İncileri incisi, dünyada eşi benzeri olmayan en güzel, en görkemli ve kusursuz incinin ve onu bulan şanslı-veya şanssız mı demeliyiz?- ailenin hikayesi. Değerli bir şeye sahip olmak her zaman yarar sağlamaz. Özellikle etrafın açgözlü insanlarla doluysa...
Kitapta geçen bir cümle aslında kitabı özetliyordu. Bir çocuk babası ve geçimini denizden inci çıkartıp ticaretini yaparak sağlayan Kino denizde mükemmel bir inci bulur ve bu inciden kazanacağı gelirle aklına ilk gelen oğlunu okutmak olur. Kino bir kızılderilidir ve okuma yazma bilmedikleri için "beyaz adam" tarafından her türlü kandırılmaya müsaittirler. Kino da bunun farkındadır, farkındadır ama yine de onların her dediğine inanır ve karşı çıkamaz çünkü kendini onlar karşısında küçük görür, çünkü eğitim görmemiştir.
Bu hikayede kızılderililerin yurtları istila edildikten sonra gördükleri muamele anlatılır aslında. Doktorlar tarafından kandırılırlar, tüccarlar tarafından kandırılırlar ve hatta papaz tarafından bile adeta soyulmak istenirler. İşte bu ortamda yaşarlar. Hayatları mahvolmuş yurtları istila edilmiştir.
Bence kızılderililer insanın doğayla en doğru ilişkisidir. Onlar bütün varlıkla iletişim halindedirler. Doğayla konuşurlar ve onu dinlerler. Her zaman kulaklarında bir ve birçok ezgi mırıldanır. İşte bu ezgilerden de çokca bahsedilir.
Kitap bir halk hikayesinden esinlenerek yazılmıştır ve bence Kızılderili halkının acılarını anlatan en anlamlı kitaplardan biridir.