Puan vermedi·172 syf.·
2026 14. kitabı
Kitabın ilk bölümlerini okurken ne okuduğumu sorgulayıp dehşete düştüm açıkcası. Tüm kötülüklerin (gasp,tecavüz,hırsızlık,şiddet vb.) serbest olduğu bir distopya da geçen romanda ilk bölümlerde başrol Alex ve çetesinin + benzer başka çetelerin hiç pişman olmadan,zevk alarak yaptıkları tüm kötülükleri konu alıyor. İkinci bölümde ise çetesinde ki kardeşlerine liderlik yapmak istediği için ve haksız yere liderliğinden,kardeşlerine uyguladığı şiddetler yüzünden kardeşlerinin planladığı ihanetin,intikamın üzerine hapse girmesi,sonrasında hapiste tekrar bir cinayet işlemesi üzerine hükümetin yeni tedavisi olan kötülülerin 15 gün içinde iyileştirilmesinin ve topluma kazandırılmasının ilk kobayı oluyor.Hükümet zorla,işkenceyle,kendi iradesi dışında iyi bir insan olarak Alexi topluma kazındırdığına inanıyor.Zaten kitabın tüm mesaj burada barınıyor.Bir insanın elinden tüm seçim şansını alsak ve bu sayede iyiliği seçmiş olsa gerçekten özünde iyi bir insan olmuş olur mu? Yoksa iyi bir insanı iyi yapan onun kötülüğü seçme imkanı varken elinin tersiyle itmesi mi? Başka bir seçenek yoksa yapılan iyilik zorunluluk olmaktan başka nedir ki? İnsanı insan yapan onun kendi iradesi ile seçim şansına sahip olmasıdır aslında, ya bu iradeyi de çekip alırsak?Kısacası Alex otomatikleştirilmiş bir portakal oluyor. Üçüncü bölümde ise tedavi sonrası artık hiç kötülük yapamayan Alex dışarı çıkınca eskiden kötülük yaptığı insanlar ondan intikam alıyorlar,şiddet uygulayıp eziyet ediyorlar bunlardan kurtulup muhalefetin eline düşen Alex onların da ihanetimsi yöntemiyle eski haline geri dönüyor.(Kitapta iki yüzlü siyasete de değiniyor).Tekrardan çete kuruyor,kötülüklerine devam ediyor ta ki eski çetesinden kardeşinin birini evlenmiş mutlu olduğunu görene kadar.Sonra kendisi de evlenmek çocuk sahibi
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113bin okunma
Puan vermedi·150 syf.··
2026 156. kitabı
Edebiyat, yalnızca bireylerin değil, toplumların da içsel serüvenini kayda geçiren en sadık tutanak olduğunu düşünüyorum. Türk edebiyatının sosyal gerçekçi damarının en gür kaynaklarından biri olan Orhan Kemal, Cemile romanında bizi tam da böyle bir tefekkürün ortasına, 1934 yılının makineleşen dünyanın pamuk tozları arasına davet ediyor. İlk bakışta, on beş yaşındaki dürüst Boşnak kızı Cemile ile onurlu fabrika kâtibi Necati’nin nahif aşk öyküsü gibi gelebilir kitap. Ancak yazarın ustalığı, sıradan görünenin ardındaki toplumsal panoramayı sezdirerek çizebilmesinde yatar. Orhan Kemal’in kendi gençliğinden izler taşıyan Necati karakteri üzerinden, iki gencin kavuşma çabasından çok, emeğin ve sınıf çatışmasının sert coğrafyasını adımlıyoruz. Varlıklı Deveci Çopur Halil’in, Cemile’nin aşkını altın bileziklerle satın alabileceğini sanması, aslında gücün ve sermayenin insani değerleri metalaştırma arzusunun en çıplak yansıması olarak gördüm. Romanın gizli başrolü ise ne Cemile’dir ne de Necati; asıl başrol, uğultusu hiç susmayan dokuma fabrikasıdır. Ortaklar arası güç savaşları, Kadir Ağa’nın bitmek bilmez hırsı, İtalyan mühendis Sinyor Orlando’ya duyulan taşralı öfke ve nihayetinde haklarını ararken kapı önüne konup açlığa terk edilen işçiler... Tüm bunlar, tarım toplumundan sanayi toplumuna sancılı bir geçiş yapan genç cumhuriyetin mikrokozmosunu oluşturur. Yazar, ne patronları karikatürize birer kötü adama dönüştürüyor ne de işçileri kusursuz azizler olarak resmediyor bize; o, insanı tüm zaafları, hırsları ve erdemleriyle, sokağın doğal akışı içinde yansıtıyor. Cemile, emeğin sömürüsüne karşı insanın haysiyet arayışını anlatan, usulca dokunmuş bir direniş anlatısı olarak çıkıyor karşımıza.
Edebiyat
CemileOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20175,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·206 syf.··
2018 118. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2018 00:00
#göz daha önce okuduğum kitaplarından biraz farklıydı. 1200 sayfalık kitaplarına alışkın olunca "bunun 1000 sayfasını yazmayı unutmuş" dediğim doğrudur :) 200 sayfalık kitabın ilk 100 sayfası, alınan ifadeler ya da kitaptan alıntı yapmışcasına yazılmış. Bazı alıntı şeklinde yazıların aniden kesilip başka yerden devam etmesine kızdığım da doğrudur. İlk yüz, merak ve beklenti içinde geçerken, ikinci yüz gerilimle geçti. Alıştığım King kadar değildi tabi, sebebiyse en başta söylediğim gibi ilk kitabı oluşundan muhtemelen. Yeni başlayacak olanlar deneyebilir rahatlıkla. Beni daha çok kendimden geçirmesi lazım. Özetle, sınıf arkadaşlarının ucube olarak gördüğü bir başrol karakterimiz var. Çünkü bu karakterin dini saplantıları olan bir annesi ve özel bir yeteneği var. Ama gelin görün ki o caanım özel yetenek, onca hakarete, aşağılamaya, hor görülmeye dayandıktan sonra içinde büyüyerek bir silaha dönüşüyor. Kitabı sevdim mi evet sevdim... Keyifli okumalarınız daim olsun...
GözStephen King · Altın Kitaplar · 20238,2bin okunma
Puan vermedi·367 syf.··
2018 97. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2018 00:00
@okumacemberiolusturalim etkinliğimizin biten ikinci kitabı. Aynı zamanda Okuyan kadinlar kulubu nün #herayinbiribiryayinevi etkinliğinde Epsilon Yayınevi nin biten ilk kitabı olur kendileri. #gölgebüyüsü #karacadı üçlemesine ait, ilk kitabını yine böyle bir etkinlikle Ağustos ayında okumuşum notlarımın dediğine göre. Kara Cadı'dan söz etmeden bu kitaba değinmem mümkün değil. İrlanda'da yaşayan, nesilden nesile miras olarak kan, güç ve sihir yetenekleri aktarılan, okuyucusunun çok yabancı olmadığı bir konusu vardı aslında. Kara cadı Sorcha ve onun güçlerini ele geçirmek isteyen Cabhan baş rollerdeydi kitabın yarısına kadar. Güçlerini üç çocuğuna dağıtan Sorcha, son nefesini vermişti. Kitabın devamı bu tarz kitaplarda olduğu gibi, karakterlerin birlikte olmasına rağmen, özellikle birinin hayatına yoğunlaşarak güçlerini gösterme amaçlı ilerlemişti. Bu kitabında da gelenek bozulmamış, farklı iki karakter başrol almış. Son kitabında öne çıkacak karakterler belli oldu böylece. Bol sihirli, gizemli, dostluk ve aile bağları da konu alınmış yanı sıra. Anlatımı yönünden hiç bir sorun yok ama daha akıcı olabilirdi. Kurgusu itibariyle gizemli olayların ön planda olmasını, adrenalin için fazla beklememeyi ummuştum. Genelde üçlemelerin ikinci kitaplarında yaşanan azizliğe uğradığını umuyorum. Etkinlik kapsamında bir dargın bir barışık olduğum yazarın kitabını bitirip yeni serilerine yelken açmam lazım. Umarım onlar beklentimi karşılar. "Rüyalarda buluşma olayı gerçek olsa ne güzel olurdu" diyor ve üçüncü kitaba geçiyorum. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Gölge BüyüsüNora Roberts (J.D. Robb) · Epsilon Yayınları · 2015134 okunma
9/10
·576 syf.··
2026 72. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 11:02
Dan Brown' un daha önce Dijital Kale ve İhanet Noktası isimli eserlerini okuduklatan sonra, efsane Robert Langdon serisinin ilk kitabı olan Melekler ve Şeytanlar' ı bitirmiş olmanın heyecanı içindeyim. Bence Dan Brown bu türün en iyisi mi bilemem ama çok iyi olduğu kesin. Zaten kitaplarının Tom Hanks (Robet Landon) gibi elit bir aktör tarından başrol olarak çekilmesi bunun kanıtı diye düşünüyorum. Kitap Katolik inancın ve İllimunati ile diğer bir ifadeyle dinin bilim ile çekişmesini konu alıyor. Kitabın içeriğini özetlemem mümkün görünmüyor bu yüzden "hala" okumayan varsa şiddetle okunmasını öneririm. Not: Yıılar önce okuduğum seriye Sırların Sırrı eklenmesi nedeniyle dönüp baştan okuma cesaretini gösterdiğim için kendimi alkışlıyorum.
1000Kitap
Melekler ve ŞeytanlarDan Brown · Altın Kitaplar · 200442bin okunma
Puan vermedi
Kurgu anlamında birçok kitaptan farklı, içine saran bir hikayesi var. Bazı yerlerde Rus klasiklerindeki betimlemeleri andıran detaylandırmalar olsa da bu hal ona farklılık kazandırmış. Başrol kadın karakteri kendime çok yakın buldum huy olarak. Seri şeklinde kitap, en son 5. Kitabı çıktı, 8 kitap olacak.
Maça Kızı 8 - 1. KitapDilara Pamuk · Artemis Yayınları · 20232,898 okunma