Gün içinde sahip olduğumuz zamanın miktarı esnektir, bizim hissettiğimiz tutkular bu zamanı genişletir, hissettirdiğimiz tutkular daraltır, alışkanlıksa doldurur.
"Çoğu zaman başkalarının duyamayacağı bir müziği dinliyor gibisin. Rilke görseydi, severdi seni: kimseye karışmıyor, hiç soru sormuyorsun karanlıkta ağlayan en yakınlarına bile.
Her zaman kendinle ilgili bir şeyler saklıyorsun kendine ışıklı kahvelerde, yatak odalarında bile. Rilke görseydi, överdi seni: yakınlığın uzak, bu yüzden de, tıpkı yıldızlar gibi uzaklığın.
Gene de bir şeylere erişemiyor, bir şeyler yitiriyorsun, kollarını hep açtığın için; bazı şeyleriyse hiç bilemeyeceksin, hiç değilse, biri çıkıp seni yakından, insanca ayrıntılarınla tanıyıncaya değin."
— Dannie Abse
Semerkant, Amin Maalouf'un okuduğum ilk kitabı. Bu kitaba doğu hakkında bilgilenmek ve sık gördüğüm, çok da beğenildiğini düşündüğüm için başlamak istedim.
Ömer Hayyam'ın Yazma'sının serüveninde tarihin önemli isimlerinden Alparslan, Nizamülmülk, Melik Şah ve Hasan Sabbah arasında geçen olaylara tanık olacaksınız. Ömer Hayyam'dan başlayıp Titanic'in batışıyla son bulan ve her bölüm kendi içerisinde oldukça heyecanlı olan bir macera diyebiliriz.
Genel olarak kitabı sevmemle birlikte yer yer tarih kısımlarında sıkıldığımı belirtmek isterim. Ayrıca yazarın Türkleri aşağı çekmesi de beni rahatsız etti. Tamamen İran'ı yücelten bir anlatıma sahip. Buna takılmazsanız daha rahat okunabilir. Kitapta geçen olaylar genel olarak İran bölgesinde olduğu için insanda gezme isteği uyandırıyor. Bir gün bu tarihi yerleri görebilsem ne mutlu bana. Son olarak okuduğum için elbette pişman değilim ve kesinlikle öneririm.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,6bin okunma
Zaten merak ettiğim Horasan ve İran coğrafyasına olan merakımı bin kat artırıp İrana gitmemde büyük rol oynayan kitap. Kesinlikle gitmenizi tavsiye ederim👍