Adaletin terazisi, yalnızca mahkeme salonlarında değil, hayatın ta kendisinde kurulur. Her insan, yaşadıklarını kendi terazisinde taşır. Bazen bir tebessüm iyi gelir, bazen bir kayıp her şeyi sarsar. Ama esas olan dengeyi aramaktır. İçimizde, dışımızda ve yaşadığımız hayatta…
Bu yüzden adalet; sadece hüküm değil, aynı zamanda yaşamla barışma sanatıdır.
Sayfa 10 - Kitapyurdu Doğrudan Yayımcılık·Kitabı okuyor
Başarılı bir terapinin hedefi, acı verici bağlılıktan kurtulmaktır, uzlaşma, barışma değildir, zira bu fizyolojik değil, yalnızca ahlakçı bir taleptir. Beden yalnızca kalpten oluşmaz, beynimiz de din derslerinde saçmalıkların ve çelişkilerin boşaltıldığı bir hazne değildir. Beden, yaşadığı her şeyin hatırasını tamamıyla bünyesinde saklayan bir organizmadır. Bu gerçeğe samimiyetle inanan herkes şöyle der: Tanrı, benim gözümde çelişkili olan ve bana hayati zarar veren bir şeye inanmamı bekleyemez.
"Sen gene barışma baba," dedi, “büyüyünce ben onu düelloya çağırırım, öldürürüm onu!" Gözleri ışıl ışıl parlıyordu. Ne de olsa babasıyım, yerinde bir söz söylemem lazım: "Düelloda da olsa öldürmek günahtır," dedim. "Öyleyse büyüyünce yere deviririm onu baba, elindeki kılıcı kılıcımla düşürürüm, üzerine çullanırım, sonra kılıcımı kaldırıp, 'Seni öldürebilirdim, ama affediyorum, al işte!' derim."…İki gün iki gece hep kılıcıyla alacağı öcü düşünmüş, belki de bunları sayıklamıştır bile.
Ben bir atom çekirdeğiyim ve benim çekirdeğimde Allah var. Bu noktadaki beraberliği yakalayıp ince ince düşündüğümde Allah ile birlikteliğimdeki kymetlilik ben O'nunla barıştırır. Rabbimle barışma olunca O'na yönelme başlar ve kalbimdeki ilk sırsyı O alır, otomatikman diğerleri de alt srada kalmış olur. Öyleyse bizim birinci sıraya Allah'ı koymaya ihtiyacımız var. Birinci sıraya Allahı koyunca hayat da düzene girmiş olur.