İnsan dediğin,
bir ömrü
sadece kendi yükünü taşıyarak tüketen değil,
bir başka ömrün yükünü de hafifleten olmalıdır.
.
İnsan,
dokunduğu hayatlar, dindirdiği acılar kadar yaşar.
Dünyadan göçüp giderken
arkasında bıraktığı tortudan ibarettir sadece.
Bu hayatta her insan,
kendine bir ağaç gölgesi kadar yer seçer.
Kimi kendi serinliğinde oturur,
kimi hiç tanımadığı yolculara da yer açar.
Bir el uzanır bazen,
her şey sözün bittiği yerde başlar.
Bir elin sıcaklığı,
bütün kışları unutturur.
Bir ekmeği bölüşmek,
bin nutuktan daha derin iz bırakır.
Ve yaşamak dediğin;
bugünün ambarını doldurup,
yarına çıkmak değildir yalnızca.
Gelecek nesiller için
yeşerecek tohumu da
toprağın sabrına emanet edebilmektir.
.
Zira toprak kimseyi ayırt etmez.
…
"Peki, ters giden şeyler nasıl değişecek?"
"Düşlerini değiştir!
Düşlerini değiştirmezsen, bir kısırdöngü gibi aynı olayların sürekli yinelendiği ve başa döndüğü bir monotonluğun dışına çıkman da imkansızlaşır.
Düşlemek için izlediğin sana zarar veren yolu terk etmek zorundasın. Yepyeni bir düşü düşle... düşlemek için, irade gücünün kumanda ettiği, sevgi gücünün yarattığı, netlik ve kararlılık gücünün üstün geldiği yeni bir yolu öğrenmek zorundasın."