Onu itirdiyim gün darıxmağa başlamadım. Darıxmaq, onun olmadığı küçələrdə tək addımladığım gün başladı.
Ley’Lâ yolu…
Buzdağı’na Yolculuk: Ley’Lâ Ezelden yazılmış biletimi aldım internetten, Yolculuğum başladı Sabiha Gökçen’den… Herkes Dalaman’a varır sanırdı beni, Ben gidiyordum Buzdağı’na, Ley’Lâ’ya… Kimi denizi düşledi, kimi sıcak sahili, Kimi kavuşma hayâliyle süsledi menzili… Kimse bilmez; aynı uçağın içinde bir garip, İlk ahdine doğru yola çıkmıştı Ley’Lâ’ya… Biletimi aldım internetten, doğrudur amma; Tarihi yazılmıştı çoktan Elest’ten yanıma… Ben sana doğru yürümeye bugün başlamadım, “Evet” dediğimiz gün düştük Ley’Lâ yoluna… Herkes bir şehre inecek vakti gelince, Kimi dosta, kimi evine dönünce… Onlar Dalaman’a varsın, yolları açık olsun; Ben Buzdağı’na varırım, Ley’Lâ deyince… …🖋️ biR’ münZ’evi üstâd biR’ münZ’evî üstâd… youtu.be/z50ATY2e8G4?si=...
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kişiliklerini sevdiğim Türk yazarlar
Adora Yağmur Adora’yı tanımayan yoktur bence. 6 aydır takip ediyorum ve gerçekten çok tatlı bir kız. Şu anki Tuncer abiyle olan ilişkilerine de bayılıyorum. D. N. Archeron Damla abla tam bir sonbahar kadını. Daha kitaplarına başlamadım ama Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş Öyküler kitabını sipariş verdim. Yazım dili ağır gelecek diye okumaya korkuyorummmm. Ama çok tatlııı ve bence Türk yazarlardan (tanıdıklarımdan) en bilgilisi. Övgü Deveci Safi Övgü ablaaa. Bence koymazsam olmazdı. İşini bırakıp kitap yazmak gerçekten çok büyük bir cesaret istiyor. Açıkçası ben yapabilir miydim hiçbir fikrim yok. Ama cesareti ve azmine bayılıyorummmm. Daha önce korsan kurgusu okumadığım için biraz önyargılı olabilirim. Ama yazın kesinlikle okuyacağımmm. Aynı zamanda da arkadaşlarıma okutacağım. En kısa sürede kitlenin büyüyeceğine eminim. (En çok Övgü abla hakkında yazmış olabilirim çünkü Övgü abla yorumları okuyor.) Bu üç yazarın da İstanbul da imzası olmasını çoook istiyorum. Ama Ankara-İstanbul zor gibi. Yine de umarım gelirsinizzz🫶🏻🧚🏻🧚🏻🧚🏻 (Genellikle adora bize perilerim der ama benim asıl perilerim sizlersiniz yazarlarım…)
Atatürk nedir? Kimdir demiyorum, nedir diyorum? Kaç tane Atatürk var? Atatürkçüyüz diyen milliyetçisi hatta ırkçısı da var, sosyalisti/ solcusu/ komünisti de. Hatta dinci kesimde de çok var. Feministi de var, liberali de. Ülkemizde komünist tehlike olmasın diye sahte bir komünist parti kurdurmuş bir lider mesela komünizme/sosyalizme yakın olabilir mi? Ve orada hain denilen Çerkez Ethem de parti kurucularından. Kadın dernekleri kapattırılmış mesela, feministler bu duruma bir şey diyor mu? Din düşmanı diyenler için Sofya'da askeri ateşemiliter iken harcamaları arasında seccade , Kur'an satın alması da var, dindarlar bir şey diyor mu? Bence Atatürk, asker olarak da devlet adamı olarak da o günler için elinden geleni yapmaya çalışmış, ülkesini, halkını seven bir kurucu lider. Onu sağa sola çekip kendi açınızdan şekillendirmek ona zarar veriyor. O da bir insan ve illa hataları da olur, olmaması imkansız. Geçtin ki beni anlamak demek fikrilerimi anlamak demek diyor. Bu yüzden Atatürk kimdir diye başlamadım nedir diye başladım. Yaptığı yararlı işleri görmezden gelmek de, yaptıklarını değerlendirmek de, bazı işlerini eleştirmek de normal. Haa eleştirme lafına takılıp vay sen kimsin de veya biz kimiz de onu eleştirebiliriz derseniz, Atatürk insan olmaktan çıkar, dogmatik, skolastik, Tanrısal bir şahsiyet olur ki bu da Atatürk'ün beni aşın sözlerine ters düşer.
"GÖR-BİL"e ALIŞMA, "SEZ-BİL"den UTANMA...
Efendim, âhirzamandır, ne görsek şaşırmamak gerekir. Fakat ben yine de şaşırıyorum. Neye şaşırıyorum efendim? Bazı nur talebelerinden işittiklerime. Evet. Yine kendi mahallemizden çıkan seslere şaşırıyorum. Ötekilere değil. Berikilere. En yakınımdakilere. Bu defa şaşırdığım ise şu: Diyorlar ki: Bediüzzaman Said Nursî'nin Sikke-i Tasdîk-i Gaybî'deki gibi "spesifik" metinlerle uğraşması arzulamadan düştüğü bir yanlışmış. Normalde külliyâtı boyunca üzerine titrediği "burhan mesleğine" aykırıymış. Mevzular aşırı "göreceli"ymiş. Üstelik bu metinler eserlerinin daha fazla yayılmasını da engellemişler. Neden efendim? Çünkü spesifikliği sorun olarak sabitleyenler mesleğinden kaçmışlar. O metinler yüzünden genele hitap eden metinler de genele hitap edememişler. Vah, vah, vah. Neler etmiş bize şu Sikke-i Tasdik-i Gaybî meğerse! Acaba yaksak mı? Yok. Yakmayalım. O kadar değil. Fakat "Risale-i Nur külliyatındandır..." gözüyle de bakmayalım. Arızanın özeti böyle. Ahmed'in itirazı ise şöyle: Sakın bu Sikke-i Tasdik-i Gaybî veya sizin tabirinizle "spesifik metinler" mesleğin tamamlayıcı öğesi olmasın? Yâni mürşidimiz onları, bir galat eseri olarak değil de, özel bir kasıtla tasarlamasın? Bunları ince ince yazmakla da içimizde tuğla tuğla bir hassasiyet inşâ etmesin? Ben bunun mümkün olduğunu düşünüyorum. Ve bunu bana en çok da, yine mezkûr eserde geçen, şu cümle düşündürüyor: "Kur'ân ise, sâir kelâmlar gibi kışırlı, kemikli ve şuuru hususî ve cüz'î değildir. Belki Kur'ân, umûm işârâtıyla ve eczasıyla ayn-ı şuurdur, kışırsızdır; fuzulî, lüzûmsuz maddeleri yoktur." Bu cümle neden önemli? Allahu'l-a'lem şu sebepten: Kur'ân'ın vahiy olduğuna takliden değil tahkîken imân etmek ona ancak böylesi bir uyanıklıkla bakmakla mümkündür gibime geliyor. Yâni, insan sözü değil her şeyi bilen el-Alîm'in
Üzüm Buğusu kitabına sınavdan önce depresyona girmemek için başlamadım ama Allah Ali Ecevit'in belasını versin abi.