Oysa kelimelerle indi Allah'ın ayetleri... Ve kelimeler de bizzat Allah'ın ayetleri... Tıpkı gökyüzünde yanıp sönen yıldızlar, yağmur yüklü bulutlar, bahara durmuş ağaçlar, bereket tanesi başaklar, denizin ortasında yüzüp giden gemiler gibi... Fikretmenin yapı taşı, köşebaşı kelimeler...
Ey şehre başaklar:
militan ruhlar ekleyen hayat!
Gün turuncu bir hayalet gibi yükseliyorken
izmarit toplayan
çocukların üstüne
çekleri imzalanıyorken devlet katlarında faşizmin
bacımı koyvermiyorken şizofreni,
yüzüme bak
ve rahmini bana doğru tekrarla
ben öyle bilirim ki yaşamak
berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır
"...Britanya Kolombiyası'ndaki Shuswaplarda dul kadın ve erkekler, yas süresi boyunca yalnız yaşamak zorundadırlar; ne kendi başlarına, ne de kendi bedenlerine elleriyle dokunabilirler; kullandıkları hiçbir eşyayı ve aleti başkaları kullanamaz. Hiçbir avcı, böyle bir kişinin oturduğu kulübeye yaklaşamaz, çünkü bu ona felaket getirir; yaslı bir kimsenin gölgesi ona vuracak olursa, hemen hastalanır. Yaslı kişiler başaklar üzerinde yatar ve yataklarının etrafını da başaklarla çevirirler.