokunamıyordum görüyordum ama sevemiyordum sen bana dargın ve küskündün verdiğim sözleri tutamamıştım seni kendime aşık edip yataklara düşürdüm ve olmaman gereken biri ile olmanı sağladım.Çok kararlıydın ve hevesin çok hızlı kırılıyordu güzelim ama istediğin yapıldığında hemende ikna oluyordun hırslıydın.Senden eşyaları sakladım senin dokunduğun,senin dudağına deydirdiğin kaşığı,giydiğin ayakkabıyı,içtiğin gazozu,yediğin helvayı,içtiğin ucu kırmızı sigara izmaritini hepsini birbir sakladım. Merhamet apartmanında hepsini dizdim ve orası senin ve senden aldığım,senin dokunduğun bana seni hatırlatan herşey vardı.Anıların artık benle ama anıları kazanayım derken seni kaybettim ben beklediğim aşk’ı ben beklediğim bal dudakları güzel vücudu kaybettim herşey için özür dilerim Füsun’um…
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
Hiç böyle hayal etmemiştim.
5/10
·408 syf.··
2026 72. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 19:42
Biliyorsunuz ki Labirent: Ölüm Emri ve Labirent: Virüs Kodu , bayıla bayıla okuduğum iki kitaptı lakin bu kitabı üzülerek söylemeliyim ki hiç sevemedim. Üçüncü kitaba büyük bir beklentiyle başlamış bulundum. Asıl kitaba girmenin heyecanı vardı üzerimde. Sanıyorum ki filmi böyleyse kitabı bal börek... Sanki yazar, kendi kitabını çalmaya çalışıyormuş da çalamamış gibi bir hissiyat yarattı bende. Öncelikle kitabın sıkıntılarını tane tane ele alalım. Yazar, bu hafıza kaybı olayını çok fena eline yüzüne bulaştırmış. ilk, iki kitabında karakterler bu kadar güzel ve derinlemesine işlenmişken; olay örgüsü, yer, mekan, zamanda cabası... hepsini sıfırlamak hangi akla mantığa sığar, işte bunu anlamıyorum. Madem Labirent: Ölüm Emri ve Labirent: Virüs Kodu'nu yazacaktın o vakit neden bize bu üç seriyi okuttun. Şimdi birde bu kronojik okuma karmaşaşı var ortada. Hani orada da kitabı yazılma sırasıyla okursan büsbütün kördüğüm olursun. Bana kalırsa bir yerde tercih yapılmalıydı ve bu tercih kesinlikle ama kesinlikle bizim bildiğimiz üçlemeden ziyade sonradan yazılan "ÖLÜM EMRİ VE VİRÜS KODU'NDAN" yana olmalıydı. Yukarıda bahsettiğim kitapları ya okumayın yada ilk üçlü ve sonrasında Newt'e ne oldu sorusunun cevabını Labirent: Deli Sarayı'nda alıp bu kitabı tadında bırakın. BUNDAN SONRASI SPOİLER; İkinci kitapta aile olan bu grubun birbirine tamemen yabancı olduğu bir kitap düşünün, Thomas'ın zekilerden aptallığa terfi ettiği bir evren. Her şey Teresa ve Chuck'tan ibaret olan bir dünya. Abi ben anlamıyorum. Bu karakterler senin önceliğinse sen arkaadaşların için ne diye labirente girdin? Kaç git. Hafıza kaybından sonra da bu önceliği değişmedi ama bir aptal gibi oraya girmesi ve onlarca insanın ölmesi sonucu kalan tek karakterimiz de Thomas ve Teresa'ydı. Olan minik Chuck'a ve Alby'ye oldu. Beyaz Leke'de de benzer bir durum söz
Labirent: Ölümcül KaçışJames Dashner · Pegasus Yayınları · 201411,7bin okunma
8/10
·140 syf.·
2026 3. kitabı
Filmini izlemeyen yoktur herhalde onun için çok detaya girmeden birkaç şey yazayım. İlyas adında bir kamyon şoförünün alkollü iken yaptığı bir sadakatsizlik yüzünden hayatlarının nasıl paramparça olduğunu anlatıyor özetle. Okurken ne olacağını bildiğiniz, bazı sahneleri daha önce gördüğünüz halde kitabın bazı yerlerinde gözleriniz nemlenebiliyor. İlyasın oğlu ile karşılaşması mesela. Çok etkiledi beni okurken. Bir de Asel'in(Asya) sonradan birlikte olduğu eşi Baytemur hayat hikayesini anlatıyor bir yerde. Okurken ister istemez empati kuruyorsunuz ve çok çaresiz hissettiren bir durum var. Dağ başında bir evde karısıyla küçük kızlarıyla otururken askere çağırıp savaşa götürüyorlar. Orada onları bir başlarına bırakıp gitmek zorunda olmak ve geldiğinde hiçbirinin artık olmaması... Böyle şeyleri düşünmek bile korkutuyor beni. Belki de bunun herhangi bir anda dünyada herkesin başına gelebilecek olması korkusu yüzünden böyle hissediyorum. Kahrolsun savaşlar, aileleri parçalayan herşey kahrolsun... Birkaç gereksiz bilgi de vereyim. Filme Asya ismi ile geçiyor ilyasın sevdiceği ama burada orijinal halinde Asel. Asel belki asya anlamına geliyordur onun için bunu kullanmış olabilirler dite düşünebilirsiniz ama öyle değil Asel Kur'an-ı Kerim'de Muhammed Suresi 15. Ayette cennete akan bal ırmağını anlatırken geçen bir kelime. Bizde filmin çekildiği yıllarda çok yaygın kullanılmıyor bu isim. Son olarak kitap çok güzel ama Türkan Şoray ve Kadir İnanır gibi insanlar bu duyguyu kitabından daha güzel geçiriyor. Cengiz Aytmatovun kalemine edilecek söz yok çok iyi yazıyor ama filmi kitabı gölgede bırakacak kadar güzel.
Selvi Boylum Al YazmalımCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202113,5bin okunma