• “Kahve mideye iner ve ondan sonra her şey harekete geçer: Düşünceler, tıpkı savaş meydanındaki büyük bir ordunun taburları gibi birbiri ardı sıra gelir; savaş başlar. Hatıralar, savaş düzeni alan askerlerin önünde ilerleyen bir bayraktar gibi koşar adım saldırıya geçerler.”
  • *Walt Whitman eşcinseldi. En büyük aşkı ABD Başkanı Abraham Lincoln’dü. Şiir yazmadığı veya Abraham Lincoln’e duyduğu aşkı anlatmadığı zamanlarda banyo küvetinde içki içerek bağıra bağıra şarkılar söylerdi.
    *Shakespeare yazdıklarından kazandığından daha fazla geliri tefecilik yaparak kazanıyordu.
    *Karanlık hikâyelerin ustası Edgar Allan Poe‘nun karanlıktan çok içkiyle başı dertteydi. Ömrü boyunca alacaklılarından bir adım önde, alkoliklikten bir adım gerideydi.
    *Dünyanın en tanınmış yazarlarından, Büyük Umutlar’ın yazarı Charles Dickens dünyanın belki de en tuhaf uyku alışkanlığına sahipti. Yatarken yüzü mutlaka kuzey kutbuna bakacak şekilde uzanırdı. Bu tercihini açıklarken ‘yerküre elektrik akımları, pozitif ve negatif elektrik’ gibi şeyler söylemişti. En fazla vakit geçirdiği yer de kimsesizler morguydu.
    *Sivil İtaatsizlik teorisini ortaya atan Henry David Thoreau nadiren banyo yapar, saçlarını neredeyse hiç taramaz, yamalı giysiler giyerdi. Thoreau aynı zamanda ilk üzümlü ekmeği yaptı.
    *Balzac öldüğünde 51 yaşındaydı ama arkasında onlarca ölümsüz eser bırakmıştı. Günde yaklaşık 50 fincan kahve içtiği söylenen Balzac, kahve yapacak birisi olmadığında kahve çekirdeklerini çiğnerdi.
    *Tolstoy’un 13 çocuğu vardı. 48 yıllık evliliğinin ardından karısına “Benim yaşımdaki insanların sıkça yaptıkları bir şeyi yapıyorum. Son günlerimi tek başıma ve sükunet içinde geçirebilmek için dünyadan vazgeçiyorum,” yazan bir not bırakarak evini terk ettiğinde 82 yaşındaydı. Birkaç gün sonra bir tren istasyonunda donarak öldü.
    *Tolstoy, çağdaşı İvan Turgenyev’i düelloya davet etti. Hatta tabancalar bile geldi ama araya giren hatırlı dostlar sayesinde düello yapılmadı. Bu olayın ardından ikili uzun yıllar boyunca hiç görüşmedi.
    *Alice Harikalar Diyarında’nın yazarı Lewis Carroll bir matematik dehasıydı. Kelime üretmekte üstüne yoktu. Halen İngilizcede onun uydurduğu onlarca kelime kullanılmaktadır. Kütüphanelerde kitapların daha kolay bulunabilmesi için kitap adını cildin sırtına yazma fikrini hayata geçirdi. Scrabble kelime oyununun ilk örneğini yaptı. En sevdiği ulaşım aracı kendi icat ettiği üç tekerlekli bisikletti.
    *Mark Twain bugün bildiğimiz anlamda stand-up gösterilerini dünyada ilk kez uygulayan kişidir. Yazarlıktan kazandığı parayı farklı alanlarda değerlendirmeye çalıştı ama halka yutturulmaya çalışılan icatlara para yatırdığı için hep iflas etti. Halbuki evine telefon taktıran ilk insanlardan bir tanesi olmasına ragmen telefona yatırım yapma imkânı varken yapmadı. Ünlü mühendis ve mucit Nikola Tesla’yla yakın arkadaştı. Daktiloyla yazılmış olarak yayınevine teslim edilen ilk kitap Mark Twain’in 1883 tarihli Mississippi’de Yaşam kitabıdır. Kendi geliştirdiği bir diyeti vardı. ‘Azıcık aç kalmanın ortalama bir hastaya, dünyanın en iyi ilacından ya da doktorundan daha büyük yarar’ sağlayacağını düşünmekteydi. İzleyicilerin arasında Kraliçe 1. Elizabeth olduğu halde Mark Twain, yellenmek üzerine uzun bir konuşma yaptı.
    *İrlanda asıllı yazar Oscar Wilde, ABD ziyareti sırasında gördüğü “Piyanisti vurmayın. Elinden geleni yapıyor” yazısının hayatı boyunca gördüğü tek mantıklı sanat eleştirisi olduğunu söyledi. Wilde’ın Hemingway’le en büyük ortak özelliği ikisinin de çocuklukları boyunca annelerinin isteği üzerine kız kıyafetleri giymesidir.
    *Jack London tam bir kitap kurduydu. Şahsi kütüphanesinde 15 bin kitap vardı. John Baryelcorn isimli eseri adsız alkolikler birliğinin okuma listesinde yer alır. London beş yaşında içkiye başladı, 40 yaşında öldü. O kadar çok içiyordu ki, bu yüzden başına sayısız kaza geldi. Bir seferinde Oakland Rıhtımı’nda tökezleyerek denize düştü ve kendini San Francisco Körfezi’nde buldu.
    *Virginia Woolf konuşmayı çok severdi. Bir seferinde 48 saat aralıksız konuşmuştu. Bütün eserlerini ressam olan kız kardeşinin çalışma biçimden ilham alarak, ayakta durarak yazmıştır.
    *James Joyce ve Marcel Proust bir kez bir araya geldi. İkilinin buluşması büyük bir merak konusuydu. Her iki yazarın da yaşı ilerlemişti. Bir parkta tesadüfen yan yana gelmiş iki ihtiyar gibi hastalıklarından bahsettiler. Bir müddet sonra biraz sıkılarak da olsa birbirlerinin kitaplarını okumadıklarını itiraf ettiler.
    *Franz Kafka, et yemeyi cinayetle bir tutuyordu. Vasiyetinde yakın arkadaşı Brod’dan Yargı, Ocakçı, Dönüşüm, Ceza Sömürgesi ve Köy Doktoru hariçbütün eserlerini yakmasını istedi. Arkadaşı Max Brod onun vasiyetini yerine getirmeyerek Kafka’nın yazarlık kariyerine büyük katkı sağladı.
    *T.S. Eliot ağırbaşlı görünümüne rağmen eşek şakalarına, ses çıkaran yastıklara ve patlayan purolara bayılırdı.
    *Agatha Christie, 1926 yılında 36 yaşındayken ortadan kayboldu. Yerel polis, halk ve istihbaratçılar her yerde onu aradı. 10 gün sonra sahte bir kimlikle bir otelde bulundu. Soranlara ne olduğunu hatırlamadığını söyledi. Gerçekte ne olduğu ise bir sır olarak kaldı.
    *Ernest Hemingway, kendisi hakkında ağır bir yazı yazan eleştirmeni ilk karşılaştığı yerde tutup yere devirdi. Bir yazarın eleştirmene karşı en sert hareketi bu oldu...
    (Daha fazlası için; Robert Schnakenberg-Büyük Yazarların Gizli Hayatları kitabını okuyabilirsiniz.)
  • Biraz uzun ama mutlaka okuyun çok güzel bir yazı...

    Tolstoy’un 13 çocuğu vardı. 48 yıllık evliliğinin ardından karısına Benim yaşımdaki insanların sıkça yaptıkları bir şeyi yapıyorum. Son günlerimi tek başıma ve sükûnet içinde geçirebilmek için dünyadan vazgeçiyorum, yazan bir not bırakarak evini terk ettiğinde 82 yaşındaydı. Birkaç gün sonra bir tren istasyonunda donarak öldü.

    Arthur Rimbaut; şizofrendi. şiirde sembolizmin atası kabul edilir. Çocukken saçlarını uzatan annesi onu bir kız gibi yetiştirmiştir. Defalarca evden kaçmıştır. 16 yaşında kaçtığı paris'te bir grup askerin tecavüzüne uğramıştır. Daha sonra paul verlaine ile eşcinsel bir hayat yaşar. Kavga ve gürültü dolu bir ilişki yaşayacak ve onun genç karısından ayrılmasına neden olacaktır. Sonra ailesinin yanına döner, ahırda karanlıkta yaşar ve mum ışığında yazar. Dizinde çıkan bir tümör nedeniyle bir bacağı kesilir, birkaç ay sonra ölür.

    Oscar Wilde; annesinin isteği nedeniyle çocukken kız elbiseleri giyerdi. Zekası ile ünlenmiş bir yazardır. bir erkekle yakın arkadaşlığından dolayı eşcinsellikle suçlanıp iki yıl hapis yatmış.

    Wirginia Wolf; manik-depresif teşhisi konulmuş, bir keresinde manik-depresif anında 48 saat konuşmuştu, yazılarını ayakta yazan yazar kibirliydi. Yahudiler konusunda, ırkçı tutum sergilemiş, aşkı bir kadında bulmuş eşcinsel olmuş ama yalnızca kocası ile mutlu olabilmişti. Ceplerine koyduğu çakıl taşları ile evinin yakınındaki ırmağa atlamış ve intihar etmiştir.

    T.S. Eliot ağırbaşlı görünümüne rağmen eşek şakalarına, ses çıkaran yastıklara ve patlayan purolara bayılırdı.

    Franz Kafka, vasiyetinde yakın arkadaşı Max Brod’dan -Yargı, Ocakçı, Dönüşüm, Ceza Sömürgesi ve Köy Doktoru hariç bütün eserlerini yakmasını istedi. Arkadaşı Max Brod onun vasiyetini yerine getirmeyerek Kafka’nın yazarlık kariyerine büyük katkı sağladı.

    Jack London tam bir kitap kurduydu. Şahsi kütüphanesinde 15 bin kitap vardı.

    Balzac öldüğünde 51 yaşındaydı ama arkasında onlarca ölümsüz eser bırakmıştı. Günde yaklaşık 50 fincan kahve içtiği söylenen Balzac, kahve yapacak birisi olmadığında kahve çekirdeklerini çiğnerdi.

    Jean Jacques Rousseau spankofili (şaplakseverlik) denen bir alışkanlığa sahipti. İtiraflar adlı eserinde belirttiğine göre şaplak atmak, vücutta acı uyandırmak onu cinsel olarak uyarıyordu. Beş çocuk yapmış, beşini de sokağa bırakmıştır.

    Diyojen topluma açık yerlerde mastrübasyon yapmaktaydı.

    Crates de eşiyle halk arasında cinsel ilişkide bulunmakla bilinirdi.

    Gilbert Ryle ise cinsel ilişkiden kaçınmış, Immanuel Kant’ın da gönül işleriyle hiç alakası olmamıştır.

    Jean Paul Sarte’ın bir gözü kördür. ve nobel edebiyat ödülünü reddetmiştir.

    Kierkegaard, Foucault, Feyerabend, David Hume, Kurt Gödel, Adam Smith, Friedrich Nietzsche zihinsel rahatsızlıkları olan bazı filozoflardır. Rahatsızlık derken, pskiyatrik ve fizyolojik durumlardan söz ediyoruz. Kurt Gödel, öldürüleceği korkusuyla bir şey yememiş ve açlıktan ölmüştür. Friedrich Nietzsche zihinsel çöküş yaşamış,10 yıl boyunca bakıma muhtaç olmuş ve ardından ölmüştür.

    Kubizm akımının temelini atan ve başlatan İspanyol ressam Pablo Picasso, ünlü olmadığı ve maddi sıkıntı içinde olduğu gençlik yıllarında yaptığı resimleri yakarak ısınırdı.

    Franz Kafka - Veremden öldü ve vücudu Prag-Straschintz'de yakıldı.

    Jack London, Amerikalı Yazar aşırı doz morfin alarak 40 yaşındayken öldü.

    Tolstoy, İvan Turgenyev’i, düelloya davet etti. Hatta tabancalar bile geldi. ama araya giren hatırlı dostlar sayesinde düello yapılmadı. Bu olayın ardından ikili uzun yıllar boyunca hiç görüşmedi.

    Franz Kafka et yemeyi cinayetle bir tutuyordu.

    Balzac, baş ucunda yanan bir mum olmadan hiç bir şey yazmazmış.

    Shakespeare, yazdığı kitap gelirlerinden daha fazla geliri tefecilik yaparak kazanıyordu.

    Frıedrıch Schiller, yazarken masasında mutlaka ama mutlaka çürük bir elma bulundururdu.

    Dickens, sıkı bir hayvanseverdi. “Grip” adlı kuzgununa öyle düşkündü ki öldüğünde gömmemiş, doldurtup çerçevelettirerek duvarına asmıştı.

    Ernest Hemingway, silahları, kadınları ve içkiyi severdi. Bu anlamda tipik bir amerikalıydı. Av tüfeğiyle vurduğu son şey ise kendisiydi.

    Stefan Zweig, yaşamındaki düş kırıklıkları ve içine düştüğü bunalımlar nedeniyle 1942’de Rio de Janeiro’da, karısı Lotte ile birlikte intihar etti.

    Sylvia Plath, mahzun bakışlı güzel yüzlü kara bahtlı şair. oda -Wirginia Wolf, gibi manik-depresif hastalık ile tanınan sanatçıların en ünlülerindendir. Ted hughes ile evlilik yapmıştır. Kafasını gaz sobasına sokarak kendini öldürmüştür.

    Margues Sade, kitaplarının çoğunu akıl hastanesinde yazmıştır. Sadizm kavramı isminden türetilmiştir.
    Nietzsche, Rilke, Freud, aynı kadına aşık olmuşlardır.
    Dostoyevski, iflah olmaz bir kumarbazdı. aynı zamanda homofobikti.

    Bukowski, bir restaurantta bulaşıkçılık yapmıştır. bir çok kez babasının kemerli dayaklarına maruz kalmıştır.

    Cesare Pavese, kadınlardan yana hiç yüzü gülmemiştir. bir otel odasında intihar etmiştir.

    Fernando Pessoa,nın gerçek ismi Fernando Pessoa değildir.

    -Alıntı