10/10
·239 syf.··
Beğendi
·
2026 141. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 06:29
Romanda ki iki karakter Türkiye’den kaçarak yeni bir hayata başlamışlardır; fakat bu hayat aslında kaçtıkları yerin cehenneminden farklı bir hayat sunmaz onlara. Bu defa başka bir sefilliğin, başka bir onursuz yaşamın dişlilerinin içindedirler. Bu da çaresizliğin en dibi, en korkuncudur. Yeni bir başlangıcı bile hak etmezler aslında. Hallerinde sadece kör bir arzu ediş vardır. İhsan ve Sedat bize benzer. Gözetim altında tutulmuş, onursuzlaştırılmış, çaresizleştirilmiş, umut etmek dışında bir sermayesi olmayan hayatlarımızın gölgesinde yeni başlangıçlar için durmaksızın pilimizi şarj etmeye çalışan bizler gibidirler.
Hayata Dair
Belgrad KanonEbru Ojen · İletişim Yayınları · 202527 okunma
Kanuni Sultan Süleyman: Bir Çağın Mimarı
Puan vermedi·328 syf.··
2026 108. kitabı
Muhteşem Sultan Süleyman ve Hürrem – Tarihsel İçerik Anlatımı Yavuz Bahadıroğlu’nun bu eseri, Osmanlı Devleti’nin en güçlü dönemlerinden biri olan Kanuni Sultan Süleyman devrini anlatır. Kitap, olayları kronolojik bir çerçevede ele alarak, devletin büyümesi, askeri başarıları ve yönetim anlayışını ön plana çıkarır. ⸻ Tahta Çıkış ve Devletin Yapısı Kanuni Sultan Süleyman, Yavuz Sultan Selim’in vefatından sonra tahta geçer. Bu dönemde Osmanlı Devleti zaten güçlü bir yapıdadır; ancak Süleyman döneminde bu güç zirveye ulaşır. Padişahın ilk hedefi: • Devlet düzenini korumak • Adalet sistemini güçlendirmek • Fetihlerle sınırları genişletmek Bu yüzden kitapta Süleyman, sadece bir komutan değil; aynı zamanda kanun koyucu bir devlet adamı olarak anlatılır. ⸻ Askerî Seferler ve Fetihler Kitabın büyük bölümü, Osmanlı’nın Avrupa ve Akdeniz’deki ilerleyişine ayrılmıştır. Öne çıkan seferler: • Belgrad Seferi (1521) → Avrupa’ya açılan kapı • Rodos’un Fethi (1522) → Doğu Akdeniz hâkimiyeti • Mohaç Meydan Muharebesi (1526) → Macar Krallığı’nın çöküşü Bu zaferler sayesinde Osmanlı Devleti:
1000Kitap
Muhteşem SüleymanYavuz Bahadıroğlu · Paradoks Yayınları · 20131,485 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
1930'larda İstanbul.
9/10
·360 syf.··
2026 6. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 14:19
İstanbul okumalarıma devam ediyorum. Galata, Pera, Beyoğlu kitabından sonra tercihim Osman Cemal Kaygılı'dan "Köşe Bucak İstanbul", oldu. Kitap Osman Cemal' in 1931 yılındaki gazete yazılarından oluşuyor. Her yazısında İstanbul'un ayrı bir semtini, mahallesini, köyünü gezdiriyor Osman Cemal. Ama okuru Süleymaniye'nin avlusuna değil, o avlunun arkasındaki kahvehaneye götürüyor. Beyoğlu'nda pasajın girişindeki ışıltıya değil, arka kapısındaki çöp toplayan kişiye odaklanıyor. Osman Cemal çok iyi bir gözlemci, kitabındaki tiplemelerin hepsi şahsına münhasır. Ayrıca çok iyi ağız yapıp karakterlerinin konuşmalarını yazıya geçirmiş. Osman Cemal bir yaz insanı, sayfiye yerlerini çok seviyor. Çoğu yeri kışın kasvetli bulup yazının ne kadar güzel olduğundan bahsediyor. Manzaraya, doğaya, gezinti yerlerine hayran. Ayrıca kendisi iyi suyu çok seviyor, ama sadece Osman Cemal değil; muhtemel ki o dönemde iyi suya hayranlık durumu varmış. Bir sayfiye yerinin ya da bir semtin güzel olması için iyi bir suyunun da olması lazım geliyormuş. Kitapta bununla ilgili o kadar çok nüans var ki... Okuma notlarıma bunların çoğunu geçirdim. Keçe suyu, Valide suyu, Taşdelen suyu, Hamidiye suyu, Kanlıkavak suyu... Bunlardan en iyileri Kağıthane sırtlarından çıkarılan keçe suyu ve Belgrad Ormanlarından toplanılan valide suyuymuş. Eğer bir kahvehane keçe suyu veriyorsa kalite olarak bir tık daha yukarıda görülüyormuş. "Florya bence, bir de iyi su olsa, İstanbul'un en güzel yeridir." (syf 187). 1930ların İstanbul'unda deniz İstanbul'un sadece kıyısında duran bir süs değil, hayatın tam kalbinde bir eğlence alanıymış. Denize girmek toplu bir eğlence kültürüymüş. 1920lere kadar deniz hamamları varmış. Kadınlar ve erkeklerin ayrı şekilde denize girmesini sağlayan ahşap yapılar olan deniz hamamları
Tarih-Araştırma
Köşe Bucak İstanbulOsman Cemal Kaygılı · Can Yayınları · 201971 okunma
Halley bir gofret değildir;))
8/10
·152 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 08:26
Hüseyin Rahmi Jules Verne tadında bir roman yazmış. Ben de zevkle okudum. Hüseyin Rahmi yine toplumun cehaleti üzerinden güzel bir romana imza atmış. Bu satırlara kitap ile ilgili spoiler vermek yerine, Halley kuyruklu yıldızına dair wiki bilgilerini alintiliyorum. Halley kuyruklu yıldızı, resmî adıyla 1P/Halley veya bu kuyruklu yıldızlar üzerine çalışmalar yapan Edmond Halley'e ithafen Comet Halley, Güneş'in yörüngesinde hareket eden ve her 75–76 yılda bir görünen kuyruklu yıldızdır. Halley, çıplak gözle görülebilen bir kuyruklu yıldızdır. Ek olarak, yörüngesini insan ömrü içerisinde tamamlayan çıplak gözle görülen tek kuyruklu yıldızdır. Halley kuyruklu yıldızı, Güneş Sistemi içerisine en son 1986 yılında girmiştir. Hesaplara göre 2061 yılında tekrar görülecektir. Yaklaşık 76 yılda bir görülen Halley kuyruklu yıldızına yönelik ilk gözlemleri Çinliler yapmıştır ve MÖ 240 civarında kaydını tutmaya başlamışlardır. Papa III. Callixtus'un ölümünden sonra, 1475'te yayımlanan bir biyografisinde anlatıldığına göre, Belgrad şehrinin Osmanlılar tarafından kuşatıldığı 1456 yılında Papa, Halley kuyruklu yıldızının görünmesi üzerine bunu Belgrad'ı savunan Hristiyanlar açısından uğursuzluk kabul etmiş ve Halley'i aforoz etmiştir; ancak bu hikâyeyi doğrulayan bir birincil kaynak mevcut değildir. Halley, 1066 yılında görüldüğü Bayeux İşlemesi'nde anılmıştır. 1682 yılında yeniden ortaya çıktığına dair kayıtlar bulunmaktadır. Kuyruklu yıldızın yörüngesini, adını aldığı Edmond Hallet hesaplamıştır. Edmond Halley, hesapladığı yörüngenin 1531 ve 1607'de görülen kuyruklu yıldızlar ile çakıştığını saptadı ve bu kuyruklu yıldızların aynı kuyruklu yıldız olduğunu, 1758'de tekrar döneceğini öne sürdü. Bu varsayım doğrulandı ve kuyruklu yıldız 1758, 1835, 1910 ve 1986'da yeniden ortaya
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202525,7bin okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 1. kitabı
“Beni etkileyen en önemli kitaplardan birisidir.Yazar, Bosna katliamını anlatıyor.Yugoslavyanın dağılmasıyla birlikte Avrupa’nın 4. Büyük silah gücü tamamen sırpların eline kalıyor.Sebebi ise Yugoslavya’nın başkenti Belgrad olmasından kaynaklı.İlk olarak savaş Hırvatistan-Sırbistan arasında katolik-ortadosk olarak görünse de asıl hedef müslümanlardı.Savunmasız ve silahsız olan boşnakların katliamıydı.Kendi milletlerimi sırf 1.Kosova savaşını kaybeden sırpların, yıllarca Türklere karşı süren kini idi.Boşnakları da müslümanlıktan dolayı, slav milleti olarak değilde, türk olarak görmeleriydi.İslamiyet korkusu hiç bir zaman bitmeyecek.Kitabın asıl konusu ise oradaki katliamda yaşananlar, bir kadına 30 erkeğin bir gecede tecrviz etmesi, ağlayan çocuğun sesini kesmek için dillerinin kesilmesi, çocuk yaşta olan kızlar için askerlerin sıraya girmesi, Müslüman bir babanın gözleri önünde kızlarına tecavüz edilmesi,Avrupa’nın gözü önünde bir toplumun yok edilmesi.Ve Avrupa’nın da sırf Müslümanlar diye buna sessiz kalması.Birleşmiş milletler bu soykırımda Boşnakların yaşadığı trajediye neden seyirci kaldı? 3 maymunu oynadı.Yoksa birleşmiş milletler,içinde Müslüman devleti barındıran ama onları insan olarak bile görmeyen bir toplum mu?11 Temmuz 1995 senesinde Srebnenitsa katliamını da unutmamak gerekiyor. Srebrenitsa’da yaşayan Müslüman boşnakların elinde kalan 3-5 silaha da birleşmiş milletler barış gücü tarafından koruma gerekçesiyle el konuluyor.Hollanda’lılar Müslümanları hiç sevmediğine tanık oldum.Birleşmiş milletler komutanı ise Thom Karremans boşnakların bu istekleri anında geri çeviriyor ve silahları boşnaklara vermiyor.Daha sonra Srebrenitsa bölgsindeki hollamdalı askerler başka bir barış gücü olan Fransız generalden aldıkları emir ile alelacele boşalttılar.Ve boşnakları
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 202433,4bin okunma
Sözcük Hokkabazı: Salâh Birsel
10/10
·118 syf.··
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 08:04
1919 doğumlu Salâh Birsel, edebiyat hayatına şiirle başlayıp sonradan yazdığı günlük ve deneme türlerindeki eserleriyle nam salmış sanatçılarımızdan. Onun eserlerini “Şiirleri”, “1001 Gece Denemeleri”, “Salâh Bey Tarihi” ve “Günlükleri” olmak üzere dört grupta toplamak mümkün. Tüm yazarlar için öyledir belki ama Salâh Birsel’i okuruna sevdiren yegâne özelliği dilidir. Onun taklit edilemez, öncesiz-sonrasız üslûbu Salâh Bey’i edebiyatımızın çok özel bir yerinde konumlandırır. Hareketli, yerinde duramayan, kıpır kıpır cümlelerle okurunu sürekli dikkat üstünde tutan Birsel, kendine özgü tabirleri -âdeta okura ateş açar gibi- özellikle denemelerinde üst üste kullanır. Sanatçıya has, başka hiçbir yazarda görmediğimiz bu ifadeler, yazarın konu skalasının genişliğinde kaybolup gitmemizi de engeller. Zira Birsel, çokbilmiş tavrına bürünmeden uç uca eklediği konularla okurunu harman eder. Sekiz on sayfalık bir denemesini okuyup bitirdiğinizde resimden felsefeye, sinemadan tiyatroya, tarihin kıyısında kalmış olaylardan ünlü tarihî kişiliklere kadar bir dolu bilgiyi de önünüze sermiş olduğunuzu görürsünüz. Bunu bilinçli yaptığını okurun da fark etmesini ister: “Aferinler bize ki bu konuyu nereden alıp nereye getirdik.” Ona alışık olmayanlar Birsel’i ilk kez okuduklarında konudan kopma tehlikesini yaşasalar da Birsel, okurunun yakasını bir an olsun bırakmaz. 13 ciltten oluşan 1001 Gece Denemeleri’nin bir kısmını daha önce okumuştum. En meşhuru, Kurutulmuş Felsefe Bahçesi. Geçen seneki kitap fuarından başta günlükleri olmak üzere Salâh Birsel’in yedi kitabını aldım. 2026’ya havalı bir giriş yapmak için yılın ikinci kitabını 1001 Gece Denemeleri serisinden seçtim: Hafiyeler Önde Gider. Kitap, çeşitli konularda yazılmış 11 denemeden oluşuyor. Daha filmin ilk dakikasında Salâh Bey
Edebiyat
Hafiyeler Önde GiderSalâh Birsel · Sel Yayıncılık · 201773 okunma