" Şimdi dudaklarında hep o lakayt ve her şeyi bilen tebessüm vardı. Bir türlü anlayamadığı, bir türlü içlerine karışamadığı ve bunu zaten asla istemediği bu insanlarlara arasındaki çelik bir duvar gibi yükselttiği bu tebessüm, onun müracaat ettiği son çareydi. Kendini bu şehrin korkunç akıntısından, ancak, etrafına ördüğü bu soğuk duvarla kurtaracağını sanıyordu. Ruhuna bir gülle gibi düşen ve orasını darmadağınık eden Kübra'nın hikayesini ve onun akislerini bu duvarın içinde saklamalıydı. Zaten saklamasa ne yapabilirdi? Kendi dili ile bu insanların dili arasında herhalde pek büyük farklar olacaktı, onlar Yusuf'un sözlerinden bir şey anlamayacaklar ve o, anlattığı ile kalacaktı. Sonra insan ancak her hususuna akıl erdirebildiği şeyleri söylemeyeliydi; halbuki Yusuf bir çok şeylerin niçin yapıldığını ve nasıl yapılabildiğini hala anlamıyor, bunları belki ömrünün sonuna kadar da anlamayacağını müphem bir şekilde hissediyordu. "
" Bereket versin, Anadolu'nun bu yalnız kendisine mahsus dertleri yanında bunların yalnız kendisine mahsus çareleri vardır. Bunlardan en birincisi "rakı"dır. "
" Bir gece,
Gecede bir uyku.
Uykunun içinde ben.
Uyuyorum,
Uykudayım,
Yanımda sen.
Uykunun içinde bir rüya,
Rüyamda bir gece,
Gecede ben.
Bir yere gidiyorum,
Delice.
aklımda sen.
Ben seni seviyorum,
Gizlice..
El-pençe duruyorum,
Yüzüne bakıyorum,
Söylemeden,
Tek hece.
Seni yitiriyorum
Çok karanlık bir andan.
Birden uyanıyorum,
Bakıyorum aydınlık;
Uyuyorsun yanımda..
Güzelce. "
" ... benim canımı acıtan,
içimi bunaltan,
beni kederden kudurtan,
yanımda olmayışın şu an!
telefona bakıyorum, çalmıyor.
mutfaktaysan “bir su getir” diye bağırıyorum.
su içmekliğim yok, seni sınıyorum.
insan günde elli bardak su içemez ya! ... " İrfan Gürkan Çelebi
" ...sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün ... "