Puan vermedi·112 syf.··
2026 28. kitabı
Andre Gide'nin sade bir dille sade olmayanı anlatma şekline bayılıyorum. Kitabın ilk sayfasından itibaren "Bu kitabı Andre Gide yazmış" diye düşündüm. Bataklığı yazmaya çalışırken batağa saplanan bir yazarı anlatıyor. Yazarın beynine girip Orada yaşamak istiyorum
BatakAndré Gide · Timaş Yayınları · 2023241 okunma
Puan vermedi·190 syf.··
2026 53. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 03:08
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Refik Halid Karay'dan “Bir İçim Su” adlı hikâyeleri oldu. Sürgün yıllarında kaleme aldığı 46 kısa öykülerden oluşan eser, üç başlıkta yer alır. Ayrıca kendi içinde de “mekân, aşk ve zaman” kavramlarını da bünyesinde barındırarak daha yoğun bir anlatımla karşılaşırız. “Gezip Gördüğüm Yerler” bölümünde “mekân”a dair gözlem ve incelemelerini hikâyeleştirerek anlatırken.... “Açık Kapadığım Sayfalar” bölümünde “aşk”a cismani bir anlam yüklenen bir üslupla ortaya koyarken... “Bakıp Düşündüğüm Şeyler” adlı bölümde ise “zaman” olgusuyla misal mevsimler için bir taraftan methiyeler düzerken diğer taraftan da yergilerle veryansın ederek betimler. Aşk, mekân ve zaman odağında kısa öykülerden oluşan yine akıcı bir Karay eseriydi. Üslubu biraz ağır olsa da okurken keyif aldığım, yavaş yavaş ta olsa külliyatını istikrarlı bir şekilde okumaya çalıştığım bir yazar Refik Halid Karay. #kitapalıntısı Çarpsak ve parçalansak... Vücudum şu kapkara, buzlu ve batak göle, yaraladığım ördekler gibi, yüreği kilitlenmiş, gözlerinde bahtına küskün bir son melâl* ile, şikâyetsiz, feryatsız ağır ağır batsa ve gömülse...
Edebiyat Hikaye Öykü
Bir İçim SuRefik Halid Karay · İnkılap Kitabevi · 201069 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·224 syf.··
2026 16. kitabı
@a7kitap yayınlarının Semra un tavsiyesi ile mükemmel bir polisiyesiyle karşınızdayım sevgili okurlar. Mükemmel dedim ama epeydir polisiye okumuyordum heralde birazda o yüzden etkilendim diyebilirim. Konu tabiki bir cinayet. Ama bir sorun var katil kimden önce başı olmayan maktül kim? Bu soru ile kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Ve öylesine yazılmamış araştırmalar ve üzerine yapılan incelemeler tam bir profesyonellikle bilinçli yazılmış. Maktülü ararken bir yandan da sizde araştırıyormuşsunuz hissi alıp götürüyor. Profesör Kento Yori evet maktül ,Kamboçya hükümeti tarafından yönetilen bir restorasyon projesinde gönüllü çalışan bir arkeologtur.İstanbul a ziyarete geldiğinde bir daha ülkesine geri donememiş, cinayete kurban gitmiştir. Başkomiser Nihat ve ekibi Profesörü öldürenlerin peşine düştüğünde cinayetin altında bambaşka olaylara şahit olurlar. Bu arada Guzel Sanatkar Fakültesi nde Klasik Arkeoloji doktorası yapan Ezgi Dinler kayıptır.Ezgi yı kime sorsalar,kara batak gibi olduğunu öğrenirler ama uzun zamandır bir haber alınamaması endişe uyandırır ve ekip, Ezgi nin peşine düşer. Ezgi ile kento nun arasındaki bağ nedir? Sizce Ezgi yi bulabildiler mi? Profesörü ezgi mi öldürdü? Ölümü anlat deseniz bana Birdenbireliğini, sınırsız yok ediciliğini, Ansızınlığını anlatırım uzun uzun. Bir oyunbozandır derim Tüm duygularınızı koparan, alan, çalan. Rüyasız bir uyku Bir heykelin son rötuşu Bir resmin son fırça darbesi Bir kitabın son cümlesi ... Belki de hakkında yazmaya gerek olmayan Zira ölüm sadece bir an. . . . @goncagulustunelhaklar @a7kitap Semra #engelsizokurlaokuyoruz #ölümsoğuk
Ölüm SoğukGoncagül Haklar · A7 Kitap · 202441 okunma
Puan vermedi
"Günaydın, Bazı cümleler neden aklımızda kalıyor bilmiyorum. Belki tam söyleyemediğimiz bir şeyi bizim yerimize söyledikleri içindir. Bugün size öyle hissettiren bir cümle denk gelsin sevgili okur. Güzel günler... YUSUF ATILGAN - AYLAK ADAM (yapıkredi yayınları syf 75-76) - Eski evimizin önünden geçelim mi? diye sordu. - Geçelim. Rahatladı. Demek düşündüğü buydu. Eski evi! On gündür konuşmalarından anladığına göre, kızkardeşini, biraz da annesini kendi kendine yıkabilmişti. Ama daha dimdik duran bir babası vardı; bir de bu eski evi. Bugün eve saldıracaktı. Acelesi yoktu;sonra babasını da yıkardı. Kimsesiz kalsın istiyordu. "Benim ona tutunabilmem için onun benden başka bir dayanağı olmamalı."Gene de bu kızın ilerde kendi yüzünden azap çekeceğini sanıyordu. Başını çevirip baktı. Azap çekmesini istemiyordu. Sonra kafasında hep o iki cümlelik söz dolaşmaya başladı. Gelip geçenlere düşmanca bakıyordu. Sanki azap çekeni ilaçla kurtaran onlardılar. - Boş yere azap çekmeyin, bir Derman için, dedi. Güler ona şaşırmış gibi bakıyordu. Başıyla arkasını gösterdi. - Şu vitrindeki el ilanında okudum, dedi. Güldü. O da güldü. Tünel'e yakın nerdeyse Ayşe'nin sokağına sapacaktı. Bir ötedeki sokağa saptılar. Önce sağa sonra sola dönüp yolun ortasında durdular. Güler, - İşte bu, dedi. Hatırladın mı? - Neyi? - On beş gün önce seni bu sokağa getirmiştim. Şurda durmuştum. Benimle konuşmanı istiyordum. -Tamam, hatırladım. Bu ev yanındakilere benzemiyor mu? - Çocukluğum orda geçti. Ama annem ... O zamanlar ben de istiyordum. Sonunda taşındık. Şimdi hep bu eve hayınlık ettiğimi sanıyorum. Haydi, gidelim. Yürüdüler. Güler önüne bakıyordu. Köşeyi dönerlerken, - Ben o evi biliyorum, dedi. Üç oda, bir mutfaklı değil mi? - Nerden biliyorsun? - İçinde oturanları tanıyorum. Erkek en yakın lisede
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
Puan vermedi·246 syf.··
2026 7. kitabı
Yıl 2003’tü ve İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda İpin Ucu adlı oyunu izlemiştim. Yazar Vüs’at O. Bener ile tanışmam bu oyun sayesinde olmuştu.Eski AKM’deki Oda Tiyatrosu’nda izlediğim oyun yoğun ironi barındırıyordu.Ne yazık ki oyuncuları hatırlamasam da yönetmeni Müşfik Kenter’di.Eski AKM’de ne çok oyun izlediğimi hatırlıyorum.Yurt dışından festival kapsamıyla gelen oyunların izleri hâlâ ruhumda ve belleğimde.Bir de tabii o eski AKM binası...Ya yaşadıklarımdan ya alışmanın doğasından ya da eskisini bilip mukayese edebilmekten dolayı,yeni hâline hiç alışamadığım bu bina;en azından aynı yerde varlığını idame ettiriyor.Bu da teselli bulmama vesile oluyor.Sadece AKM’nin içi değil,binanın önü de bir dönem çok mühimdi.İzmir’de Sevinç Pastanesi önü neyse İstanbul Avrupa yakasında AKM önü de oydu:Sözleşilen saatte buluşulan o meşhur nokta.Kitaptan daha fazla uzaklaşmadan konuya dönüyorum. Yazar,daha önce paylaştığım Siyah Beyaz öyküsünü Turgut Uyar’a,Buzul Çağının Virüsü romanını ise Oğuz Atay’a ithaf eder.Onlarınki yıllarca süren bir dostluktur. Kitap içinde yer alan bazı öykülerden bahsedeceğim. Yaşamasız,Dost’tan sonra yayımlanan ikinci öykü kitabıdır.İlk öykülerinde olduğu gibi Yaşamasız kitabındaki öykülerin de atmosferi basıktır, kötümserdir.Bu duruma örnek olarak kitap içinde yer alan“Kan” öyküsü gösterilebilir.Aslında yazarın yapmak istediği tam olarak bu atmosferi yaratmaktır:Basık ve karanlık.Ayrıca bazen karakterleri de kötümserdir;bu kitapta yer alan Batak öyküsündeki öğretmen karakteri gibi.Aynı zamanda biz okurlar için bu öyküde atmosfer de adeta bataklıktır;insanda kaçış imkânsız hissi uyandırır.Bu bağlamda ve yarım bırakılmış cümleler,tekrarlar gibi ayrıntılarla,dil dâhil olmak üzere öykülerde üslup birliği bulunur. Vüs’at O.Bener’in öykülerinde yaşamından
YaşamasızVüs'at O. Bener · Everest Yayınları · 202217 okunma
Puan vermedi·651 syf.··
2026 4. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 00:00
Saf, bakir, apaçık, capcanlı Türkçe kullanımıyla Türk romanı tartışmasının ortasına alev gibi düşen bu başyapıtla Kemal Tahir; söz konusu lokal imgelerin, unsurların ve dilin kullanımında mahirliğini göstermiştir. Esinlerini, referanslarını gazavatnamelerden, atasözleri ve deyimlerden, Orta Anadolu'nun bağrından kopan yazılı ve sözlü miraslardan alarak bu yapıyı oluşturmuştur. 50'ler sonrası Türk romanı tartışmasına yerel unsurlarla beslenen saf Yunus Emre Türkçesi ile karşılık verirken dönem edebiyatı için belirleyici olacak Türk romanı ve Türkçe roman farkını da göstermiştir. Eserini yazarken kökenini Anadolulu eserlerden alıp konuşmalarında Dostoyevski'ye atıfta bulunmuş, lokal ögeleri hikayelerine katıp tam bir Türk romanı oluşturma çabasına girmiştir. Okuyup araştırıp yazma sürecinde Köprülüler ailesinden miras kütüphanenin Amerika'ya satılmasına da kızgınlığını İsmail Coşkun ve Emrah Safa hocamın Devlet Ana incelemesi yayınında öğrendim. Yazarın açık seçik, gerçeğe en yakın Türk romanı oluşturma sürecinde bu kadar ince eleyip sık dokurken bilgi ve esin kaynağı olabilecek bu kütüphanenin elden çıkarılmasına tepkisiz kalacağını düşünmek saçma olurdu. Romanın temelini atarken çeşitli ahi gruplarının, heteredoks dervişlerin, savaşçı grupların, heterodoks İslami yapı içerisindeki grupların rollerini olduğu gibi yansıtıp beylikten devletleşme sürecini tarafsızca anlatmış, okuyucuyu bu farklı kültürlerle tanıştırmıştır. Dini alanın kuruluşta yaygın kanının aksine henüz oturmamış olması çeşitliliği ve dolayısıyla ilerde uygulanacak istimalet politikasının ilk adımlarını atmasını sağlamıştır. Beyliğin yükselmesinde dönemin coğrafyasını etraflıca analiz eden ve özgüveniyle, kendini ifade edişindeki kararlı tavrıyla beyliğin fikir babalarından Şeyh Edebali'yi öyle
Devlet AnaKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 20268,9bin okunma