Zeyd b. Harise Mekke'ye geldiğinde esmer, basık burunlu Yemenli bir çocuk köleydi. Dünyadan, İslam ordusunun başkumandanı olarak ayrıldı.. Allah'ın Sevgilisi'nin (asm) en sevdiklerinden biriydi... Allah ondan razı olsun.
Behzat Ç. kalkıp pencereyi açtı. Kuru soğuğu çekti ciğerlerine. Basık tavanlı havasız odalarda, 216 üstüne 216 yakarak geçen yirmi iki yılı düşündü. Bin beş yüz ölü, iki bini ağır üç bin yaralı görmüştü. Arkasına bakmadan koşarak uzaklaşmak istiyordu ama gidecek yeri yoktu. Bilanço biraz ağır da olsa hayatta bildiği tek iş cinayetti.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
yazı bere içindeki loş apartman girişlerinde akşam tıklım tıklım dolu otobüslerde parklarda heykel ve ağaç arkalarında dallar bulutlar basık semalar altında her cümlenin kavşağında seni istedim
Sayfa 96
Şiir
vapurların basık salonlarında bakışan erkeklerle kızların inandığı
Sayfa 66·Kitabı okudu
Sevginin Bedeli
On olmadan da bütün yayla ayakta idi: Önce köpekler bir başka türlü havlaya havlaya, beyaz çadırların önünden geçerek çamlığa doğru, yokuş yukarı koştular, sonra Yörükler de oraya gitti. Şimdi artık kimi öfkeli, kimi acı acı ve soluk soluğa hırlamalar işitiliyor, bunlara insan haykırışları karışıyor, arada sırada silahlar patlıyordu. Küçük kız ne olduğunu bilmeden tir tir titredi, kendisi kadar korkan ablasına sarıldı ve bekledi. Çok, çok zaman geçmiş gibiydi, ama bu ürpertici kıyamet on onbeş dakika ya sürmüş ya da sürmemişti. Köpeklerin havlamaları önce yukarılara doğru uzaklaştı, sonra homurtular halinde geriye döndü ve Yörüklerin basık ve heyecanlı konuşmaları ile birlikte çadırlara yaklaştı. Küçük kız babasının sesini işitti: "Ne oldu?" "Kurtlar, beğ.. Karabaş'a saldırmışlar. Küçük kız çadırı zorla açarak dışarı fırladı: "Karabaş nerde?" Yatıştıramadılar. Hayır, Karabaş'ı görecekti. Ramazanın gözleri doldu. Babası baktı olacak gibi değil, peki dedi ve beyaz çadırların gemici fenerlerini de alarak kayaya gittiler. Büyükleri bile dehşete düşürdü görünüş; gırtlağı parçalanmış iki kurt yerde yatıyordu ve Karabaş da kanlar içinde yere, kayanın ağzını kapatacak şekilde serilmişti. Ama soluyor ve halsiz halsiz de olsa ayak seslerine öfkeyle hırlıyordu. Üzerine kapanan küçük kızı bile ısırırdı.. takatı olsaydı.. başını çevirip ağzını açacak hali olsaydı. Tanıdı ama onu.. okşayışından.. sesinden, kokusundan değil, okşayışından. Sevginin böylesi ancak onun ellerinde vardı. İçine, sıcacık, güven geldi ve kendini bıraktı. Yavrular kovuğun dibinde sinmiş kalmışlardı, faltaşı gibi açılmış üç beş göz, küçük kızın üzerine eğilen gemici fenerinin ışığında kara elmaslar gibi pırıldıyordu.
Sayfa 209·Kitabı okudu
Ruhum kütleşmişti ,gazeteleri merak etmez,konuşmaktan hoşlanmaz ,basık tavanlı bir meyhanede bir arkadaşla birkaç kadeh içip gevezelik etmekten zevk almaz olmuştum.
Sayfa 42·Kitabı okudu
Alıntı