"Büyük Dük -- Görüyorsunuz ya mutsuz olan yalnızca bizler değiliz. Yaşam denen bu büyük tiyatro bizim oynadığımız sahnelerden çok daha acıklılarını da sunuyor.
Jaques. -- Dünya bir sahne, bizler de - tüm kadın ve erkekler- yalnızca oyuncularız. Biri çıkar, öteki girer ve her biri kendine düşen yaşamda birçok rol oynar. İnsan yedi dönemi yedi perde eder. İlk perde bebektir, dadısının kollarında zırlayan, cıyak cıyak ağlayan, her an kusan bir bebek. Sonra sızlanan bir okul çocuğu gelir. Eline çantası, parıldayan sabah suratıyla, salyangoz gibi sürüne sürüne gönülsüzce okula giden çocuk. Daha sonra sıra aşkta. Baca gibi çeker, sevdiğinin kaşlarına şiirler düzer. Ardından panter sakallı, onu düşkünü, tuhaf yeminler eden, kavgada hızlı ve çabuk, şan şöhret denen o sabun köpüğünü topun ağzında bile aramaktan çekinmeyen asker gelir. Derken sıra yargıçtadır. Besili tavuklarla beslenmiş, yusyuvarlak göbeğiyle, haşin bakışları, görevine uygun sakalıyla, ardı ardına bilgece deyişler sıralayıp, beylik örnekler vermeye meraklı yargıç da rolünü oynar bitirir. altıncı dönemde sıra sıska, terlikli, pimpirik ihtiyar gelir. Gözlükleri burnunda, yanakları sarkmış, gençliğinden kalma iyi korunmuş pantolonu, bir deri bir kemik kalmış bacaklarında bollaşmıştır artık. O tok sesi yeniden tiz çocuk sesine dönmüştür, ıslık sesi gibi çıkar ağzından. Tuhaflıklarla dolu bu tarihsel oyunun son perdesi ikinci çocukluk ve büsbütün unutkanlıktır. Ne diş kalmıştır artık ne göz ne tat ne de başka birşey.."
"Her vicdanı sızlatan hile, bize güvenenlerle hiç güveni olmayanlara karşı yapılabilir... Hilenin birinci şekli, insana, doğanın oluşturduğu aşkı ve bunun sonucu olarak beliren özel güveni, kardeşlik sevgisini unutturur. Bundan dolayı, dünyanın merkezinde bulunan son dairede, ihanet edenlerin hepsi sonsuza dek yanarlar..."
"İşte oğlum, insan soyunun uğrunda çabalayıp durduğu servetlerin ve azabını çektiği nimetlerin ne kadar geçici olduğunu görüyorsun; çünkü yeryüzünde var olan ve ezelden beri var olmuş bütün altınlar, şu yorgun ruhların birini bile bir anlığına istirahate kavuşturacak kadar değerli değildir.."