Puan vermedi·656 syf.··
2026 101. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:16
Linç yerim yemem umrumda değil ama ben bu kitabı Sırların Sırrı ne yazık ki sevemedim. Evet, Dan Brown Langdon serisini zaten hiçbir zaman kısa ve hızlı akan kitaplar olarak yayımlamadı . Ancak bu kitap bana göre fazlasıyla uzatılmıştı. Seneler önce okuduğum diğer Langdon maceralarında Da Vinci Şifresi , Melekler ve Şeytanlar sayfalar akıp gitmiş , kitapları elimden bırakamamıştım . Bu kez aynı hissi hiç yakalayamadım. Özellikle uzun açıklamalar, tekrar eden fikirler ve sürekli ertelenen gizem duygusu bir noktadan sonra heyecanı azaltmaya başladı. Kötü bir kitap olduğunu söyleyemem ama benim için Dan Brown'ın eski kitaplarının yanına yaklaşamadı. Ayrıca inceleme diye komple Spoiler veren okurlar siz neyin kafasını yaşıyorsunuz yahu!?!!? Okumayı düşünen planlayan arkadaşlara önerim SAKIN BURDA YER ALAN İNCELEMELERE BAKMAYIN!!!
Sırların SırrıDan Brown · Altın Kitaplar · 20253,997 okunma
8/10
·150 syf.··
2026 20. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:44
​"Kötü şeyleri görmezden geliyordu. Aslında tam olarak öyle de değil... Bizim başımıza kötü şeyler geldiğinde etkileniyordu. Canımız acıdığında, mutsuz olduğumuzda ya da hayatta bazı şeyler ters gittiğinde, bunları fark ediyor ve önemsiyordu. Ama kendi başına gelen kötü şeyleri -kaba sözler, ters bakışlar- hiç kafaya takmıyordu." ​Yıldız Kız, Mica Lisesi'ne gelişiyle tüm düzeni değiştiren sıradışı, neşeli ve gizemli bir genç kızın hikâyesini anlatıyor. ​Renkli kıyafetler giyen, ukulele çalan ve evcil faresiyle gezen bu kıza âşık olan Leo, okul halkının zamanla Yıldız Kız'ın farklılıklarını tuhaf bulup onu dışlamasına şahit olur. ​Birlikte oldukları öğrenildiği andan itibaren Yıldız Kız gibi kendisinin de yok sayılmaya başladığını fark eden Leo, sevdiği kız ile arkadaşları arasında bir seçim yapmak istemez. Bu nedenle, toplum baskısı yüzünden sevgilisinden "normal" biri gibi davranmasını ister. Bu noktadan itibaren hikâye, bireysel kalabilmek ile topluma uyum sağlama çatışmasını duygusal bir dille işlemeye başlar. ​Kitaba bayıldım. Yıldız Kız'ın hikâyesi öyle tatlı ki... Dışlanmasına rağmen insanları düşünmeye ve onlar için bir şeyler yapmaya devam ediyor. Her şeye rağmen pozitif biri. Mesela gerçek adı yerine dönem dönem farklı isimler kullanıyor. Bu çok ilginç ama güzel bir fikir bence. Bunu da şöyle açıklıyor: ​“Artık bana uymadığını hissettiğim ismi değiştiriyorum. Ben adımdan ibaret değilim. Adım benim giydiğim bir şey, gömlek gibi. Yıpranıp eskidiğinde değiştiriyorum.” ​Tatlı bir hikâyeydi. Birini olduğu gibi sevmek ile başkalarının da sevmesi için değişmesini istemek arasındaki o büyük farkı da görüyoruz. Belki Yıldız Kız, Leo'nun isteğini kabul ederek gerçek ismi olan Susan ve "normal", sıradan bir kız olmayı deniyor ama Leo... ​Yıllar geçtikten ve her
Yıldız KızJerry Spinelli · Epsilon Yayınları · 201490 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Osman’a Veda Kendime Merhaba
10/10
·129 syf.··
2026 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:03
Selam 1000K bu benim ilk incelemem okuyup yorum yaparsanız çok mutlu olurum... Aylin Balboa’nın kalemiyle ilk kez bu kitapta tanıştım ve okuduktan sonra yazarın diğer kitaplarına da mutlaka bir şans vereceğime eminim. Öncelikle kitap sıradan bir aşk acısını ele almıyordu. Yazarın da çok isabetli bir şekilde belirttiği gibi: "Ayrılık acısı harbiden garip olay. Aşk acısı demek doğru olmaz buna, aşk sadece bir parçası. Ayrılık ondan çok daha fazlası. İçine bazen dünyalar sığıyor, hiç ilgisi olmayan konular bile bununla ilgiliymiş gibi geliyor insana." İşte bu kitap giden bir adamın arkasından yakılan bir ağıt değil de o gidişin yarattığı boşlukta yankılananlardı. Okurken sanki yazar tam karşınızda oturmuş, bir yandan kahvesini yudumlarken bir yandan da hayatın absürtlüklerine saydırıyor gibi hissediyorsunuz. Altını çizeceğiniz o kadar çok yer var ki, en azından ben neredeyse her sayfayı alıntıladım :), kitap adeta sizinle dertleşiyor. Balboa, "Gerçekler çoğunlukla acı, her zaman özgürleştiricidir" felsefesine tutunarak kendini kandırmaktan vazgeçiyor. Zihnini şahsi bir müze gibi gezip anıların tozunu alıyor ama o anılarda boğulmamayı öğreniyor ve bize de öğretiyor. Ve bence kitabın en çarpıcı yanı insanın kendi kendisiyle olan ilişkisini onarma sürecini sade ve akıcı bir dille bize aktarması. Netice itibarıyla bu bir veda kitabı. İnsanın sınırlarını, zaaflarını ve en önemlisi kendi içindeki o sarsılmaz gücü keşfettiği bir iyileşme manifestosu. Osman'la ya da bir başkasıyla, hayat bir şekilde bizi sınıyor, planlarımızı başımıza yıkıyor. Ama günün sonunda önemli olan, tüm o harabenin içinden çıkıp kendinle baş başa kalabilmek. "Ben bu yolun sonunda kendime çıktığım için çok mutluyum." Astalavista Osman :) Bu Hikâye Senden Uzun Osman Aylin Balboa
İnceleme
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,7bin okunma
5/10
·280 syf.··
2026 56. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 23:00
|Konusu| Patti Smith'in, kocası ve yol arkadaşı Fred "Sonic" Smith'in ölümünden sonra başlayan yas sürecini anlatıyor. Kocasının en sevdiği kafe olan New York'taki "M Treni" kafesine yıllar boyu yaptığı ziyaretleri ve burada sık sık canlanan eski anıları ele alıyor. Kitapta belirgin bir olay örgüsü yok; sadece büyük bir kaybın ardından bir kadının zihninde şekillenen yas süreci işleniyor. _______________________________________________________ |​Yorum| Bitti. Ben maalesef çok beğenmedim. Kitaba bir kurgu beklentisiyle başlarsanız beklentinin çok altında kalan bir eser. Olay örgüsü olmadan sadece Patti'nin eski anılarını ve yaptığı dünya turunu okuyoruz. Kitap bence çok yavaş ve dağınık ilerliyor. Bir sayfada Tokyo yolculuğunu okurken diğer sayfada bir rüyasına, başka bir sayfada ise çocukluğuna geçiş yapıyoruz. Bu kopukluk yüzünden anlatılanları pek hissedemedim ve kitapla bağ kuramadım. ​Kayıp ve yas üzerine yazılmış olsa da bu duygu bana pek geçmedi. Kısacası başlarken beklentim çok yüksekti ama pek sevemedim. ​: M Treni : Patti Smith
Duygu ve Düşünce
M TreniPatti Smith · Domingo Yayınevi · 2015580 okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2026 46. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:12
Yazarla tanışma kitabım. Beğenmiş olacağım ki bir başka kitabına geçtim. Ama kitabı seçmemin sebebi yazarla tanışmaktan ziyade yolculuk etrafında şekillenmiş bir metin okuma ihtiyacımdı. Maceracı tarafım rota boyunca başlarına olur olmadık şeyler gelsin istiyordu ama burda fiziksel yolculuk sadece bir araç. Bu söylediğim de bir eleştiri değil. :) Burdan sonrası spoiler mı bence değil ama çok hassassanız okumayın :) sonuçta ölmeye çıkıp da ölen kaç karakter girdi kurgu hayatımıza? Martin eden bile yaşamaya çalışırken öldü. Yani bu metnin sonu ölümle bağlansa özendirici olur muydu? Ölümle sonuçlanmayınca didaktiğe kaçmıyor mu? Çok kişisel yorumlar. Ben sonundan ziyade insanı bu son hayali ile yola çıkaran ve yolda yürüten o düşünce akışlarını okumayı, bu duyguları başkalarının ne şekillerde yaşadığını gözlemlemeyi seviyorum. Yazarın bu doğrultuda karakterleri kalburüstü kurgulandığı ve okumaya değer bir kitap ortaya koyduğu fikrindeyim.
EvNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20206,8bin okunma
Gölge'nin var olma çabasına tanık oluyoruz
Puan vermedi·128 syf.··
2026 11. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:19
Kitabın Sonunda #1 Bu kitabı bitirdim ama gölgeyi geride bırakamadım. Kitabın ortasında ona böyle seslenmeye başlamıştım. Görünmek isteyen ama nasıl görüneceğini bilmeyen, annesinin yörüngesinde yaşamaktan yorulmuş bir gölge... Kitabı kapattığımda içimde kalan ilk düşünce şu oldu: Böyle bir sonu hak etmedi. David'in ölümüyle birlikte sanki elindeki son tutunma dalı da kırıldı. Sonrasında yaşanan savrulma, yeniden düzen kurma çabası ve yalnızlık hissi beni uzun süre düşündürdü. Belki bu yüzden kitabın sonu benim için biraz askıda kaldı. Çünkü ben gölgenin ödülünü almasını istedim. Onca arayışın, kaybın ve çabanın ardından kendi hayatının merkezine geçtiğini görmeyi istedim. Ama hayat bazen romanlarda da cömert davranmıyor. Yine de kitabı kapattıktan sonra aklımda kalan soru şu oldu: Eğer başına gelecek her şeyi bilseydi, yine o yolun peşinden gider miydi? Ben sanırım giderdi diye düşünüyorum. Çünkü bazen insan sonunu bildiği için değil, ilk kez kendi seçtiği yol olduğu için yola çıkar.
Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp GötürmeyecekRichard Brautigan · Epona Kitap · 2026194 okunma