Benim açımdan Mutluluk, sadece bir roman değil; toplumun karanlıkta kalan gerçeklerine ayna tutan cesur bir metin. En çok Meryem’in sessiz direnişi beni etkiledi. Çünkü onun suskunluğunda bile güçlü bir hayat arzusu var. Cemal’in içsel çatışması ise, “bireyin vicdanı mı ağır basar yoksa toplumun dayatması mı?” sorusunu düşündürüyor.
Kitabı okurken şu his bende çok güçlüydü: İnsan, en ağır koşullarda bile hayata tutunacak bir sebep bulabiliyor. Belki de gerçek mutluluk, dayatmalardan sıyrılıp kendi yolunu çizebilmekte.
Mutluluk, bir kadın hikâyesi gibi görünse de aslında hepimizin hikâyesi. Hem bireysel hem de toplumsal anlamda “özgürleşme”yi tartıştıran bir roman. Okurken insanın yüreğini burkan, ama sonunda umut ışığını da yakan bir eser.