7/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 10:41
Sándor Márai’den okuduğum ilk kitaptı Csutora. Açıkçası kitaba büyük beklentilerle başlamadım ve bitirdiğimde de bayıldığım kitaplar arasına girdiğini söyleyemem. Ama okurken beni düşündüren ve bitirdikten sonra da aklımda kalmaya devam eden bir metin oldu. İlk bakışta bir köpeğin hikayesini okuyacakmışız gibi görünse de kitap ilerledikçe meselenin köpekten çok insan olduğunu fark ediyoruz. İnsanların canlılara, eşyalara hatta birbirlerine bile yükledikleri anlamları, beklentileri ve sahip olma duygusunu görüyoruz. Özellikle Csutora’nın cins bir köpek olmadığının anlaşılmasıyla birlikte insanların ona bakışının değişmesi bana oldukça çarpıcı geldi. Aynı canlı, aynı karakter ama bir anda değeri değişiyor… Kitap boyunca beni en çok etkileyen şey ise Csutora’nın bir türlü kalıplara sığmaması oldu. İnsanlar onu değiştirmeye, anlamlandırmaya ve kendi dünyalarına uygun hale getirmeye çalışırken o hep kendi doğasında kalıyor. Bu durum ister istemez insanın kendi hayatını da düşündürüyor. Ne kadarımız gerçekten kendimiz gibi yaşayabiliyoruz, ne kadarımız başkalarının beklentilerine göre şekilleniyoruz Márai’nin dili oldukça sade ve akıcıydı. Kısa bir kitap olmasına rağmen satır aralarında çok şey söyleyen metinlerden biri. Büyük duygusal kırılmalar yaşatmadı bana ama sakin sakin ilerleyen, düşündüren ve okuduğuma memnun kaldığım bir kitap oldu. İlk Márai deneyimim olarak da yazarın diğer kitaplarını merak etmeme yetti.
Edebiyat
CsutoraSándor Márai · Can Yayınları · 2025472 okunma
Puan vermedi·283 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 21:15
Bu kitabı yıllar önce alma sebebim Oğuz Atay dünyasına ilk adımdı. Ama şimdi okumaktaki amacım bambaşkaydı. Ben bu kitaba edebi bir merakla başlamadım; tek bir amacım vardı: mühendislik yolunda ilerleyen oğluma rehber olabilecek, ruhuna dokunacak büyük bir insanı tanımak. Sonradan hayretle öğrendim ki Oğuz Atay da bu eseri tam olarak bu yüzden, genç mühendislere ve öğrencilere örnek olsun diye kaleme almış. Kitabın yazılış amacı ile benim bir anne olarak okuma amacımın yıllar sonra böylesine güçlü bir tevafukla örtüşmesi, bu yolculuğun sıradan olmayacağının ilk işaretiydi. Mustafa İnan’ın yoksulluk, açlık ve hastalıklarla geçen o çelimsiz çocukluk yıllarını okurken, karşımda bir tarihi figür değil, adeta korunmaya muhtaç bir evlat buldum. Bir okurdan çok koruyucu bir anneye dönüştüm satırlarda. Babasının “Senden bir şey olmaz” diyen o sert kırgınlığına inat, zamana uzanıp “Üzülme, sen olağanüstü bir çocuksun” demek, elinden tutup onu doktora götürmek, o küçük çocuğu sarmalayıp doyurmak istedim. Kitap boyunca beni çarpan şey onun akademik dehası ya da unvanları olmadı; karakteri oldu. Çalışkanlığından ziyade yardımseverliği, insanlığı ve kibirden uzak o asil duruşu zihnime kazındı. Dünyanın en parlak üniversitelerinde, konforlu ve çok daha uzun yaşayabileceği bir hayat sürmek varken; o zorluğu, imkânsızlığı ve ülkesini seçti. Kendini bu toprağın çocuklarına adadı. Onu büyük yapan şey sadece bir bilim insanı olması değil, bu adanmışlığıyla sergilediği muazzam “iyi insan” portresiydi. Hoca ile öğrenci arasındaki o aşılmaz mesafeleri yıkan, bilgiyi saklamak yerine öğrencileriyle bir arkadaş gibi paylaşan bir öğretmen… Bilgiyi aktarma biçimi, o bilginin kendisinden bile daha büyüleyiciydi. Anılarda sürekli yol gösteren, destek olan bu figür, içimde o kadar büyük bir
Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnanOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202020,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Selçukluların Süreci
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
Sizlerle Dr. Arslan Tekin'in Selçuklu Tarihi eserini paylaşacağım. Çoğunlukla psikolojik araştırma kitapları okuyup yorumlayan biri olarak tarih okumalarını merakla yaptığımı belirteyim. Elbette herkes aynı oranda ya da aynı zamanda tarih kitaplarına ya da romanlarına ilgi duymak zorunda değil. Bende ilk okumalarıma psikoloji türünde başlamadım lakin zamanla her okuduğun psikoloji eseri beni tarihin tozlu sayfalarını götürünce tarih okumalarımda başladı. Genellikle Osmanlı tarihi ve dönemini beğenerek okusamda Osmanlının zuhur etmesine katkı sağlayan Selçukluları okumak ayrı bir değerdi. Öyle ki hiçbir toplum yoktan var olmuyor. Aksine birbirini tamamlayıp üstüne yenilikler katarak daha da büyüyor. Yaklaşık 300 yıl hüküm süren Selçuklu Devleti Oğuzların Kınık Boyu Selçuk Bey tarafından kurulan Ortadoğu'dan Anadolu'ya kadar geniş bir coğrafyaya sahip bir devletti. Dr. Tekin eserin ilk bölümünde Selçuklulardan sonra varlıklarını sürdüren Türklerden bahsediyor ki Tolunlular'dan İhşidliler'e kadar pek çok devlet göze çarpmakta. İkinci bölümde; Selçuklu Devleti'nin vasıfları, askeri yapılanması ve gulam sistemi detaylıca anlatılmakta. Üçüncü bölümde; Büyük Selçuklu Devleti'nin kuruluşu, Müslüman olmaları sonrasındaki Tuğrul ve Çağrı Beyler dönemi dikkati çekmekte. Horasan'daki Türklerin durumu adeta günümüze ayna tutmakta. Özellikle de Sultan Alparslan dönemini okurken insan hem hayret ediyor hem de taht denen gerçeğin etkilerini sultanlar ve şehzadeleri üzerinden farklı bir coğrafyadan müşahede ediyor. Batinilerin hamleleri, Alamut kalesindeki yaşananlar, Nizamiye Medreselerini kuran Nizam-ı Mülkün siyasi ve sosyolojik konumu hiçbir sürecin kolay olmadığını hatırlatıyor. Dağılan Büyük Selçuklu Devleti'nin ardından kurulan Suriye Selçukluları ile Anadolu Selçukluları ise
Selçuklu TarihiArslan Tekin · Kariyer Yayınları · 201224 okunma
6/10
·330 syf.··
2026 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 23:23
Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere Türk edebiyatı yazarlarından Zülfü Livaneli'nin (d. 1946), Kardeşimin Hikayesi adlı romanı hakkında bilgi vermeye çalışacağım. 2013 yılında yayımlanan eserde aşk, cinayet, yalnızlık gibi temalar işlenmiştir. Kitabın konusuna gelecek olursak; Karadeniz'in sakin bir sahil köyünde genç bir kadın öldürülür. Cinayeti araştırmak için köye gelen genç ve güzel gazeteci bir kız cinayetle ilgili bilgi almak için emekli bir inşaat mühendisinin kapısını çalar. Gazeteci kız, köyde kaldığı sınırlı sürede bir taraftan cinayetle ilgili bilgi toplamaya çalışırken diğer taraftan da bu tuhaf ve yalnız mühendisin sırlarına vakıf olur. Peki cinayeti kim işlemiştir, mühendisle bir ilgisi var mı? Okuyup görelim. Kitapla ilgili benim görüşlerime gelelim: Öncelikle şimdiye kadar hiçbir Zülfü Livaneli eserine heyecanla başlamadım, çünkü okuduğum ilk kitabından sonra bunu öğrendim. Belli bir standartı var ama kalemi kesinlikle iyi değil. Bu eser özelinde ise, daha ilk satırdan başlayarak edebi dili olmayan bir kitap okudum diyebilirim. Kitapla ilgili tek pozitif taraf, sonunu merak edip okumaya devam etmemdi ve sonu gerçekten şaşırtıcıydı. Hikaye ise basit bir aşk hikayesi, liseli ergenlere hitap ediyor diyebilirim. Ayrıca Livaneli'nin her eserinde bir genç kız fantezisi yaratması da okuyucu olarak bana çok itici geldi. Dil akıcı, birgünde bitirilebilir. Ama bende bıraktığı etki kocaman bir hiç! Livaneli eserlerini burada noktalıyorum, artık hiçbir eserini okumayacağım. Keyifli okumalar dilerim.
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,6bin okunma
Puan vermedi·254 syf.··
2026 105. kitabı
İnsan, söyleyemediği şeylerin altını çizermiş. Sanırım bu yüzden bu kitapta en çok çizdiğim yerler, en çok hissettiğim yerler oldu. Sözcükler yazara aitti ama sessizlikleri bana... Bazı kitaplar okunur, biter ve raftaki yerini alır. Bazılarıysa son sayfayı çevirdiğiniz anda bitmez; sessizce içinizde yaşamaya devam eder. Petrikor benim için ikinci gruba ait oldu. Bu kitaba herhangi bir beklentiyle başlamadım. Büyük olaylar, şaşırtıcı kırılma anları ya da unutulmaz karakterler aramıyordum. Fakat sayfalar ilerledikçe fark ettim ki yazarın asıl derdi bir hikâye anlatmaktan çok, insanın içinde yıllardır adını koyamadığı duygulara dokunmakmış. Belki de bu yüzden kitap bende bıraktığı etkiyle öne çıktı. Okurken sürekli bir şey hissettim. Bazen özlem, bazen öfke, bazen de kaynağını tam olarak açıklayamadığım bir hüzün... Karakterlerin yaşadıklarından çok yaşayamadıkları etkiledi beni. Söylenmeyen cümleler, ertelenen adımlar, insanın kendi içinde ördüğü duvarlar ve duygularını saklamak için sığındığı sessizlikler... Kitap boyunca zihnimde en çok bunlar yankılandı. Belki de bu yüzden Petrikor benim için bir aşk hikâyesinden çok daha fazlasıydı. Buradaki aşk, kavuşup kavuşmama meselesinin ötesine geçiyor. İki insanın birbirine yaklaşmaya çalışırken kendi yaralarına, korkularına ve gururlarına takılmasını anlatıyor. Bu yönüyle son derece gerçek hissettiriyor. Çünkü bazen insanı birbirinden uzak tutan şey mesafeler değil, söyleyemedikleri oluyor. Kitabın en sevdiğim yanlarından biri de karakterlerin yalnızca "Adam" ve "Kadın" olarak var olmasıydı. Bu tercih, onları belirli kişiler olmaktan çıkarıp daha evrensel bir yere taşıyor. Bir noktadan sonra onları okumuyorsunuz; onların boşluklarını kendi duygularınızla doldurmaya başlıyorsunuz. Kendinizden bir parça buluyor, bazen bir
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202674 okunma
8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 95. kitabı
Selam. Ne beklediğine bağlı olarak beğenebileceğiniz çıtır çerez bir reverse harem. Seri hakkında hem övgü hem de yergiler vardı. Bunu bilerek fazla bir umutla başlamadım o yüzden okurken keyif aldım. Aslında klasik bir watpaad klişesi okuryor gibiydik ama ejderhalı hali Konusunda bahsetmek gerekirsek Hayden 11 yaşındayken ailesi bir cinayete mahkum gitmiştir. Hayden 18 yaşına kadar koruyucu ailelerle yaşamıştır. Üniversite için uzakta bir okul kazandığında hayatına yeniden başlayıp doktor olmak istiyordur ama ilk günden Knox adında okulun popüler sarışın çocuğuna çarpana kadar. Knox ve Hayden arasında ilginç bir çekim olmuştur. Kitap birden fazla bakış açısıyla yazılmış. O yüzden Knox onun ejderha eşi olduğunu anlıyor. O ve kardeşlerinin eşi. Ve kardeşler tek tek Hayden’la tanışıp onun büyüsüne kapılıyor. O sırada bizim kızcağızın hiçbir şeyden haberi yok ne ejderha ne büyücüler ne de şekil değiştirenler. Hayden kendisinin içinde olduğunu bilmediği bir dünya da buluyor kendisini. Ve Hayden’ın ölmesini ve eşlerinin kaybetmesini isteyen oldukça kişi var… SPOILER?!! Kendini feda etmek mi Easton için kızım destur tanışalı kaç gün oldu? Hadi grup yaptın ettin ama bir dur abla. Umarım ki power up alacak bir karakterdir yoksa yandık.
Korların AlacakaranlığıTessa Hale · Nox Yayınları · 202696 okunma