Comte'un Hıristiyan geleneğe olan bağlılığı, cismani olandan bağımsız ruhani bir düzene olan ısrarında, temel ilerleme düşüncesiyle ilgili olan bağlılığından çok daha açıktır. Elbette Comte bu temel ayrımın teolojik türemelerinin farkındadır, çünkü bu zaten "ruhani" ve "cismani" terimleriyle gösterilmiştir. Fakat semavi ve dünyevi güçler arasındaki mistik karşıtlığın temelinde kurulan şeyin bilimsel olarak "sahih zekâ ve sosyal beğeni" ve "tüm insan evrimiyle ortaya çıkan kanıt" üzerine yeniden kurulabileceğine inanır. Pozitif felsefe, "cismani olandan tamamen bağımsız bir ruhani güç için olan zorunluluğun büyüyen baskısını" ve sonuç olarak da insan toplumunun nihai sisteminin temeli olarak üstün bir "ruhsal otorite" için olan baskıyı hisseder. Bu otorite, Hıristiyan kilisesinin Ortaçağ'da kurduğu ruhsal devlete ve eğitime göre düzenlenir ama "pozitif" bir otorite olarak tüm pozitif kavramlar gibi din dışı ve görelidir
Günümüzde güzelin içinden her negatifliğin, her tür sarsılmanın ve yaranın alınmasıyla güzel pürüzsüzleştirilmiştir. Güzel olan beni beğen'de tükenmiştir. Estetikleştirme, estetik kılmamaya dönmüştür." Pürüzsüz algıyı teskin etmektedir.
Bilinmeyen bir dilin uğultulu kitlesi çok hoş bir koruma oluşturur, yabancıyı (ülkenin ona düşman olmaması koşuluyla) ana dilin tüm sapmalarını: konuşan kişinin bölgesel ve toplumsal kökenini, ekin, akıl, beğeni düzeyini, içinde kendi kendini kişi olarak kurduğu ve sizden onaylamanızı istediği imgeyi kulakla rında durduran bir sesli zarla sarar. Bu nedenle, yabancı ülkede ne kadar rahattır insan!
Modern trajedi tam da bu hassas kesitte başlar. Ergenin sosyal onaya bu kadar açık, sosyal reddedilmeye bu kadar duyarlı olduğu ve kimliğini akranlarının yansımalarında aradığı bu doğal dönem, tarihin en büyük ve en acımasız ayna sistemleriyle karşılaşır: sosyal medya. Sosyal medya, ergenliğin doğal süreçlerini alır, onları ölçülebilir, kıyaslanabilir ve sayıya dokülebilir hale getirir. Ardından bu süreci bir kâr makinesinin dişlilerine bağlar. Bir noktadan sonra duyguların nabzı bıldirimlerin ritmiyle atmaya başlar.
Böylece aidiyet, niteliksel bır bağ olmaktan uzaklaşıp niceliksel bir göstergede donmaya başlar. Bır gruba ait olma ihtıyacı, dijital kabilelere katılma, belirli etiketlerle görünür olma ve takipçi sayısını artırma yarışına bağlanır. Onay ihtiyacı, fotoğrafın altındaki beğeni sayısı ve yorumların ritmiyle ölçülen, anlık ama doymayan bir geri bildirim döngüsüne sıkışır. Daha önce gördüğümüz değişken aralıklı pekiştirme mekanizması burada kusursuz çalışır. Her bildirim, kumar makinesinin kolunu yeniden çekme arzusunu tetikler. Her sessizlik, bir sonraki “acaba”yı büyütür. Zihin, belirsiz ödülün peşine düşmeye yatkındır. Belirsizlik, dikkat için güçlü bir mıknatıs gibi çalışır.