Fahriye Abla
Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar, Kapanırdı daha gün batmadan kapılar. Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden, Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen! Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla! Eviniz kutu gibi bir küçücük evdi, Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi; Güneşin batmasına yakın saatlerde Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede. Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede; Bahçende akasyalar açardı baharla. Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye abla! Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı; Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı. İçini gıcıklardı bütün erkeklerin Altın bileziklerle dolu bileklerin. Açılırdı rüzgârda kısa eteklerin; Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla. Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye abla! Gönül verdin derlerdi o delikanlıya, En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya. Bilmem şimdi hâlâ bu ilk kocanda mısın, Hâlâ dağları karlı Erzincan'da mısın? Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın; Hâtırada kalan şey değişmez zamanla.
Şiir
Vaktin sarrafı olmaya bak...
Zamanın ruhunu, fıtratın ritmini anlatan bir ölçü, mevzunun mukaddimesi olsun: Demiri tavında dövmek gerek, tohumu vaktinde ekmek gerek...hasadı da sabırla beklemek gerek... Her şeyin bir "an"ı, her emeğin vuku bulacağı bir "vade"si vardır. Ne demiri soğutmaya gelir, ne tohumu kışın ayazında toprağa vermeye... Geciken müdahale de, aceleye getirilmiş eylem de bereketi kaçırır. Bilgelik, o doğru zamanı sezebilmekte ve o an geldiğinde tereddüt etmeden, kararlılıkla dövebilmekte ya da ekebilmektedir. Zamanın ve mekânın dar kalıpları arasında sıkışıp kalan insanoğlu için en büyük yanılgı, her şeye muktedir olduğunu sanmasıdır. Oysa kâinat, kendi ritmi ve nizamı üzere akar. Bu nizamı fark edenler huzura erer, ona karşı direnenler ise beyhude bir yorgunlukla kendini tüketir. Ey insan; eğer hayat yolunda adımların bereketli, kelâmın kalıcı, amelin hayırlı olsun istersen, şu nasihatleri zihninin ve kalbinin bir köşesine nakşet: Vaktin kıymetini bil, demiri tavında döv... Fırsat dediğin, rüzgâr gibi esip geçen bir esintidir; tutamazsın, ama o estiği an yelkenini açmayı bilmelisiniz. Geciktirme, demir soğuduktan sonra vurulan her çekiç darbesi, örse de çekice de zulümdür. Zamanı geçmiş bir söz, vadesi dolmuş bir hamle, sahibine yalnızca ağırlık yapar. Acele etme, henüz kor haline gelmemiş, ateşin terbiyesinden geçmemiş demire şekil vermeye çalışmak da hamlıktır. Unutma ki, ham demir kırılır, tavındaki demir bükülür. Fıtrata ve sebebe tevessül et de, tohumu vaktinde ek... Her niyet bir tohum, her zemin bir topraktır. Tohumun kalitesi kadar, toprağın kıvamı ve mevsimin selameti de mühimdir. Zemini tanı, çorak toprağa tohum saçmak, emeği ziyan etmektir. Sözünü, halden anlayana söyle; fikrini, yeşereceği zihinlere emanet et. Liyakat ve ehliyet olmayan yerde ne tohum başak
Reklam
​Gönüllerin Sığınağı: Muhabbet, Huzur ve Bereket Üzerine ​Zamanın amansız bir rüzgâr gibi akıp gittiği, dünyanın gürültüsünün ruhlarımızı yorduğu şu fani ömür yolculuğunda, kalbimizi demirleyeceğimiz en mukaddes liman şüphesiz ki yuvamızdır. Aile, insanın bu yeryüzü gurbetindeki cennetidir; birbirinin kalbine dokunan, birbirinin sessizliğini bile anlayan ruhların bir araya geldiği mukaddes bir sığınak... Bir evde muhabbet varsa, orada taş duvarlar bile dile gelir, odalar huzurun kokusuyla bezenir. Muhabbet, bir aileyi sadece bir arada tutan bir bağ değil; aynı zamanda fırtınalı denizlerde gemiyi sağ salim karaya ulaştıran gizli bir pusuladır. Kalpler birbirine sevgiyle, hürmetle ve vefayla bağlandığında, o yuva sadece içinde yaşayanların değil, tüm insanlığın sığınabileceği bir şefkat ocağına dönüşür. ​Bir haziran ikindisinde esen serin bir imbat rüzgârının teni ferahlatması gibi, bir milleti ayakta tutan ve ona nefes aldıran da içindeki huzur ve refah iklimidir. Huzur, bir toplumun can suyudur. Komşunun komşuya tebessüm ettiği, sokaklarında güvenin kol gezdiği, dertlerin paylaşılarak azaldığı bir memleket, yeryüzünün en zengin ülkesidir. Çünkü gerçek refah, sadece hanelere giren maddi kazançla değil; gönüllere yerleşen kanaatle, adalete olan sarsılmaz güvenle ve birbirinin hakkını gözetme erdemiyle ölçülür. Bir millet, ortak sevinçlerde tek yürek olabiliyor, birinin acısını diğeri kalbinin en derininde hissedebiliyorsa, o huzur kalesi asla yıkılmaz. ​Ellerimiz ise bu dünyadaki hikayemizin en sadık şahitleridir. Onlar sadece tutunmak, çalışmak ya da inşa etmek için değil; açıldığında göğe yükselen dualarla bereketi yeryüzüne indirmek için verilmiştir. ​Dua ile semaya uzanan, alın teriyle yoğrulan ve sadakatle birbirini kenetleyen eller; huzurun, güvenin ve
Duygu ve Düşünce
Zamanın Ruhu ve Kalitesi Bize Ne Söylüyor bir kulak verelim şimdi ve geleceğe doğru Satürn transitleri; Ocak 2025-temmuz 2026 Sana kendine ve sevdiklerine karşı daha şefkatli olmayı kırıcı olmamayı mükemmeliyetçiliğin sonu olmadığını kusurların da değerini, filtrelerini esnetmeyi endişeyi yüce bir güce teslim etmeyi maneviyatın değerini sağlığın sağlık temasının beslenmenin sporun sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemenin önemini öğrettim.. Şubat 2026-Nisan 2028 Satürn Koç burcunda; Sana sabrı ve gerektiğinde beklemeyi bilmeyi öğreteceğim eğer bilmiyorsan tabii ki.. Sana hayatın, hayata bağlılığın anda kalabilmenin sporun sağlıklı ve adil bir rekabetin kan değerlerinin savaşmanın kazanmanın hakkını almanın cinselliğin yaşam enerjisinin çocukların üremenin çoğalmanın gençliğin gençlik gücünün değerini öğreteceğim.. Nisan 2028-Haziran 2030 Satürn boğa burcunda Sana para yönetimini öğreteceğim yatırım-birikim yapmayı maddenin değerini önemini topraklarının sınırlarının başındaki çatının değerini öğreteceğim, Gereğinden fazla maddeci isen o zaman senden geri alacağım mananın değerini öğreteceğim, Güzelliğe sahip çıkmanın güzelliği güzelliğini korumanın değerini öğreteceğim.. Haziran 2030 temmuz 2032 Satürn İkizler burcunda Sana doğru zamanda doğru yerde doğru kelimelerle konuşmayı öğreteceğim, kelimelerin gücünün farkına varmanı sağlayacağım dilin ile neler yıkıp neler yapabileceğini öğreteceğim.. Ellerinin hızlı ve pratik olmanın, ilk orta ve lise öğretiminin, öğrenmenin ve öğretmenin işini hakkıyla yapan öğretmenlerin değerini öğreteceğim.. Temmuz 2032 Eylül 2034 Satürn yengeç burcunda Sana evin ailenin yuvanın aidiyetin önemini değerini öğreteceğim, kadının annenin eşin dişil enerjinin doğurmanın beslemenin üremenin çoğalmanın değerini kıymetini öğreteceğim, kadınsan
Hayata Dair
Hz Alinin duası Özlem Koyun Özlem Koyun "Nerede senin kılıcın?" "Benim kılıcım sözlerimdir. Taşla vurana aşkla vurmak lazım, kılıçla değil." Böyle Göçtü Zerdüşt Farhad Kishvery Özlem Koyun Özlem Koyun İbni Mülcemin elinde batılın hançeri vardı sordular ey mülcem senin hakikatin ve hedefin nedir cevap verdi cevap verince küfede yaptırdığı acem hançeri elinden düştü pantolonun kuşağı çözüldü hançeri ne zaman eline alsa elinden kayıyordu kimi insan böyleydi duası kabul edilmiyor  eline gül alsa o gül niyeti bozuk insanın elinde kendini taşa çeviriyordu pantolunu düzelten ibni mülcem alnını sildi düşen pantolonu son anda tutmuş ve gafil ceberrut şunu diyordu elindeki hançeri sivrilterek ebu ziya son anda kurtulduk halkın önünde rezil olmaktan ebu ziya peki kimin önünde rezil olduğunu hiç düşündünmü diye sordu Hz Ali ise Necefte oğlu Hz Hasan ve Hz Hüseyin iki peygamber çiçeği ile Necefte namaza durmuş cemaatin lider ve imamı olarak onlara namaz kıldırıyordu Allah kabul etsin ey efendi babam dedi Hz Alinin başında rengini yeşil kubbeden alan yeşil bir sarık vardı evladım dedi sözün hak kılıcın doğruluk ise savaşı kazanırsın sana taşla vurana sen aşkla vur diyerek Necef halkına savaş için değil aşk için dua edelim diyerek ey Rabbim duasına başladı seferlerin yolunu senden uzaklaştırma kılıcımızı sözümüzü batılı karşısında keskin eyle ey Rabbimiz ibretler veren sabırla yol gösteren sensin  hamd olsun Zaman nasıl kullanılır Zamanını boşa geçirmiş olmanın pişmanlığından daha büyük bir pişmanlık yoktur. Decameron Giovanni Boccaccio Özlem Koyun Özlem Koyun Pişmanlıktan ve boşa geçen zamanın şerrinden Cenabı Hakka sığınırım diyen Hz Alinin duasına necef halkı hep birlikte amin dedi Cenabı Haktan cihad ve kıyam ile geçen kahraman efendimiz SAV in ömrü gibi zaman dilerim diyen Hz
Din
Ben başak… sabırlı, içine kapanık, düzenli; toprağın sessiz bilgeliğiyle yaşayan.Sen yengeç… derin, duygulu, dalga dalga gelen bir su gibi. Derler ya, su toprağa akar, yolunu bulur.Ama bu sefer öyle olmadı…Bu sefer ben seni buldum. Kurumuş, çatlamış, unutulmuş bir toprağın içinden seslendim sana belki de.Ve sen geldin…Bir yağmur gibi değil sadece—Bir mevsim gibi geldin. İçimde yıllardır susmuş ne varsa senin dokunuşunla konuşmaya başladı.Unuttuğum hisler, sakladığım umutlar,hepsi birer birer filiz verdi. Seninle anladım;bazı topraklar kendi başına yeşermez,bazı kalpler tek başına atmak istemez. Gel…Sadece bir damla olma bana,bir nehir ol.Taş içimden, sürükle korkularımı,yeniden şekillendir beni. Çorak yanlarımı bilerek sev,çatlaklarımdan sız,köklerime kadar in… Ve eğer gerçekten kalacaksan,beni sadece yeşertme—beni bir bahara dönüştür..
Reklam
Reklam