9/10
·135 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 20:56
Yalın bir söyleyişle şiire başlayan ve genellikle yaşamak sevinci ve aşk temaları üzerinde edebiyat yapmadan duran Cumalının bu eserinde, ilk üç kitabıyla son şiirleri toplanıp okuyucu ile buluşturulmuştur.
Başaklar GebeNecati Cumalı · Bilgi Yayınevi · 197062 okunma
8/10
·76 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
82 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 22:55
AH'LAR AĞACI ⁠♡♡♡ Ah'lar Ağacı dokuz farklı şiirden oluşuyor. “Ah” kelime anlamı olarak pişmanlık, öfke, özlem, beğenme gibi duyguları aktarıyor ve hemen hemen her şiirde geçiyor. Kitabın adını da aldığı Ah'lar Ağacı şiiri: sitem, acı ve öfkenin yazardaki en net yansımasıydı bana göre, benim de en çok etkilendiğim dizeler oldu haliyle. Erken yaşta annesini kaybeden Didem Madak tesellisini kızında bulup annesinin adını kızına vermiş ve kendi kaderini bir nevi kızına miras bırakıp kendisi de kızı daha çocukken vefat eder. Anlayacağınız şiirleri kadar hayat hikayesi de oldukça etkileyici bir şarimiz. Didem Madak'ın basılmış olan ikinci kitabıdır AH'LAR AĞACI. İlk olarak 2002 yılında, Everest Yayınları tarafından basılan kitabın ikinci baskısı Kasım 2012 tarihinde, Didem Madak'ın ölümünden bir yıl sonra, Metis Yayınları tarafından yapılmıştır. Ben bu şiirleri uzun zamana yayarak okudum. Her dizesi yüreğe işleyen müthiş bir eserdi. "Ah’lar Ağacı” bir hatıra defteri değil, bir iç kanaması niteliğindedir. Genel olarak şiir okumayı çok tercih etmesem de, bu kitabı okumak istedim. İyi ki okudum, sizlere de tavsiyemdir ŞİİRLER, SESSİZ BİR ŞARKIDIR ANLAYANA Bir ilaç içsem bari diye düşündüm, Biraz kolonya sürünsem, Ferahlasam, pencereyi açsam. Şöyle bir şey yazdım sonra: Yağmur, çamurlu bir elbise dikiyor şehre Sıkılıyoruz hepimiz bu çamurlu giysinin içinde. Berbattı, Bir şiire böyle başlanmazdı... Güçlü bir el silkeledi beni sonra Sanırım Tanrı’nın eliydi. Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan. Binlerce yeşil gözü olan bir zeytin ağacı gibi, Çok şey görmüşüm gibi, Ve çok şey geçmiş gibi başımdan,
Ah'lar AğacıDidem Madak · Metis Yayıncılık · 202126,3bin okunma
Reklam
Bozkır veya Sessiz bir büyüme
9/10
·120 syf.··
2025 2. kitabı
"Bozkır", 9 yaşındaki küçük bir çocuğun, Yegoruşka'nın, eğitim için annesinden ayrılarak dayısı ve bir din adamıyla birlikte Ukrayna bozkırında yaptığı uzun ve maceralı yolculuğu anlatır. Eser, sadece bir seyahatname değil, aynı zamanda çocuğun olgunlaşma sürecini ve Rusya'nın geniş toplumsal panoramasına dair izlenimlerini aktaran derin bir gözlem metnidir. Yolculuğun Başlangıcı ve Yol Arkadaşları Yegoruşka, dul annesi onu yatılı okula göndermek isteyince, dayısı tüccar İvan İvanıç Kuzmiçov ve peder Hristofor Siriyskiy ile birlikte yola koyulur. Yolculuk, sıcak bir yaz sabahında, sıradan bir araba yolculuğu gibi başlar ancak Yegoruşka için bilinmezliğe ve yeni deneyimlere açılan bir kapıdır. Başlangıçta annesinden ayrılığın hafif hüznünü taşısa da, bozkırın canlı ve değişen manzarası kısa sürede dikkatini çeker. Hikâyenin asıl kahramanı, Çehov'un şiirsel diliyle ete kemiğe bürünen bozkırdır. Çehov, bozkırı sadece bir mekân olarak değil, renkleri, sesleri, kokuları ve kendi yaşam döngüsü olan canlı bir varlık gibi tasvir eder. Uçsuz bucaksız otlar, rüzgârda dalgalanan başaklar, gün batımının kızıla boyadığı ufuklar ve yıldızlı gecelerin sonsuzluğu, Yegoruşka'nın gözünden detaylıca aktarılır. Bozkır, her an değişen ışık ve gölge oyunlarıyla adeta nefes alır. Yegoruşka, yolda karşılaştığı kuşlar, böcekler ve doğanın diğer unsurlarıyla kurduğu saf bağ ile yalnızlığını unutur. Bozkır, onun için hem bir oyun alanı hem de ilk felsefi sorgulamalarının başladığı yerdir. İnsanlarla Tanışma Yolculuk, Yegoruşka'yı Rus toplumunun farklı katmanlarından insanlarla bir araya getirir. Bu karşılaşmalar, çocuğun dünyayı tanıma sürecini hızlandırır. Tüccarlar ve Din Adamları: Dayısı Kuzmiçov'un ticari kaygıları ve peder Hristofor'un dindar duruşu, Yegoruşka'nın yetişkin dünyasının
1000k
BozkırAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,729 okunma
Canıma Susuyorum
Puan vermedi·136 syf.··
2025 11. kitabı
Mehmet Ercan'dan Canıma Susuyorum muhteşem bir eser okudum. Yazar bu kitapta şiir, şiirsel sözler ve bunun yanında az da olsa sanki şiirsel bir dille deneme yazmış gibi kombin bir tarz sergilemiş. Kendini, bizi ve hayatı şiirselleştirerek özgün bir tarz geliştirmiş. Okudukça sanki hayata ve kendimize şiirlerini ayna olarak tutmuş gibi oluyoruz. Çünkü şiirlerinde biraz kendisi biraz biz biraz da hayat var. Okudukça bunu açık bir şekilde görebiliyoruz. Şiirler kadar şiirsel dil kullanılmasını ve bu tarz yazı ve sözleri de çok beğenerek ve severek okurum. Bu nedenle kitap bana hitap ettiği için çok beğendim. Sayfa sayısı az olmasına rağmen sindirerek ve alıntılayarak okumaya çalıştığım için kitabı üç veya dört günde bitirebildim. Dili sade, anlaşılır ve akıcıdır. Okumanızı tavsiye ederim... Kitapla kalın!! Kitaptan alıntılar; *** Canıma Susuyorum Aşka ihtiyaç duyduğundan mı canımı kırdın Yerlere saçılmış bir can kırığıyım şimdi Dokunmaya kalkma sakın Ellerin kesilir, beni kanatırsın Öyle bir gidişle git ki Rüzgârın süpürsün can kırıklarımı Bir aşkın tek bilinmeyeni sendin Bu kadar mı sıkıldın gizlendiğini öznelerden İçimde sana ait kelimelerin katilisin! Yanağımda parmak izlerin duruyor Canına kastedecek bir aşkın var mıydı' diye soruluyor Adına anmamak adına susuyorum En azı dişlerimle ismini ısırıyorum En çok da adını susuyorum Artık kalbim attıkça seni topluyor damarlarımdan Gözlerim yaşlarını tutup bebeği gibi bakıyor Dört mevsim yağmur içti bedenim kokundan arınmak için Başaklar koyuveriyor kendini hıçkırıyorken bulutlar
Canıma SusuyorumMehmet Ercan · Hayykitap · 201886 okunma
10/10
·275 syf.··
2024 113. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2024 16:39
Güneşi Uyandıralım " ama " Büyükler güneşi uyandırmayı bilmez." demişti Zeze kitabın sonunda. Haklı da aslında; biz büyükler çocukların güneşini çaldık, karanlıklara çağ açıp onları fenersiz bıraktık. Şimdi güneş nasıl uyandırılır nerden bilelim?... Şeker Portakalı kitabının devamı olan kitabımız Zeze ' nin son çocukluk ve ilk ergenlik maceralarını yine Zeze' nin o kendine has hüznüyle, yüreğinize dokunarak anlatıyor. Zeze yine yaramaz ve yine hayalperest... Hayatın kazdığı karanlık çukurlardan hayalleriyle çıkmaya çalışırken gerçeklerin acımasız soğuğunda üşüyen bir çocuk. Gerçek hayatta bulamadığı sevgiyi, yine bu kitapta da hayali arkadaşlarında- Cururu kurbağası ve bir şarkıcı olan Maurice- arıyor. Özellikle hayallerinde baba karakteri yerine koyduğu Maurice ile ilgili olan bölümler bir babanın insan hayatına neler katacağı yada hayatından neleri çalacağının kanıtı gibi. Bir çocuğun başını okşayıp, yanağına sıcak bir öpücük kondurup iyi geceler dileyen bir babası varsa dünya hazineleri onun önünde demektir. Aslında kitap hakkında uzun uzun anlatacaklarım yok; çocuk olan, çocuk kalan tüm yürekler severek okuyacak, kendilerine dersler çıkarıp yavrularına en güzel miras olarak sevgi bırakacaklarına bir kez daha iknâ olacaklardır. Benim asıl yazacaklarım, asıl cümlelerim Zeze' ye ve yeryüzündeki tüm Zezelere.... Ah benim küçük Zezem hani birgün " Çok mutsuz bir çocuğum ben" demiştin ya; Şimdi sana bir sır vereyim Zeze artık büyükler de çok mutsuz. Mutluluğa giden yollarımızı kaybettik galiba. Uyandıramadık içimizde karanlıkta boğulan umut güneşini, veremedik can suyunu, yeşertemedik yeniden... Azıcık gözünü açacak olsa "kapat" diyerek karanlığımıza itti bilmediğimiz kanlı eller. Şimdi gel desem sana, kırılan kanatlarımızı saralım, yaralarımıza güneşin umut ışıklarından
Güneşi UyandıralımJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202342,8bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2024 271. kitabı
Saatin Susu Gökhan Tan Merhaba arkadaşlar #şiirseverler burada mı? Yazarımızın,tüm oğullara ve kızlara kaleme aldığı şiirleri ilgiyle okurken kah #hüzünlü , kah #sevdayüklü ,kah #yalnızlık #siirler iyle gönlüme misafir oldu Ayrıca yazarımız,Dünyada yaşanan güncel olaylarada kayıtsız kalmayıp Gazze ye Uyanış,Altın Gözlü Filistin şiiriyle yüreklere dokunmuş.Duanın gücüne yürekten inanan #gokhantan #duanıngücü şiiri ile mahsun yüreklere umut ışığı ekmiş. Sizler için hemen aşağıya #saatinsusu ndan #siirler bırakıyorum. “Duanın Gücü Taze dualarda inler annemin seccadesi Kim bilir içinde ne gömülüdür çeyizlerin gün görmemiş yanaklarında Bir yas giyiti bazen bazen bir neşe pınarı sonsuz heceler inler Kalbin gömütlerinde Kim bilir hangi göz maviliğini saklar serenatlar boynunu büker Dualar kalkar ayağa Son umut yalnız bendedir der…” * “Gazze’de Uyanan Güneş Yapraklar ağlar hüznün gölgesinde. Ekinlerden akan başaklar sızılar . Sütünü gömmüş kemikten göğüslere Bir sıtma nöbeti çağlar gömleklerimin düğmesinden ağrı Bu bir sınav değil Umutsa dorukların öksürdüğü lavlarda saklı Bir vampire akıl danışmak neyse . Onunla güreşmek sancılı yokuş teli Peki ya bu nedir diye sorarım.
Saatin SusuGökhan Tan · Elpis Yayınları · 20244 okunma
Reklam
Reklam