"Piyano çalmayı çok isterdim." dedi donuk bir sesle. "Şimdi piyanoya oturur, kelimelerle ifade etmekte güçlük çektiğim bütün duygularımı, acılarımı tuşlara dökerdim. Bazen şiddetli, bazen yavaş basardım onlara. Kim bilir ne ince ayrıntıları vardır o dokunuşların? Kelimeleri, daha önce, öyle kötü yerlerde kullanmış oluyoruz ki, kirletir diye korkuyoruz duygularımıza dokunursa. Seslerin başka türlü bir dokunulmazlığı var."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sonsuza dek ölümlü bu ruhtan üstün bir şeye, hiçlikten kaçacak kımıltısız bir şeye dönüşmeyi umdum hayatım boyunca; duyarlılığımı ezip geçmeyi, amaçtan ya da hedeften yoksun bir duyumsuzluğa, geçiciliğe gömülmeyi başardım sadece.
"Bir gün bile tutma yasımı. Bir gün bile ağlama. Seni çok seviyorum."
Elimdeki kadeh yere düştü, parçalandı. Gözlerimi kapattım. Altıncı denemedi. Belki yedi. Bilmiyordum ama bu kez başarıyordum, onu biliyordum. Beş kere intihar etmiş birine başkent emanet edilmezse altı kez ihanet etmiş birine güvenilmezdi. Birini babam birini Ali Ecevit öğretti. Başardım, gülümsedim. Vaademi doldurdum."