Fars masalları genellikle şöyle başlarmış;
"Yekî bûd, yekî nebûd, gayr ez Hudâ hîç kes nebûd." "Biri vardı, biri yoktu; Allah'tan başka hiç kimse yoktu."
Alıntı
Nebiyy-i Ekrem Efendimiz: Sübhaneke mâ abidnake hakka ibâde-tike Yâ Ma'bûd Ey Allâhım; Seni tenzih ve takdîs ederim. Senin şân-ı Ulûhiyyetine lâyık ibâdetde bulunamadık...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Her ne kim kişi severse ol ana ma'bûd olur Âşıkın ma'bûdu Mevlâ kendüsi mes'ûd olur Mâsivâya meyl eden Hak'dan cüdâ olur hemîn Defter-i uşşâkda anın ismi nâ-mevcûd olur... Bir Değirmendir Bu Dünya
Edebiyat
Fars masalları şöyle başlarmış: Yekî bûd, yekî nebûd, gayr ez Huda hiç kes nebûd. Biri vardı, biri yoktu, Allah'tan başka hiç kimse yoktu.
Biliyor muydunuz..?
"Bedava" sözcüğü, Farsçada rüzgâr anlamına gelen "bād" ile getirmek anlamındaki "āvardan" fiilinin birleşmesinden doğmuştur ve tam olarak "rüzgârın getirdiği" demektir. Bu ilginç isimlendirmenin ardında tarihi bir olay yatar. Sasani hükümdarı II. Hüsrev döneminde, Bizans hazinelerini taşıyan bir gemi fırtınayla sürüklenerek zahmetsizce İranlıların eline geçer. Hükümdar, hiçbir insan emeği olmadan doğrudan rüzgârın önlerine bıraktığı bu ganimete __"bādāvard"_& adını verir. Zamanla Osmanlı Türkçesine geçen bu kelime, "boş, karşılıksız" çağrışımları yapan "bâd-ı hevâ" (rüzgâr ve hava) tamlamasıyla da harmanlanarak bugünkü "bedava" hâlini almıştır. Günümüzde basitçe "parasız" anlamında kullandığımız sözcük, aslında emeksiz kazanılan bir nimetin tamamen rüzgâra bağlı rastlantısallığını anlatan tarihsel bir mirastır. * @lıntı
"Bedava" sözcüğü, Farsçada rüzgâr anlamına gelen "bād" ile getirmek anlamındaki "āvardan" fiilinin birleşmesinden doğmuştur ve tam olarak "rüzgârın getirdiği" demektir. Bu ilginç isimlendirmenin ardında tarihi bir olay yatar. Sasani hükümdarı II. Hüsrev döneminde, Bizans hazinelerini taşıyan bir gemi fırtınayla sürüklenerek zahmetsizce İranlıların eline geçer. Hükümdar, hiçbir insan emeği olmadan doğrudan rüzgârın önlerine bıraktığı bu ganimete "bādāvard" adını verir. Zamanla Osmanlı Türkçesine geçen bu kelime, "boş, karşılıksız" çağrışımları yapan "bâd-ı hevâ" (rüzgâr ve hava) tamlamasıyla da harmanlanarak bugünkü "bedava" hâlini almıştır. Günümüzde basitçe "parasız" anlamında kullandığımız sözcük, aslında emeksiz kazanılan bir nimetin tamamen rüzgâra bağlı rastlantısallığını anlatan tarihsel bir mirastır. Tolga Acaroğulları
Tarih