Balzac Bir Yaşam Öyküsü

7,4/10  (7 Oy) · 
26 okunma  · 
6 beğeni  · 
1.153 gösterim
"Belki de ilk gençlik dönemlerimden bu yana beni meşgul eden büyük bir eser yazmayı denerim-Balzac hakkında kalın bir kitap, bir yaşamöyküsü ve eleştiri. Muhtemelen üç, hatta dört yıl gerektireceğini biliyorum. Ama geriye kalıcı bir şey bırakmak istiyorum, on yıllarca etkisini yitirmeyecek bir eser ... Otuz yıldır Balzac okuyorum, hayranlığımdan hiçbir şey kaybetmeden tekrar tekrar okuyorum."

1939'da Toronto'dan New York'a bir tren yolculuğu sırasında Stefan Zweig'ın, dostu Romain Rolland'a, son büyük eseri Balzac hakkında yazdığı satırlar bunlar. Sürgünlük yaşamının son döneminde Zweig'la birlikte önce Amerika Birleşik Devletleri'ne, oradan da Brezilya'ya giden bu büyük eser, son noktasını ölümün koyduğu, bitmeyen bir başyapıt. Dostu Richard Friedenthal'in, Zweig'ın ölümünden sonra tamamlayıp ilk kez 1946'da Stockholm'de yayınladığı Balzac, bir büyük ustanın bir diğerine saygı duruşu...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2011
  • Sayfa Sayısı:
    506
  • ISBN:
    9789750710469
  • Orijinal Adı:
    Balzac
  • Çeviri:
    Şebnem Sunar, Yeşim Tükel Kılıç
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
ihtiyar 
26 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Stefan Zweig'ten mükemmel bir yapıt. Balzac'ın yaşamını bu kitaptan öğrenirken sanki onun döneminde, onu izliyormuşsunuz gibi hissedeceksiniz. Balcac gibi bir dehanın nasıl bazı konularda aptallıklar yaptığına şaşıracak, onun kadınlara olan ilgisini ve hatta bazen kalemini sadece para için kadınları kullandığını, borçlarını ödemek için nasıl eserler ürettiğini, yazarlığa başlama kararı aldığında ailesinin onu nasıl dışladığını, başarısız ticaret girişimlerini, yaşadığı aşkları, Ukranya'daki Madame de Hanska'ya olan stratejik aşkını ve kadınının ölüm döşeğindeyken acıma duygusuyla onunla evlenmeyi kabul etmesini, cenazesinde Victor Hugo'nun konuşmasını, Balzac'ın mücadele içinde geçen yaşamını bu kitapta bulacaksınız.

Kitaptan 4 Alıntı

Honore De Balzac
Fransa krallarından hiçbiri Balzac’a ya da atalarından birine
bir soyluluk unvanı bahşetmemiş olmasına rağmen,
sonraki kuşaklar, bu en önemli Fransız romancısının ismini,
onun arzusuna riayet ederek Honoré de Balzac olarak kabul etmiştir;
Honoré Balzac ya da Honoré Balssa olarak değil.

Ne de olsa yoksul atalarının gerçek soyadı Balssa’dır,
Balzac değil, de Balzac ise hiç değil; şatoları yoktur,
gelecek kuşaklarda bu aileden çıkacak şairin arabasına
yaptırabileceği bir soyluluk armaları da yoktur;
parlak zırhlarla ata binmemiş ve romantik turnuvalarda
kılıç sallamamışlardır; aksine her gün düzenli olarak inekleri
otlamaya götürmüş ve Languedoc topraklarında tarla açarken
kan ter içinde kalmışlardır. Balzac’ın babası Bernard-François,
Cannezac yakınlarında küçük bir köy olan La Nougayrié’de
sefalet içindeki bir kulübede, 22 Haziran 1746’da,
oraya yerleşmiş birçok Balssa’dan biri olarak doğmuştur.
Bu Balssalardan yalnızca biri herkes tarafından çok iyi tanınmaktadır,
bunun da nedeni son derece manidar bir olaydır:

Honoré’nin üniversiteden ayrıldığı 1819 yılında,
babasının elli dört yaşındaki erkek kardeşi, hamile bir köylü kızını
öldürdüğü şüphesiyle tutuklanmış ve yaşanan oldukça sansasyonel
bir sürecin ardından ertesi yıl giyotinle idam edilmiştir.
Balzac’ın kendini soylu biri gibi gösterip farklı bir kökenden
geldiğini uydurmasının başlıca nedeni, babasının bu kötü ün sahibi
erkek kardeşinden mümkün olduğunca uzaklaşma isteğiydi belki de.

Balzac, Stefan Zweig (Sayfa 15 - Can Yayınları)Balzac, Stefan Zweig (Sayfa 15 - Can Yayınları)
ihtiyar 
09 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Victor Hugo ölüm döşeğindeki Balzac'ı ziyaretini anılarında anlatır:
Zili çaldım. Bulutların arasında ay parlıyordu. Sokak terk edilmişti. Kimse çıkmadı, ikinci kez çaldım zili. Kapı açıldı. Elinde mumla bir hizmetçi kız çıktı. "Beyefendi ne emrederler?" Ağlıyordu. Adımı söyledim. Düz zemin üzerinde duran ve şöminenin karşısındaki konsolun üzerinde Balzac'ın David D'Anger yapımı kocaman mermer büstünün bulunduğu salona alındım. Salonun ortasında, altı tane altın kaplama, zarif heykel ayaklar üzerinde duran zengin masanın üzerinde bir ışık yanıyordu. Başka bir kadın geldi, aynı şekilde gözyaşları içindeydi ve şöyle söyledi: "Ölüyor. Madame odasına çekildi. Doktorlar dün umutlarını kestiler. Sol bacağında bir yarası var ve kangrene dönüşmüş durumda. Doktorlar ne yapacaklarını bilemiyorlar. Ödem sonucu vücudunda yağ toplanmaya başlandığını söylüyorlar. Et ve derisindeki yağ tabakası o kadar sertleşmiş ki, delip sıvıyı akıtmak mümkün değilmiş. Bir ay önce beyefendi bir mobilyanın köşesine çarparak kendisini yaralamıştı...Sabah saat dokuzdan beri konuşmuyor artık... Yataktan dayanılmaz bir koku geliyordu. Yorganları kaldırdım ve Balzac'ın elini tuttum. Eli ter içindeydi, sıktım. Elini sıkışıma karşılık veremedi...Hastabakıcı bana, "Gün doğarken ölecek," dedi. Merdivenlerden aşağı indim ve bu canlı yüzün resmini zihnime kazıyarak yanımda götürdüm. Salona girdiğimde yine büstle karşılaştım, hareketsiz, hissiz, yüce ve belirsiz bir ışıltı yayan büst ve ölüm ile ölümsüzlük arasında bir karşılaştırma yapmaktan kendimi alamadım.

Balzac, Stefan ZweigBalzac, Stefan Zweig

Balzac: Eine Biographie
...Yaklaşık otuz yaşlarındayken Balzac bir gün dünyaya,
adının Honoré Balzac değil, Honoré “de” Balzac olduğunu ilan eder;
dahası bu soyluluk unvanını taşımaya başından beri
hakkı olduğunu öne sürer. Babası yalnızca çok yakın akrabaları
bir araya toplandığında Galyalı köklü bir derebeyi ailesi olan
Balzac d’Entrague ailesiyle uzaktan akraba olma ihtimali
üzerine atıp tutuyorken, hayal gücü geniş oğlu,
inanılması mümkün olmayan bu varsayımı meydan okurcasına
yücelterek tartışmasız bir gerçeğe dönüştürür.
Mektuplarını, kitaplarını “de” Balzac olarak imzalar,
hatta onu Viyana’ya götüren arabanın üzerine d’Entrague’ların
soyluluk armasını yaptırır. Kendi kendisini böylesine
kaba ve anlamsız bir tavırla soyluluk payesiyle donattığı
için, ondan hoşlanmayan meslektaşlarının alay konusu olsa da,
o, gazetelere verdiği beyanatlarda hiç çekinmeden,
kendisi doğmadan çok önce de babasının soylu bir kökenden
geldiğini gösteren resmî belgeler olduğunu iddia eder,
dolayısıyla Balzac’a göre doğum belgesindeki soyluluk unvanı,
en az şu Montaigne’inki veya Montesquieu’nünki kadar geçerli olmalıdır.

Ne yazık ki bizim samimiyetsiz dünyamızda, yazarların o muhteşem
canlılık ve güzellikteki efsanelerine karşı kupkuru gerçeklerle dolu
belgelere kin yüklü, sorgulayıcı bir düşmanlık hâkimdir;
Balzac’ın büyük bir coşkuyla söz ettiği şu doğum belgesi ne yazık ki
Tours kentinin arşivlerinde yer almaktadır, ne var ki isminin yanında,
aristokratlığın simgesi “de”nün tek bir harfi bile yoktur.
Tours’un zabıt kâtibi 20 Mayıs 1799’da resmî
ve açık bir ifadeyle şunları kayda geçirmiştir:

Fransa Cumhuriyeti’nin yedinci yılının ikinci Pra­irial’inde*
olduğumuz bugün, l’Armée d’Italie Sokağı, Chardonnet Bölgesi
No: 25’te ikamet eden BernardFrançois Balzac adlı mülk sahibi
vatandaş, oğlunun doğumunu bil­dirmek üzere,
ben nüfus memuru Pierre-Jacques Du­vi­vier’ye başvurmuştur.
Adı geçen Balzac, doğan çocuğa Honoré Balzac adının
verildiğini ve çocuğun dün sabah saat on birde,
başvuru sahibinin evinde doğduğunu bildirmiştir.

Yine aynı şekilde ne babasının ölüm ilanında ne de
ilk kızının evlenme ilanı gibi diğer belgelerde bu soyluluk
unvanından söz edilmektedir, dolayısıyla bu büyük
romancının soy kütüğüne ilişkin tüm iddiaları, gerçek olmasını
dilediği temelsiz bir arzu olmaktan öteye gidememiştir.

Balzac’ın karşısında belgelerin haklılığı, hiçbir kuşkuya
yer bırakmasa da, yine de iradesi, yanıp tutuşan yaratıcı iradesi
bu soğuk yüzlü resmî kâğıtların karşısında muzaffer bir edayla
haklı olduğunu iddia edecektir; sonradan yapılan tüm düzeltmelere
karşın, kurmaca olan, her zaman tarihe üstün gelecektir.

Balzac, Stefan Zweig (Sayfa 13 - BİRİNCİ KİTAP Gençlik Dönemi ve Yeni Başlangıçlar - 1 Çocukluk dönemi trajedisi / Can Yayınları)Balzac, Stefan Zweig (Sayfa 13 - BİRİNCİ KİTAP Gençlik Dönemi ve Yeni Başlangıçlar - 1 Çocukluk dönemi trajedisi / Can Yayınları)

Balzac: Bir Yaşamöyküsü
“Belki de ilkgençlik dönemlerimden bu yana beni
meşgul eden büyük bir eser yazmayı deniyorum:
Balzac hakkında kalın bir kitap, bir yaşamöyküsü ve eleştiri.
Muhtemelen üç, hatta dört yıl gerektireceğini biliyorum.
Ama geriye kalıcı bir şey bırakmak istiyorum,
etkisini onyıllarca yitirmeyecek bir eser.”

Stefan Zweig’in, New York’a bir tren yolculuğu sırasında
dostu Romain Rolland’a yazdığı satırlar bunlar...
Sürgün hayatının son döneminde Zweig’la birlikte önce
Amerika Birleşik Devletleri’ne, oradan da Brezilya’ya giden
bu büyük eser, ilk kez 1946’da Stockholm’de yayımlandı.
Balzac, ustanın başka bir ustaya saygı duruşudur.

Balzac, Stefan Zweig (Can Yayınları - Arka Kapak Yazısı)Balzac, Stefan Zweig (Can Yayınları - Arka Kapak Yazısı)