Bengisunun yankısı ve aksi
Kara bir su kıyısına
Bir arı oğulu dünyasına
Nar sevdasına
An o çocukluğu ki
Karlı kurban bayramlarını
Kuru üzüm iftarlarını
Bağa taşan ev seslerini
An an ki
Kurtuluşunu şimdi bulursun belki
İçinden güneşe varan ses babadır gündüzleri
Ayı kurcalayan ses anadır geceleri
Ne mutlu sana
Bulursan insanlarda
Andıran birkaç çizgi
Gün batmadan önceki kardeşleri
Gün doğarkenki kuşluktaki
Öğledeki ikindideki
Bir balık görünce nasıl çırpınırsa bir martı
Gün batınca nasıl çırpınırsa
Boğulmuş bir kuş gibi
Bir deniz
Çocuğu ölünce öyle çırpınır bir anne
Annesi ölünce bir çocuk öyle çırpınır
Çırpın çırpın ki belki görürsün ölümden ötesini
St!nin mesleğin bir bakıma bir ölüm mesleği
Bozulmuş saatleri ölümle iyi etmek
Ölümle açmak kurumuş dudakları
Ölümle açmak kapanmış gözleri
“Bombardımanımızın tesiri dehşet vericiydi. Bir adam bana daha önce hiç bu kadar çok ölü görmediğini söyledi.” Savaş Muhabiri.
“Daha önce hiç bu kadar çok ölü görmemişti.”
Sarı gün ışığında uzanmışlardı onlar, o ise küfrederken
Ve nefes nefese, bir zamanlar yol olan yer boyunca
O bitmek bilmeyen bomba yükünü sürüklerken.
“Ölüler ne kadar da huzurlu.”
Kimin fikriydi bu aptalca lâkırdıyı birinin kafasına sokmak?
“Daha önce hiç bu kadar çok ölü görmemişti.”
Bu kıvrak kelimeler beyninde aşağı yukarı dans ediyordu,
Cesetler yağmurun altında zıplayıp oynaşırken.
Hayır, hayır; artık saymayacaktı onları...
Ölülerin acıyla işi bitti:
Boğuldular; bir daha hayata dönemezler.
Geçen hafta Dick öldürüldüğünde tıpkı böyle görünüyordu,
Alevli patlama onu yere serdikten sonra,
Ateş basamağı boyunca bir balık gibi çırpınarak...
“Kaç ölü mü? Ne kadar istersen o kadar,
Sayma onları; çok fazlalar.
Kim alır benim güzel, taze cesetlerimi, iki tanesi bir kuruşa?”
Siyasette Ahlak Aramayın, Bulamazsınız
Bulduğunuz şahsi çıkarınızdır.
Bir kaç örnek vermek isterim. Biri iktidardan biri muhalefetten olsun ki ahlaki yozlaşma ve çürüme tam karşılık bulsun.
Yüzleşme yapmadan etik ahlakı başka türlü yaşama taşımak mümkün değildir.
Çeyrek yüzyıldır iktidar olan özelleştirme talanı ekonomiyi çökerten, adaletsiz ve hukuksuz yöntemlere imza atanlar, yozlaşmayı büyütenler için yaşanmış örnekler veriyorum;
✓ Anayasa mahkemesi kararını tanımıyorum, saygıda duymuyorum. Mevcut Cumhurbaşkanının ifadesi olup başlattığı bir çürüme örneğidir. Balık baştan kokar. İmam türkü söylerse cemaat nara atar sözleri de bu kültürün ürettiği kalıntılardır. Gerisi Türk ulusu ve yurttaş etik ahlakının genel yarar bilinç düzeyi ile ilgili bir sonuç olarak zamanla değişime uğrayacak.
İkinci ahlaki çürümeye örneği bugünlerde kayyum ile yeni bir işbirlikçi ilişki içine giren muhalefetten vereceğim.
✓ Son Cumhurbaşkanı seçiminde mevcut seçilen Cumhurbaşkanı Anayasa'nın 101. maddesine göre aday olma hakkı yoktu. Kim bu hukuksuzluğu meşru hale getirerek bu yetkiyi yeniden verdi? Muhalefet adına aday olan ve altılı masa tuzağına ulusu düşüren ben hukuksuz bile olsa sandıkta yeneceğim diye ahlaki çürümeye destek veren bugün Cumhuriyet Halk Partisine kayyum olarak geri dönüp arınacağız diyen bu ahlaki çürümeye yüz vererek yozlaşmaya katkı sağladı.
Bu ahlaki çürümeye ve çöküntüye kim inanır? Genel yararı şahsi çıkara satanlar dışında kimse inanmaz. İnanmıyor zaten. Genel yararı şahsi çıkara satanların çok sayıda olmuş olması hakikati göstermeye yetmez. Hakikat ahlakı çoğunluğa ve güce bakmaz.
Hakikat ahlakı bu organize yozlaşmayı yurttaş hukuku ve etik ahlakı ile meşruluğunu yitiren tüm çabalarını hatırlatarak bitirdiği halde yakamızdan düşmek istemiyorlar.
"Ama o kimi zaman halkın sağduyusuna derin inançla, kimi zaman hani eski aklı erik atalar, nineler ne demiş iyiliği yap, at denize; balık bilmezse, o denizde halk da vardır,halk bilir! Madem böyle, ben yolumca gitmeyi sürdüreyim diyor."