Puan vermedi·202 syf.·
2026 153. kitabı
Korkuyu Beklerken eseri Oğuz Atay'ın sekiz öyküsünden oluşan bir öykü kitabı. Tüm öyküler içinde kitaba da ismini veren Korkuyu Beklerken öyküsü en beğendiğim öykü oldu diyebilirim. Yazarın daha önce Tehlikeli Oyunlar eserini de okumuştum. Genel olarak okurlar Oğuz Atay okumanın zor olduğunu, Tutunamayanlar kitabının çok beğenilmesine rağmen bir çok okur tarafından en çok yarım bırakılan kitaplardan biri olduğunu da biliyoruz. Okuduğum iki kitabı doğrultusunda şunu söyleyebilirim ki sanırım Oğuz Atay'a Tutunamayanlar'dan başlamak doğru bir seçenek değil. Korkuyu Beklerken eseri ile yazarla tanışmanın daha doğru olacağını düşünüyorum. Kısa öykülerden oluştuğu için yazarın üslubuna, mizahi anlatımına, olaydan çok bireyi ele alan, hatta onun kafasının içini ele alan anlatım tarzına alışmak açısından başlangıç için daha doğru bir seçenek olacağı fikrindeyim. Benim için de artık Tutunamayanlar zamanı geldi, kendimi hazır hissediyorum diyebilirim :) Okumayı düşünen herkese şimdiden keyifli okumalar dilerim...
İnceleme
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 127. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 00:00
"BAŞLANGIÇLAR KİTABI" "Açması veya kaldırması gerekmeyen tek bir şey vardı. Ne kadar istese de bir çekmecenin arkasına saklayabileceği bir şey değildi. O, nereye giderse gitsin kırık kalbini de yanında götürmekten başka seçeneği olmadığını biliyordu. James, dört ay önce onu terk ederken ardında yalnızca bu kırık kalbi bırakmıştı." Hepimizin her gün yanından geçip gittiğimiz, çoğu zaman fark etmediğimiz insanların iç dünyalarına dokunuyoruz eserde. Çünkü hayat bize sık sık insanların görünen yüzlerini gösteriyor; oysa asıl hikâyeler, söylenmeyen cümlelerde, gizlenen yaralarda ve sessizce taşınan yüklerde saklı. Janice'i ilk kitaptan tanıyoruz. O, evleri temizleyen bir kadın olmanın çok ötesinde, âdeta bir hikâye koleksiyoncusu. İnsanların evlerinde çalışırken onların anılarını, pişmanlıklarını, özlemlerini ve sırlarını da topluyor. Fakat bu kez dikkatimi çeken şey başkalarının hikâyeleri değil, Janice'in kendi hikâyesinden kaçışı oldu. Başkalarını dinlemek bazen kolaydır. Zor olan, kendi iç sesimizi duymaktır. Kitap boyunca Janice'in içindeki o kırılgan sessizliği hissediyoruz. Başkalarının hayatlarına tanıklık eden birinin, kendi hayatını anlatmaya neden bu kadar çekindiğini sorguluyoruz. Ve fark ediyoruz ki çoğumuz biraz Janice gibiyiz. Başkalarının hikâyelerine ilgi duyarken kendi hikâyemizi önemsiz sanıyoruz. Oysa yazarın bize fısıldadığı şey çok net: Bir insanın ne iş yaptığını bilmek, onun kim olduğunu bildiğiniz anlamına gelmez. Her insan, görünenden çok daha fazlasıdır. Her kalbin içinde anlatılmayı bekleyen sayısız sayfa vardır. "Benim anlatacak bir şeyim yok." diyenler bile aslında başlı başına bir hikâyedir. Jo Sorsby, dayısının kırtasiye dükkânına bakmak için Londra'ya taşınır. Rengârenk defterler, birbirinden güzel dolma kalemler ve sıcacık müşterilerle
Edebiyat
Başlangıçlar KitabıSally Page · The Kitap Yayınları · 202691 okunma
Reklam
9/10
·148 syf.··
2026 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 14:40
Thomas Bernhard'ın okuduğum ilk eseri. Beklentimin üzerinde beğendim. Salt olay örgüsüne dayanmayan, ve hatta roman dinamiklerine bile uymayan, bilincin akışında yazılan bir eser. Bir deneme bile denebilir. Kitap iki bölümden oluşuyor. Yürümek; kişinin delirmesinin sadece bir an olduğu ve o anın bilincinde olabilmenin belirsizliği, o anın yaklaşması ve kişiyi o ana getiren bilincin attığı minik adımlar. Evet; kişinin delirmekten daha kısa olan yolu, delirmeden önce inisiyatif ile alınabilecek yolun sorgulamasını önümüze koyuyor ve cevabını veriyor. İnsan insanın cehennemi de olsa Sartre'ın dedigi gibi veya kurdu(Hobbes) ,yine de insan insana lazım. Çünkü insan yaşayabildiğini bile bir başka insana bakarak anlayabiliyor. Var olmal algılanmaktır. Yürümek ve Evet ile düşünmenin, durmak ile hareket etmenin, birey ile toplumun, yaşam ile ölümün, delilik ile "normalin" flulaştığı bu izlek yukarıda söylediğim gibi roman kalıplarına uymaksızın sizi başlangıç ve bitiş noktasını kestiremediğiniz bir yolculuğa çıkarıyor. Tanıdık geldi mi ? Tıpkı yaşamın kendisi gibi. Deriniz yeterince kalın ise şiddetle tavsiye ederim.
Yürümek - EvetThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2020424 okunma
10/10
·64 syf.··
2026 14. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 14:40
Sanırım bu yazarın kitaplarına hep 10 puan vericem. Kısacık öykülerle uzatmadan, lafı dolandırmadan söyleyen bir anlatımı var. Kitaba gelecek olursak başlangıç, bitiş ve özet cümlesi “Sende bir şişman görüyorum.” Sokakta yaşayan oldukça asi öfkeli bir genci anlatıyor. Bir Sumo ustası ile tanışıyor. İşte hayatının kırılma noktası. Başlangıçta ona karşı da önyargılıyken sonrasından hayatını tamamen değiştirecek kişi oluyor ve ona yakın biri çıkıyor. Onun sayesinde içindeki yükleri bırakıyor ve hafifliyor. Kendini buluyor diyebiliriz. Hayatına sabır, denge geliyor. Sonunda annesine öfkesi de geçiyor. Özellikle mektup detayları çok güzeldi. Kitabın sonu da çok hoş bitti. Aynı cümle farklı bir yerde kullanıldı. İncelememi kitaptan beğendiğim bir sözle bitireyim. “Bulutların arkasında her zaman bir gökyüzü vardır.”
Şişmanlayamayan SumocuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20121,112 okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2026 50. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:00
#başlangıçlarkitabı #sallypage “Zaman uzaklarda, bambaşka bir yerdeydi. Her şeyin beklemede olduğunu hissediyorum. Ama hayatımı yeniden nasıl başlatacağım, işte onu bildiğimi hiç sanmıyorum.” Jo, dayısının hastalığı nedeniyle onun dükkanında çalışmaya ve onun dairesinde kalmaya başlar. Jo, tüm hayatını bir bavula doldurup buraya gelmiştir. Birkaç ay önce erkek arkadaşı ile kötü bir ayrılık geçirmiştir. Bu yüzden bu değişiklik Jo içinde iyi olacaktır. Hem kırtasiye hem de hırdavat malzemelerinin satıldığı dükkanda çalışırken Jo bir çok farklı insanla karşılaşır. Kiliseden kaçan ve ilginç bir hikayesi olan rahibe olan Ruth ile tanışır. Devamlı dükkana gelip giden Ruth'un hikayesini öğrenir. Dükkanın müşterilerinden Malcolm ilk kitabını yazmaya çalışan bir adamdır. Her hafta bir defter almaya gelir. Jo, gelip gittikçe onu da tanımaya başlar. Jo, bu dükkanda tanıştığı insanlarla ve dinlediği hikayelerle onların başlangıçlarına tanık olur. Aslında burası bir nevi kendi hayatındaki yeni bir başlangıçta olacaktır. Jo, Ruth ve Malcolm arasında zamanla kendiliğinden gelişen bir arkadaşlık doğar. Bu arkadaşlık ile birlikte kırtasiye dükkanı sadece renkli eşyaların satıldığı bir yer olmaktan çıkıp birbirlerini iyileştirdiği bir sığınak haline dönüşür. Her biri hayattan farklı yaralar almış bu insanlar arasında sıcak bir bağ olur. Jo ise burada kendini bulur, yaralarını sarar ve geçmişte yaşadığı kötü ilişkiyi atlatarak yeni duygular tadar. ‘Başlangıçlar Kitabı’ samimi, sıcacık, akıcı ve hayatın içinden bir kurgu. Bu hikayede herkesin kusurları var ama hayatta olduğunuz sürece her zaman yeni bir başlangıç yapma şansı vardır teması çok güzel anlatılmış. Bulunduğunuz yerden biraz uzaklaşıp hala umudun ve arkadaşlığın var olduğu, rengarenk defter ile kalemlerle dolu bu
Başlangıçlar KitabıSally Page · The Kitap Yayınları · 202691 okunma
Puan vermedi
Bazen bir hikaye sadece bir gizemi anlatmaz.İnsanın hiç tanımadığı bir yere gidip kendini yıllardır konuşulan sırların ortasında bulmasını duyduğu her hikayenin onu yeni bir soruya götürmesini anlatır. Gece Yıldızı – Elif İpek Bilek Nikos hayatında yeni bir başlangıç yapmak için Büyükada'da eski bir ev satın alıyor.İlk başta her şey oldukça sıradan görünüyor. Adanın kalabalıktan uzak sokakları,tarihi köşkleri ve sakin atmosferi ona aradığı huzuru veriyor.Fakat zaman geçtikçe hem ev hakkında duyduğu hikayeler hem de adanın geçmişine dair anlatılanlar dikkatini çekmeye başlıyor. Bu süreçte tanıştığı Veronika ile birlikte adayı keşfetmeye başlıyorlar. Ancak çıktıkları her gezide karşılarına yeni bir hikaye çıkıyor.Kimi zaman yıllardır konuşulan vampir söylentileri,kimi zaman Rum Yetimhanesi hakkında anlatılanlar,kimi zaman da adada yaşayan insanların yarım bıraktığı cümleler... Nikos başlangıçta bunları sıradan söylentiler olarak görüyor.Fakat araştırdıkça olayların birbirine bağlandığını fark ediyor.Her öğrendiği şey onu başka bir ayrıntıya götürüyor.Her cevap yeni sorular doğuruyor. Kitap boyunca en sevdiğim şeylerden biri Büyükada'nın sadece olayların geçtiği bir yer olmamasıydı.Ada geçmişiyle,efsaneleriyle ve sakladığı hikayeleriyle adeta yaşayan bir karakter gibi anlatılmış. Bu yüzden kitap ilerledikçe sadece Nikos değil okuyucu da merak etmeye başlıyor. Hazırsanız... Eski bir evle başlayan Büyükada'nın sokaklarında dolaşırken giderek büyüyen ve her sayfada yeni bir sırla karşılaştıran o hikayeye yaklaşabiliriz... Çünkü bazen insanı bir gerçeğe ulaştıran şey öğrendikleri değildir... Peşini bırakmayan merakıdır.
Gece YıldızıElif İpek Bilek · Sidera Yayınevi · 20262 okunma
Reklam
Reklam