Kuşkusuz ahlaksızlaşmış, yozlaşmış, alçalmış hatta iğrenç görünüyorlardı ama yoksulluğun pençesine düşüp inandıkları değerleri yitirmeyen insanlara çok nadir rastlanırdı; zaten bir noktadan sonra bahtsızlar ve alçaklar o aynı uğursuz ‘sefiller’ sözcüğünde iç içe geçip birbirlerine karışıyorlardı.
Hiç unutamayacağım bir tebessüm. Sanki sultan ile kulu arasında bir ahit, bir sözleşme gibi. O tebessüm Sultanı, ben tebessüme muhtaç kul... Onun tebessümü bir iyilik, bir sadaka, bense tebessüm fakiri...”
Davranışlarımızın aşırılık anlarında zorla gerilen insan doğası çoğu kez öyle trajik bir ifade oturtur ki yüzümüze,bunu ne bir resim ne de bir kelime, şimşek hızıyla inen bir darbeye benzeyen o ifade kadar güçlü yansıtabilir.