İşlerini monarşi ve kölelik olma: dan gördükleri gibi, borsaya, reklamlara, gizli poli se ve atom bombasına da hiç ihtiyaç duymamıslardı Lakin tekrar ediyorum, basit insanlar değillerdi, mü layim çobanlar, soylu vahşiler, sıkıcı ütopyacilar de gillerdi. Bizden daha az karmaşık da değillerdi. Ama mesele şu ki, mutluluğu aptalca bir şey sanmak gibi ukalaların ve elit geçinenlerin aklına uyarak sürdür düğümüz kötü bir alışkanlğımız var bizim. Sade ce ac1 çekmenin entelektüel bir değeri vardır bune göre, sadece kötülük ilgi çekicidir. Sanatçının ihane- ti de budur: Kötülüğün sıradan, acının müthiş sıkic olduğunu kabullenmeyi reddetmek. Yenemiyorsan, onlara katıl. Canını yaktıysa, tekrarla. Oysa acıyı yü celtmek, sevinci mahkům etmektir; siddeti benimse mek, geri kalan her şeyi yitirmektir.
Hayallerin bize değerli gibi gösterdiği sahte zevklere ve yalancı servetlere ihtiyacımız yoktur;
çünkü doğamız basit nimetlerle de yetinir. Servet ve makam için sonsuz tasalar içinde yaşamaktansa mütevazi ihtiyaçlar içindeki o sakin mutluluğu kendimiz yaratmalıyız. Bu da suçsuz bir vicdanla, sakin bir düşünce ve doğruluktan ayrılmamakla olur.
Herkesin birden fazla yönü var ve mutluluk ile mutsuzluk aynı anda var olabiliyor, her şey göreceli. Dürüst olmak gerekirse, benden başka kimse bana tepeden bakmıyordu. Arkadaşımın o gün attığı mesajları dönüp tekrar okuduğumda, yaptığı yorumu aslında kolaylıkla görmezden gelebileceğimi fark ettim. Fakat bana tepeden baktığını varsaydığım için yazdığı da anlamının ötesine geçmişti. O yüzden sert bir cevapla onu kışkırttırı. Ondan sert bir tepki almaya çalışmıştım. İlişkiyi bitirmek için yapmıştım bunu.
Umarım, kendilerine tepeden bakıldığını düşündükleri için ilişkilerini bitiren herkes, benim gibi aşırı uçlarda dü-şünen herkes bunları okur. Hepimizin pek çok yönü. O ka-dar basit. Bir ilişkiyi tek bir sebepten devam ettiremez ya da bitiremeyiz. Bunu mantıken anlasam da yüreğim bunu an-lamakta güçlük çekiyor. Mutsuzluk yağ gibi üste çıkarken mutluluk dibe çöküyor. Fakat ikisini de içinde bulunduran kaba hayat diyor ve tam da burada teselli ve neşe buluyoruz.
KÜÇÜK MUTLULUKLAR
Küçük mutluluklarım var benim
Her dem müptelası olduğum
Mesela sıcak ekmek kokusuna bayılırım
Yağmurdan sonraki toprak kokusuna
Aniden çıkan gökkuşağına
Kır çiçeklerine,gelinciklere ,papatyalara
Köşe başını tutan leylak kokusuna
Ve kumsalda yalın ayak dolaşmaya
...
Öyle çok şey beklemem hayattan
Bir avuç gökyüzü
Biraz mavi
Koşulsuz sevgi
Gerçek birkaç dost
Ve
Sağlıkla alınan bir nefestir
İnsanı mutlu kılan
Ve basit ,sade ama
Samimi bir hayat
İnsanca yaşanılan.
SERPİL ÖZKAN
"Yalnızca basit insanlar, sessiz olanlar, hırslı olmayanlar sadece onlar bir araya gelmiyor dünyamızın bahtsızlığı da budur işte. Onlar anonim olarak kalıyor birbirlerinden hiçbir şey istemeyenler orada burada birkaç iyi insanın var olmasının yeterli olduğuna inananlar bir arada olmayı bile ciddi ciddi bir mutluluk olarak görüyorlar; herhangi bir çıkar düşünmeden."