Biz yıllardır Nazım'a haksızlık etmişiz
Sana yazmakta on gün kadar geç kaldım. Sebebi basit, benim her zamanki hastalığım: Yine âşığım. Ah Ayşe, vallahi artık ben de şaşırdım, on beş on altı yaşımdan beri şöyle bir haftacık olsun âşık olmadan durduğumu hatırlamıyorum.
Unutmak için evvela hatırlamak şart! Yola çıkarken neyi unutacağımızdan büsbütün emin olmamız gerekir. Bazen zihin, sahibine türlü oyunlar oynar. Hafıza, yaşanmış gerçekliği parçalara ayırıp değiştirir. Biz bütün kuvvetimizi hilekâr hatırayı unutmaya harcarken; hakikat, aklı terk etmek yerine, yeniden ortaya çıkıp hayatımızı altüst edeceği güne kadar bir yerlerde gizlenir.
Bu nedenle evvela neyi unutmak istediğimizi hatırlamamız icap eder. Bunun en basit yolu da konuşmak, birilerine anlatmak. Malum, bazen en iyi başkalarına anlatırken anlarız.
Nasıl bir delikanlıyı ve bir kızı birbirlerine ittirerek âşık edemezsiniz, basit mekanik hareketlerle iki moleküler nesne arasında arzu edilen kimyayı kusursuz bir şekilde ortaya çıkaramazsınız... Kimya aşk gibidir, çok daha fazla incelik isteyen bir iştir.
"Papatyalar sessizce büyürler. Beklentisizce, gösterişsiz, kendiliğinden... Karanlığın içinde parlayan yıldızlar gibi... Seni seviyorum demenin en saf, en basit ama en içten hâli gibi..."
"Gündüzlerin en parlak yıldızları papatyalar. Gecenin en parlak yıldızı Zühre."