10/10
·176 syf.··
2026 31. kitabı
"Artık çok yorgunum! Yıllarca sabahlara kadar süren akşam yemeklerini düzenleten ve konuklarımı çeşitli konularda konuşmaya zorlayan ben değilmişim gibi, şimdi tek başıma kalmak, sadece ömrümün bana ait sinemalarıyla oyalanmak istiyorum..." Bu alıntı Ulu Önder'imizin hasta yatağında ölümü beklediği günleri ve psikolojik durumunu ortaya koyuyor. Birçok savaştan sağsalim çıkmış , ne badireler atlatmış, ülkemize sayısız zaferler yaşatmış, Cumhuriyet ve yanında birçok devrim yaratmış olan Atatürk -fikirleri her ne kadar ölümsüz olsa da- o Perşembe ölüme yenik düşmüştü. Son günlerinde dahi ülkesini , Hatay meselesini , barış ve seçimi düşünen Atam'ın son Kasımına ve son perşembesine kadar yaşayıp düşündüklerini canım moderatörüm Semra tavsiyesi ile sevgili @benaysekulin kaleminden okuyabilmek , adeta Atam'ın içini dökmesine şahit olmak, hayatını film şeridi gibi onunla birlikte izlemek , mutlulukları kadar mutsuzluklarına, başardıkları yanında başaramadıklarına ve belki pişmanlıklarına tanık olmak gurur vericiydi. Kitap 176 sayfa olmasına rağmen ben sindire sindire okudum.Bir çırpıda okuyup kenara kaldırmak istemedim. Atam ile daha uzun zaman kalmak istedim sanki... Yazar; bu kitapta , İyi Asker ve Kurucu Devlet Adamı Atatürk'ü değil çocuk Mustafa'nın , delikanlı Mustafa Kemal'in , dost, aşık, evli, boşanmış ve en sonunda hasta ama her dem yalnız bir adamın iç dünyasını anlatıyor. Bu güzel kitap, yazar ile tanışma kitabım olarak da ayrı bir yere sahip olacak.İyi ki okudum.Sizler de mutlaka okuyun derim...
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,505 okunma
Cebinde üç hurma ile Halkı için ölüme gidenlere...
Puan vermedi·560 syf.··
2026 78. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 19:09
Yüreği güzel insan merhaba!!! Çoğumuz; Rus, Amerikan, Fransız edebiyatının klasik ve modern yazarları biliriz. Ancak İran, Suriye Filistin, Mısır benzeri, komşu coğrafyada yaşayan halkların hayatını yaşamını , edebiyatini bilmeyiz. Çünkü onlar Pis Arap, geri kafalı! İnsanlardır. Bugün sizlere ilk kez tanıştığım Filistinli harika bir yazarin eserinden söz etmek istiyorum. İbrahim Nasrallah ve dev eseri Beyaz Atlar Zamanı söz etmek istiyorum. Roman, Filistin'deki küçük bir köyün yaşamını merkeze alır. Hadiye ( Arapça, Hadiye yavaş, sakin,dingin anlamı taşır.) Hikâye, Osmanlı İmparatorluğu'nun Filistin'deki son dönemi ile başlar; ardından Britanya Mandası dönemini ve sonunda 1948 Arap-İsrail Savaşı (Filistinlilerin "Büyük Felaket" olarak adlandırdığı göç ve yıkım süreci) ile sona erer. Hep deriz yaaa Araplar bizi arkadan hançerledi. Peki acaba Osmanlı o topraklardan vergi aldı. Oraya ne götürdü, Devlet-i Âli Osman... Merkezde bir köy, o köyün aileleri ve özellikle beyaz atlarıyla gurur duyan insanlar vardır. Beyaz atlar, yalnızca ulaşım aracı değil; onurun, özgürlüğün ve toprağa bağlılığın simgesidir.Hamame, bembeyaz eşsiz güzel at resmen o atı gördüm, yolculuk ettim onunla... Son yıllarını yaşayan yorgun Osmanlı gelir vergi, asker ister gider, Hadiye köyüne, I.Dünya savaşını kaybeden Osmanlı ve artık Hadiye köyüne vergi toplamaya zulm etmeye gelen Osmanlı yerine Britanya imparatorluğuna sıra gelmiştir. İngiliz desteği ile gelmeye başlayan Yahudiler, Artık düğünlerin yapıldığı, Hamdan, dibekte döverek hazırladığı kahve zamanları geride kalır.Hadiye köyünde her gelen yeni yıl önceki yılı aratır. Ve halkı için, namusu için, beyaz atlı Barış günleri geri getirmek için ölümü göze alanlar... Mahmud, Halit, Naci.... Nice o güzel insanların hikayesine kalbimi
Beyaz Atlar Zamanıİbrahim Nasrallah · Bilgi Yayınevi · 202465 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·132 syf.·
2026 447. kitabı
İnsan kendine özgü bir şekilde olağandışı bir yaratıktır. Ateşi keşfetti, şehirler inşa etti, muhteşem şiirler yazdı, dünyaya çeşitli yorumlar getirdi, mitolojik imgeler icat etti vs. Fakat aynı zamanda, hemcinslerine savaş açmaktan, yanılgıya düşmekten, çevresini yok etmekten vs. bir türlü vazgeçmedi. Terazinin bir kefesine yüksek zihinsel meziyeti, öbür kefesine bayağı salaklığı koyduğunuzda terazi neredeyse dengede kalır. Umberto Eco İklim krizi ve çevresel kıyametin ardından hayatta kalmaya çalışan isimsiz bir kadın, kurtuluş ümidiyle "Kutsal Kutsalların Kutsalı" adlı kapalı bir dini tarikata (manastıra) sığınır. Ancak burada onu barış ve inançtan ziyade, "O" olarak adlandırılan bir liderin ve katı kuralların hakim olduğu sadist bir düzen beklemektedir. Değersizler "Değersizler Kavramı: Tarikatın katı hiyerarşisinde dışarıdan gelen ve itaat etmesi gereken kadınlar, aşağılanan "değersizler" olarak görülür. Dini temelli bu toplulukta beden, acı, sadakat ve ataerkil iktidar sorgulanır. psikolojik, ruhsal ve dinsel bir şiddet temasını işler. Totaliter rejimlerin baskıcılığını, tarikat yapılanmalarını ve çaresizliğin insan psikolojisindeki tahribatını eleştirir. Anlatım Biçimi: Kahraman, maruz kaldığı baskıya ve dehşet verici koşullara rağmen yazarak, yani kendi hikayesini anlatarak direnmeye çalışır. Kural tanımaz, sert ve okuru sınayan alegorik bir dili var.. okuduğumuz Değersizler
Roman-Edebiyat
DeğersizlerAgustina Bazterrica · Siren Yayınları · 2025168 okunma
6/10
·247 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 21:02
Beş arkadaş (Adlı, Defne, Cem, Volkan, Bilgehan), oklarını, kılıçlarını kuşanıp köylerinden ayrılarak Mor Dağ'daki Saklı Mağara'yı bulmak, gizlenmiş hazineyi alıp geri gelmek için büyük coşku içindeydiler. Ancak yolları hiç de kısa değil üstelik birçok kötülükle doluydu. Neyle karşılaşacaklarını kimse bilmiyordu. . Uzun vadiler, sarp yamaçlar, derin uçurumlar derken karşılarına çıkan köylerde mola verip çıkınlarını alıyor, gece uygun yerlerde konaklıyor, od yakıp başında konuşarak uyuyorlardı. Bir gün gökyüzünde neydüğü belirsiz gölgeler belirmiş, kovalamaya başlamıştı onları. Var güçleriyle atlarına atlayıp dörtnala uzaklaşmışlardı. Ancak bu karşılaşma tek olmayacaktı. Onların ne olduğunu, nereden geldiğini bilmeleri gerekti. . Günler yine geçerken, eşsiz manzaralara tanık olurken haydutların eline düşüp zindana atılırlar. Birçok kişi de içeridedir. Uzun bir süre sonra oradan kurtulmayı beklerler. Acaba o zindanda neler oldu? . Yollarında ilerlerken yine aylar geçmiş, sonunda umutlar tükenmişken mağaraya ulaşırlar. Ancak büyük bir sorun vardır. Kocaman bir ejderha, hazineyi korumaktadır. Beş kafadar bir oyun yapıp hazineyi alabilecekler midir? . Sadık atları hep onların zor günlerinde bekleyip yoldaşları olurlar. Ancak dönüş yolunda yine haydutlar, barbarlar ile karşılaşıp bir mağarada sıkışırlar. Peki, o mağarada neler vardır? . Ara ara oendşni gösteren Karanlık Gölgeler gizemini korurken yine dönüş yolu sakıncalarla doludur. Kovalanır, oklanır, yakalanırlar. Başları sürekli bir beladadır. . Bu uzun yolculuk bitecek mi? Barış Kalesi yeniden ayağa kalkacak mı? Beş kafadarın serüvenine sizler de ortak olun. . 13-17 yaş genç kurgusu. Ancak biraz fazla yinelenmiş olay örgüsü yorucu gelebilir. Bir de yeniden elden geçirilirse akıcılığı, yazım kuralları iyileşir diye
Fantastik
Karanlık GölgelerNihat Gökmen · Hazer Yayınevi · 20231 okunma
Puan vermedi
... "Çünkü örnek olmak yeryüzündeki insanları birbirine bağlayan en güçlü bağdır." RAHEL TANRIYLA HESAPLAŞIYOR STEFAN ZWEIG Stefan Zweıg' ın okumaya alışageldiğimiz psikolojık çözümleme ve analizlerinden farklı bir kitabı, üç güzel, anlamlı menkıbeden (Dini hikaye) oluşuyor, ilk iki menkıbe dini metinlerden üçüncüsünü ise Hint Felsefesinden esinlenerek kaleme almış Zweig İlk menkıbe; Rahel Tanrıyla Hesaplaşıyor Rahel, Tevrat ta anlatıldığına göre Yakup Peygamberin eşi, Yusuf ve Bünyamin' in annesi, yoldan çıkan evlatlarını affetmesi için Tanrının huzuruna çıkarak hikayesini anlatıyor ve Tanrı ya sonsuz merhametini hatırlatıyor. İkinci menkıbe; Üçüncü güvercinin hikayesi Nuh Peygamberin tufandan sonra suların çekilip çekilmediğini öğrenmek niyetiyle diye uçurduğu üçüncü güvercin dönmez, eski ahitteki anlatı toprak kuruduğu için dönmedi iken, Zweıg kendi özgün yorumuyla güvercinin gördüğü ölüm ve felaket nedeniyle dönmediğidir. Ne yazık ki bugün bile dinlenecek bir yer bulamadı güvercin, insanlık da barışı bulamadı halâ; fakat güvercin aradığını bulamadan evine dönemez. Bulamayınca da sonsuza kadar dinlenemez. Üçüncü menkıbe; Ölümsüz kardeşin gözleri Hint Efsanelerinden esinlendiği Virata adlı bir savaşçının hikayesidir, bir savaşta bılmeden ağabeyini öldürür, baktığı her yerde ağabeyinin gözleri onu izler, o da günahının affı için insanlardan uzaklaşır ve inzivaya çekilerek Tanrının istediği gibi bır insan olmaya adar kendini. Esin kaynağı Bhagavat Gita olan bu hikaye en beğendiğim oldu. Üç hikayenin de ortak noktasi barış, uzlaşı, hoşgörü, sevgi, öze dönüş, Tanrının sonsuz merhameti. TAVSİYEMDİR.... Kılıç güç demektir, güç de adaletin düşmanıdır.
Rahel Tanrı’yla HesaplaşıyorStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,9bin okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
2021’ den beri kitaplığımda olan bu kitabı sürekli erteliyordum. En son kitaplığımda artık okumadık kitap bırakmamalıyım dedim ve listede bu kitap da vardı hatta okumasam mı neden bir anda galeyana gelip aldım ki deyip biraz da kızdım kendime. Ama yine önyargı işte. Kitap kesinlikle okutturuyor kendini. Hastalıklar ve altında yatan travmaları çok güzel hayattan örneklerle sunuyor yazar. Neuroformat yöntemine merak uyandırıyor açıkçası. Yazar örnekleri vermeden önce bazen tekrara düşüyor açıkçası. Kitabın başlarında hastalıklarınızın çözümünü bulacaksınız tarzı cümleler kursa da tam olarak ne yapmamız gerektiğini söylemiyor sadece verdiği örneklerde çalışmalar yaptık diyor ve yapın diyor çalışmanın detayı tam olarak ne anlamadım:). Genel anlamda beğendim ama.
Gecikmeli TeslimiyetM. Barış Muslu · Doğan Kitap Yayınları · 2021964 okunma