Gılgamış dedi ki İçkicibaşı'na:
"Yanaklarım çökükse İçkicibaşı, yüzüm süzülmüşse, üzgünsem, yorgunsam böyle, karnım acı doluysa,
görünüşüm çok uzaktan gelenin görünüşü gibiyse,
yüzümü karartmışsa günün sıcağı, gecenin ayazı,
dolaşıp durdumsa yaban yazıda,
ölüm korkusuyla dolaşıp durdum, gönüldeşimin başına gelen iş çökertti de beni yollara düştüm, dolanıp durdum yaban yazıda, susmak elimde mi, dayanmak elimde mi? Canımdan ileri arkadaşım çamura döndü, Enkidu, canımdan ileri kardeşim çamura döndü! Onun gibi yatmam gerekmez mi benim de, kalkmamak üzere yatmam gerekmez mi benim de?"
Ölüler âleminde gövdesiz bir ruh nasıl gerçek mutluluk sebebiyse, yaşayanlar arasında da en büyük mutluluğun ruhsuz bir gövde olacağını ne yazık ki kimse ölmeden anlayamıyor.
Hataları oldukça geniş bir şekilde mukayese etmiş Theophrastos, bilgelikle yaptığı değerlendirmesinde arzular yüzünden yapılan hataların, öfke yüzünden yapılanlardan daha ağır olduğunu söyler.