Kendisini başlıca rakibi ve muhalifi Başkomutan Enver Paşa memleketi bırakırken;
-Benim yerime Mustafa Kemal’i getiriniz. Ancak o bir şey yapabilir, demişti.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Steven Pinker'in dediği gibi, "Bilinçli zihin, benlik ya da ruh bir yandaş basındır, başkomutan değil" Bildirildikten sonra herhangi bir kararı sanki bize aitmiş gibi akla yatkın hale getiriyoruz. Aksi takdirde, ne yaptığımızı bilmiyor olduğumuz ortaya çıkardı ki bu çoğumuzun kolaylıkla kabul edeceği bir şey değildir.
1451-1566 döneminde Fâtih, I. Selim ve I. Süleyman, orduları başında başkomutan olarak seferlere gitmişler, Dîvân'da alınan kararları ve yapılan atamaları perde arkasında ve 'Arz-Odası'nda şahsen izlemişlerdir. XVII. yüzyıl ilk yarısında ise idareyi, asker ocaklarını, şehzâdeleri kontrol altında tutan Harem'dir. Bu dönemde mutlak sultanlık otoritesini 1632-1640 tarihleri arasında gerçekten icra eden müstebit padişah, IV. Murad'dır.
Sayfa 58 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
...İçlerinden biri temiz bir Türkçe ile bize sordu:
- Bizimle konuşan General kimdir?..
- Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'dır...
Bu yanıt, düşman Generalini çok şaşırttı. Aynı şaşkınlık içinde sordu:
- Peki ne zaman geldi cepheye?..
- Cepheden hiç ayrılmadı ki... Savaşı kendisi idare etti...
Tutsak General üzgün ama açık yürekle bize şöyle dedi:
Zafer, elbette sizin hakkınız!.. Başkomutanınız ateş hattında muharebe idare ediyor... Bizim Başkomutanımız Hacıanesti, İzmir Koyu'nda bir kourada safa sürerek savaş yönetebileceğini sanıyor!.. Siz yenmeyeceksiniz de kim yenecek!..