Hanna

Hanna
Türk. Şehir plancısı.
İstanbul
42 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
10/10
·148 syf.··
Beğendi
·
2017 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2017 12:19
<Spoiler içerir> Ben Siddharta'nın hayatını insan yaşamına benzettim biraz da. Hepimizin aslında deneyimlediği düşüncelerden bahsediliyor kitapta. Ancak günlük hayatın karmaşası içinde bizim bu derin düşüncelerimiz hayatı ve yaşamı anlamaya çalışmamız sönüp gidiyor sanki hiç düşünülmemiş gibi . Kitapta bizim sönen düşüncelerimiz Siddharta'nın sönmemiş aksine harlanmış düşünceleri oluyor. Siddharta'nın hayatı merak ederek evinden ayrılmak istemesini insanın dünyaya gelişine benzettim. Aynı yeni doğmuş bir bebek gibi dış dünyayı bilmiyor ve insanın yaradılışına uygun şekilde sadece merak ediyor. Ancak yolda ona destek olacak arkadaşı var ve ben bu arkadaşı ebeveynlerimize benzetiyorum. Yolun az olsa da bir kısmında bize destek oluyorlar. Belli bir süre sonra ebeveynlerimizden ayrılıyoruz ve farklı arayışlar içine giriyoruz. Siddharta'nın yolda Kamala ile tanımasını da ergenliğe giriş olarak algılıyorum. Daha önce hiç bir kadınla birlikte olmamış çocuk Siddharta gelişiyor ve cinsel arayış içine giriyor tıpkı ergenlik gibi. Ve bu uğurda bir çok şey deneyimliyor. Çocukluğun masumluğundan çıkıyor artık ve bir yetişkin gibi paranın önemini kavrıyor. Para kazanmak için çalışıyor ve zengin oldukça çocukken öğrendiklerini bir bir unutuyor. Artık açlığa dayanamıyor ve oruç tutamıyor. Eski Siddharta olmaktan çıkıyor ve bambaşka biri oluyor. Böyle geçen uzun yıllar sonunda değiştiğinin farkına varıyor ve eski çocukluk günlerini özlüyor. Ancak bu özlem kısa sürmüyor ve hemen o refahtan ve uyuşukluktan kurtuluyor. Ben bu tekrar uyanışı da yaşlılığa benzetiyorum. Geçmiş zamanda yaşadıklarından pişman olmuş yaşlı bir adam olarak görüyorum. Geçen günlerini boşa harcadığını düşünüyor Siddharta. Ancak daha sonra Siddharta yaşlı bir adamın bilgeliğiyle yaşadığı olaylardan pişmanlık duymayı
Edebiyat
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202446,9bin okunma
Reklam
10/10
·101 syf.··
2017 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2017 20:03
İncileri incisi, dünyada eşi benzeri olmayan en güzel, en görkemli ve kusursuz incinin ve onu bulan şanslı-veya şanssız mı demeliyiz?- ailenin hikayesi. Değerli bir şeye sahip olmak her zaman yarar sağlamaz. Özellikle etrafın açgözlü insanlarla doluysa... Kitapta geçen bir cümle aslında kitabı özetliyordu. Bir çocuk babası ve geçimini denizden inci çıkartıp ticaretini yaparak sağlayan Kino denizde mükemmel bir inci bulur ve bu inciden kazanacağı gelirle aklına ilk gelen oğlunu okutmak olur. Kino bir kızılderilidir ve okuma yazma bilmedikleri için "beyaz adam" tarafından her türlü kandırılmaya müsaittirler. Kino da bunun farkındadır, farkındadır ama yine de onların her dediğine inanır ve karşı çıkamaz çünkü kendini onlar karşısında küçük görür, çünkü eğitim görmemiştir. Bu hikayede kızılderililerin yurtları istila edildikten sonra gördükleri muamele anlatılır aslında. Doktorlar tarafından kandırılırlar, tüccarlar tarafından kandırılırlar ve hatta papaz tarafından bile adeta soyulmak istenirler. İşte bu ortamda yaşarlar. Hayatları mahvolmuş yurtları istila edilmiştir. Bence kızılderililer insanın doğayla en doğru ilişkisidir. Onlar bütün varlıkla iletişim halindedirler. Doğayla konuşurlar ve onu dinlerler. Her zaman kulaklarında bir ve birçok ezgi mırıldanır. İşte bu ezgilerden de çokca bahsedilir. Kitap bir halk hikayesinden esinlenerek yazılmıştır ve bence Kızılderili halkının acılarını anlatan en anlamlı kitaplardan biridir.
Edebiyat
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma
9/10
·208 syf.··
2017 29. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2017 13:29
Kitapta şehir hayatından çok uzakta yapayalnız bir ada olan Uta-Jima'da yaşayan Şinji'nin adaya yeni gelmiş olan Hatsue'ye aşık olmasını ve o küçücük adada bu iki sevgilinin maceralarını anlatır. Kitapta Japon ada sakinlerinin hayatları hakkında bilgiler de vardır. Adanın başlıca geçim kaynağı erkekler tarafından yapılan balıkçılık-çünkü bir gemiye kadın almanın uğursuzluk getireceğine inanılıyor- ve kadınlar tarafından yapılan dalgıçlıktır. Ada kültürü dışında Japonların kendilerine has kültürlerini de yansıtılır. Birbirlerine olan saygıları ve ahlakları önemli birer ögedir ve ana kahramanımız Şinji saygılı oluşu ve biraz da utangaçlığıyla bu ögeleri gayet net yansıtır. Yazarın dili gayet açık ve akıcı iken yaptığı betimlemelerle dudaklarınızda okyanus tuzunun tadını hissedecek ve Uta-Jima nın dağlık patikalarında Şinji ve Hatsue ile huzur bulacaksınız.
Dalgaların SesiYukio Mişima · Varlık Yayınları · 20141,917 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2017 26. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2017 05:12
Mahalleden Arkadaşları aratmayan bu kitap Selçuk'un dayısı, annesi, bir garip mahalle arkadaşları, İsmet'i ve insan azmanı Kasım Çoban ve terliklerini anlatıyor. Burnu şeyden çıkmayan Selçuk yine macera peşindedir ve yine dayak yer..
Edebiyat
Liseden ArkadaşlarSelçuk Aydemir · Küsurat Yayınları · 20175,6bin okunma
10/10
·80 syf.··
2017 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2017 01:09
Ne kadar saygın, kültürlü, eğitimli ve soylu biri olsa da bir kadının arzuları ve tutkuları uğruna yirmi dört saat içinde bütün varlığını bir kenara atıp heba edebilecek duruma gelebileceği anlatılır eserde. Kırklı yaşlarında kocasını kaybeden ve hayatının kalanını avrupada gezerek geçiren bir kadındır Mrs. C. Ancak hayatının dönüm noktası da denebilecek bir anı vardır ki o andan yirmi dört yıl sonra dahi yaşadıklarının yükü ona ağır gelir ve anlatma ihtiyacı duyar. Kitapta Mrs. C kendi ağzından hayatına yön veren yirmi dört saati tüm çıplaklığıyla anlatır. Kitapta insanın ne kadar soylu ve eğitimli olursa olsun hiç beklenmedik durumlarla da karşılaşabileceği anlatılır.
Edebiyat
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,8bin okunma
Reklam