7/10
·152 syf.··
2026 49. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 11:55
Hüseyin Rahmi Gürpınar Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç Eserde; tek bir konu etrafında iki farklı hikâyenin aynı zeminde harmanlanmış olarak eski İstanbul semtinde geçen, bir yanda mahalle sakinlerinin ilişki ve iletişimleri diğer yanda ise aynı konu temelinden filizlenen mektuplaşma hâlinin neticesine varıncaya değin farklı bir olay aktarılmaktadır. • - ... Sanki bu dünyaya bir kuyrukluyıldız çarpacakmış da hepimiz tuzla buz olacakmışız... - Bedriye Hanım teyze... Kuyruklu bize ne vakit çarpacakmış? - Önümüzdeki mayısın bilmem kaçında... Sabaha karşı çarpacakmış diyorlar. - Çarpacağını böyle günüyle saatiyle nasıl biliyorlar? Kuyruklu filan günde filan saatte çarpacağım diye bu dünyaya telgraf mı göndermiş?.. - İnanmayınız... İnanmayınız... - Yalan değil... Yalan değil... (Sayfa 5) • ... Çünkü insanlar her felakete cehaletleri sebebiyle uğramışlar ve hâlâ uğramaktadırlar. ... (Sayfa 29) • ... Meğerse bir kız için dama çıkmak epey ayıpmış... Bu memlekette kızlar için ayıp olmayan ne var acaba?.. (Sayfa 65) • ... Çeşitli ırklar arasında değil aynı millet içinde, hatta aynı aile fertleri arasında bile emellerde ne derece anlaşmazlık, menfaatlerde ne kadar açgözlülük hüküm sürdüğü ortaya çıktı. Meğerse âdemoğlu hileden ibaretmiş. ... (Sayfa 82) • ... ben sizi sevdim. Seviyorum. Ve hayatım boyunca seveceğim... Bu bir emrivaki. ... (Sayfa 97) • Aşk denilen şey meğer ne şiddetli bir ruh fırtınasıymış! (Sayfa 105) Komşu kadınların iletişimleri; camdan, balkondan kurulan iletişim eski zamanların sıcaklığını hissettirmesinin yanı sıra yüzümde samimi bir gülümseme peyda etmesine vesile oldu. Diğer yanda İrfan Bey'in kadınlar hakkındaki düşüncesi, eylemleri ile başlarda kendisine pek ısınamamış olsam da, ansızın gelen bir mektup ile kendisini bir anda içinde bulduğu duygusal dengesizlik içinde süregelen
Edebiyat
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202525,6bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 19:12
Sabahattin Ali, bu eserinde insanın kendisiyle yüzleşme korkusunu anlatır. Ömer'in şu sözü aslında kitabın özetidir: "İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticede aleyhime çıkacağını bildigim şeyleri yapmaktan bintürlü kendimi alamıyorum." Kitap boyunca “ içimizdeki şeytan" olarak tanımlanan şeyin aslında seçimlerimiz olduğunu anlıyoruz. Ömer, romanın sonunda Macide yi Bedri’ye (yani huzura ve dürüstlüğe) bırakıp giderken, aslında ilk kez gerçek bir irade gösterir. Kendi çamurunu Macide ye bulaştırmaktan vazgeçer.
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209bin okunma
Reklam
9/10
·437 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 22:53
Merhaba sevgili okur, Bu kitap seçilmiş halk hikayelerini özetler nitelikte hazırlanmış. Hikayeler anlatan kişiye göre bazı değişikliklere uğrar, hatta sonu dinleyici tercihine göre mutlu veya mutsuz sonla bitecek şekilde de değiştirilir. Genel olarak hikayelerin kısaca anlatıldığı bir seçki. Okuması da oldukça keyifli oldu. Halk hikayelerinin genel özelliklerini tanımak için de bir fırsattı. Bu kitabı almak için verdiğim çabaya değdi efenim ;) Umarım bir gün halk hikayelerini bir ozan anlatısından dinlemek nasip olur. Hikayeleri kısa kısa ve açık bilgi vererek anlatacağım, spoiler istemeyen uzak dursun lütfen. 1- Karacaoğlan: Yaşar Kemal’in “Üç Anadolu Efsanesi’nde anlatımın çok başarılı olduğunu söyleyerek başlayalım. Karacaoğlan esmer ve ince yapılı Toros’ların delikanlısı. Rüyasında bade içerek saz üstadı olur. “Saz yorulmadıkça, Karaca da yorulmazdı. Onun sözlerine de doyulmazdı…” Her gittiği yerde hürmetle karşılanan Karacaoğlan bir beyin kızı olan Elif’e aşık olur ve sevdâlılar kavuşurlar amaaa zamanla kader ağlarını örüp işleri değiştirir. Sazına gönül veren Karacaoğlan bir gün sazının teli kopunca sevdiğinin başına gelenleri hisseder. Elif’e döndüğünde artık çok geçtir. Güzel bir nasihatle de hikaye sonlanır. “Çok varıp gelirsen olmaz her yere Ya muhabbet kalkar, ya bir hâl olur...” 2- Kara Koyun: Maharetle kaval çalan çoban Mustafa gün gelir Ağa’nın kızına aşık olur. Olur olmasına da imkansız aşk kadar zor nesne az bulunur. Olur ya, Ağa kızı Ayşe de Mustafa’ya aşık olur. Mustafa haddini bilse de Ayşe’nin aşkından emin olunca tüm zorluklara göğüs gerip Ağa’dan kızını ister. Ağa’nın ve aşkı tanımamış olanların bir şartı vardır. Üç gün tuz yalatılıp susuz bırakılan koyunlar Mustafa’nın kavalıyla dereyi geçeceklerdir. Hiçbiri su içmezse Ayşe ile Mustafa
Halk HikâyeleriErgun Sav · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 19749 okunma
Puan vermedi·250 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 17:03
Okurken boğazınıza düğüm atan ama bir türlü de okumaktan vazgeçemediğiniz bir kitaptır kendisi. Ne yalan söyleyeyim, ilk okuduğum vakitlerde biraz rahatsız etmişti beni. İçimden “bu kadarına da gerek var mı?” diye düşünüp durdum. Tabii fark ettim ki ben kitapta anlatılanların gerçek olmasından rahatsız oluyormuşum. Anladım ki bu rahatsızlık, metnin fazlalığından değil, gerçeğe fazla yaklaşmasından kaynaklanıyor. Şebnem İşigüzel, yazarken okuru korumayı seçmemiş. Hatta okuru, görmezden gelmeye alıştığımız şeylerle yüz yüze bırakmış. Dili de “gerçekler acıdır” ayarında sert. Hikaye 1876 yılında geçmesine rağmen bugünü aratmıyor. Başkarakterin yaşadıkları, yalnızca bireysel bir kader değil; aile, ahlak ve namus kavramları etrafında şekillenen bu düzenin bir sonucu. Aradan asırlar geçmiş olmasına rağmen kadına biçilen rol neredeyse hiç değişmemiş. Gözyaşı Konağı genç bir kadının, evlilik dışı hamileliği nedeniyle ailesinden gizlenerek Büyükada’ya gönderilmesiyle başlıyor. Yanına verilen Bedriye Kalfa ile birlikte adaya gelen genç kadın, burada kaderiyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Roman, ana karakterin anıları üzerinden ilerlerken sadece onun yaşadıklarını değil, ait olduğu ailenin ve dönemin zihniyetini de önümüze seriyor. Osmanlı’nın sancılı yılları, yanlış bir Batılılaşma anlayışı, para ve statü hırsı içinde savrulan bir baba figürü, kadınların hayatını belirleyen evlilikler ve suskunlukla şekillenen ilişkiler, hikayemizin arka planını oluşturuyor. Kısacası Gözyaşı Konağı, okurunu yormayı göze alan ama bunun karşılığında düşündüren bir roman. Herkese hitap etmeyebilir ancak anlattıklarıyla ve diliyle uzun süre akılda kalıyor. Geçmişte geçen bu hikaye bugüne dair çok tanıdık sorular sordurmasıyla değerli diye düşünüyorum. (Böyle düşünen bir tek ben değilim ki, kitap
Gözyaşı KonağıŞebnem İşigüzel · İletişim Yayıncılık · 2016561 okunma
8/10
·136 syf.··
2026 4. kitabı
Yirminci yüzyılın ilk yarısında, Kahire; varlıklı, dul bir kadın: Ain hanım. Şımartarak büyüttüğü oğlu İzzet, arkadaşı Hamdun, ikisinin de âşık olduğu güzel Bedriye ve bahtsız Seyyide; bütün bir mahalle ve o mahallede Mısır'ın saklı yüzü. Necip Mahfuz, Aşk Zamanı'nda okurunu umutsuz bir aşkın çevresinde ördüğü entrikalara, yeraltı örgütlerine, örtünmeye mahkûm kadınların cesaretle adım attığı tiyatro ve gösteri dünyasına götürüyor. Gerçekleşmeyecek hayallerin peşinde koşan, yolunu tesadüflerle ören ve kendi tercihi olan yalnızlığın içinde avunmaya çalışan amaçsız ve hedefsiz İzzet, en yakınlarının kaderini değiştirecek adımı attığında bu seçimin yalnız onlara değil kendine de ihanet olduğunu çok sonra anlayacaktır.
Alıntı
Aşk ZamanıNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2020590 okunma
9/10
·290 syf.··
Beğendi
·
2025 67. kitabı
Ömer’e çok geniş bir çerçeveden bakacak olursak, tabloda kendi içinde savaştığı bir şeytanın kurbanı olduğundan yakınan bir karakter görürüz. İnsanlar, genellikle şikayet ettikleri hayatın ve yaşantının kurbanı olduklarından yakınırlar. Aynı zamanda bu durumun suçlusu olarak da her zaman bir hedef seçerler: “Falanca olmasaydı, ben şimdi mevki yükselmiştim!” Yeteri kadar istemediğini ya da yeteri kadar çabalamadığını düşünmez. Fakat önündeki kişinin başarısını engellerken, onun daha başarılı olup olmadığını sorgulamadan, haksızlığa uğradığı kanaatine çabuk kapılır. İşte bu da içimizdeki şeytandır. Karşımızda gördüğümüz insanlar hakkında genellikle yargılayıcı davranırız: “Yalancının birine benziyor. Ben adamı gözünden anlarım!” Ancak her yargı, kendi içinde aslında bize dair bir iz barındırır. Çünkü, şu anda bu durum bizim için kabul edilebilir olmasa da, hepimiz karşımızda gördüğümüz insanı yargılarken aslında yargıladığımız tarafın, kendi içimizde sakladığımız, gizlediğimiz, kontrol etmeye çalıştığımız bir şeytan olduğunu göz ardı ederiz. “Hayır, ben yargıladığım insanların içindeki kötülüğü taşımıyorum!” denir. Oysa taşıyorsunuz, çünkü o yargıyı ancak kendi içinizde gizlediğiniz şeytandan tanıyorsunuz. Biraz da diğer bir ana karakter Macide'ye yer verelim. Macide'yi anlamak için, ona sadece "Ömer'in karısı" veya "Bedriye'ye kaçan bir kadın" olarak bakmak bizi bir zihin yorgunluğundan kurtarır. Ancak altında yatan temel nedenlerden bahsedecek olursak, Macide; genç yaşında kayıplarla dolu bir hayat sürmüş, kendini bulunduğu ortamların misafiri gibi hisseden bir kadındır. Bir aidiyet arzusu, bir güven arayışı, hayata tutunma isteği ve ümidi ile gördüğü her dala sıkı sıkıya tutunmaya çalışır. O, Anadolu kadınının baskılar, korkular ve yalnızlık gibi durumlarla olan
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209bin okunma
Reklam
Reklam