Lice'de 35 şehit verdiğimizde bayağı doldurulduk. Orduevi'nin fotoğrafçısı şehit askerlerin resimlerini çekiyordu. Onları gösterdiler. Tecavüz etmişler, bacaklarına şiş sokmuşlar. Resimlerde gözüküyor, çocukların kafatasları çıkarılmış, penisleri koparılmış, tam ters taraflarına bırakılmış. Bunları görünce bunalıma girdim..
Sayfa 152 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Hayatının en güzel yaşında, 18'inde askere alıyorlar. Tam her şeyi öğrendiğim, kavradığım, ayağımın yere bastığı dönemde askerlik Islah edilmiş bir aslan gibi geri geliyorsun. Ananı, babanı, namusunu, avradını, vatanını koruyorsun. Ama komutan kalkıyor, küfrediyor, ananı, avradını sıradan geçiyor. Hani annem babam için gitmiştim? Türki ye'yi yavaş yavaş saran bir ur var, sadece Güneydoğu'da değil, batıda da başladı. Herkes bilsin, tepki göstersin. Orada bir savaş var, yani bir mücadele falan değil, bayağı bir savaş, tam bir katliam. Bitmiyor, bitmeyecek de. Her gün televizyona şehit aileleri, kayıp aileleri çıkıyor, bunlar birbirlerini desteklesinler, başka bir şey yok yani..
Sayfa 150 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Reklam
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki, akyürekli, gerçekten anlayışlı bir insan, hiç kimseyi çabucak ayıplayamaz. Bir kusuru, bir ahlaksızlığı eleştirir ama, suçluya karşı öfke duymaz. Sözün kısası, aynı çocuksu davranışlar, aynı görgüsüzlükler ve aynı kötü niyetler, yaşamda da tiyatroda da kıyametlerin kopmasına neden olur. Tiyatroda en bayağı seyirciler, oyuncuları en çabuk yuhalayanlar olduğu gibi; yaşamda da genellikle en kötü adamlar, "it!" ya da "pis herif!" sözcüklerini ağızlarından düşürmeyenlerdir.
Sayfa 351·Kitabı okuyor
Joseph Heller
Bir günü es geçerse kendisini fazla hırpalamazdı. “Bu her gün yapılması gereken bir iş, ama çalışmadığımda da suçluluk duymuyorum,” demişti. “Yazma zorunluluğu hissetmiyorum, hiçbir zaman da hissetmedim. Yazmaya karşı bir arzum, bir tutkum var, ama ‘dürtü’ kelimesi bu hisleri karşılamıyor.” Üretme hızından da rahatsız değildi. “Çok yavaş yazıyorum, ama haftanın beş günü, günde bir-iki sayfa bile yazsam, yılda 300 sayfa eder ki bu da bayağı bir yekun tutar.”
Sayfa 140·Kitabı okuyor
İnsan muhitin bayağı,manasız,soğuk tesirlerinden kurtulmak istediği zaman yalnız okumak fayda verir.Bana en felaketli günlerimde kitaplarım arkadaş olmuştu.Fakat bu yetmiyor şiirlerimde de gördün ki kitaplara rağmen çok israf çektim.Çünkü candan bir insanım yoktu sen benim yarım kalan tarafımı ihmal edeceksin.
Pentagon'da Geçirdiğim O Unutulmaz İki Saat
Kapıyı açıp içeri girince bir Türk gazetecinin kolay kolay görebileceğini hiç tahmin etmeyeceğiniz bir manzarayla karşılaştım. PKK'nın, Barzani'nin, Talabani'nin Washington temsilcileri, Pentagon görevlisiyle bir masanın üstündeki haritaya eğilmiş, konuşuyorlardı. Odada bulunan Kürtlerden Barham Salih dışında, diğerlerinin adlarını șu anda hatırlamıyorum. İngiltere'den iyi bir eğitimi olduğu söylenen Barham, daha sonra oluşturulan Irak'taki Kürt bölgesinde bayağı üst düzey yönetimde yer aldı. Ne yaptıklarını benden gizleme niyetleri olmadığından ben de masaya yaklaştım ve haritaya baktım. Haritada Türkiye ve hemen güney sınırımızdaki Suriye topraklarına yerleştirilen bir Kürt devleti görülüyordu. Yıllar boyunca bu ya gerçekleşirse korkusuyla yaşadıktan sonra YPG/PYD'nin bugün yerleşmek istediği sınırımızın güneyindeki bölgeye bakınca neler hissettiğimi umarım anlıyorsunuzdur.
Nemesis Kitap·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam